Bu animusun babasiz buyuyen kiz cocuklarinda cok etkili bir bicimde seyrettigini bilyordum. Her ne kadar erkekte de goruldugu dusunulsede yazida ben aksini dusunuyorum uzulerek soylerim ki![]()


Arketipler
Kolektif bilinçdışının içeriği arketipler terimiyle adlandırılır. Arketipilkörnek (prototip) sözcüğüyle eşanlam taşır.
Arketipler evrenseldir. Bir başka deyişleher insan aynı temel arketip imgelerine sahiptir. Bir çocuk dünyanın hangi yöresinde doğarsa doğsun
anne arketipini de birlikte dünyaya getirir. Ancak kendi annesiyle etkileşime başladıktan sonra bireysel farklılıklar ortaya çı kar. Çünkü çocuk yetiştirme biçimi
bir toplumdan diğerine
bir aile den diğerine ve hatta aynı aile içinde bir çocuktan diğerine farklılıklar gösterir. Bazı arketipler kişiliğin oluşumunda çok önemli bir rol oynadıklarından Jung onlara özel bir yer verir: persona
anima ve animus
gölge ve ben.
Persona: Persona sözcüğütiyatro oyuncularının çeşitli rolleri canlandırırken taktıkları maske anlamına gelir. Analitik psikolojide bu sözcük
insanın kendisi olmayan bir karakteri yaşaması anlamına gelir. Bir başka deyişle
persona toplumun onayını sağlamak amacıyla insanın dış dünyaya karşı taktığı maske ya da takındığı kimliktir.
Persona bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için zorunludur. İnsanlarla iyi geçinmemizihatta hoşlanmadığımız kişilerle birlikteyken bile dostça tutumlar takınmamızı sağlar. İnsanın çıkarlarını korumasına ve başarıya ulaşmasına yardımcı olur. İnsanlar özellikle çalışma yaşamlarında bu maskeyi sürekli kullanırlar
akşam eve gidince çıkarırlar. Birçok kişi ikili bir yaşam sürdürür; bunlardan biri personanın egemenliğindedir
diğeri kişinin iç dünyasının ihtiyaçlarını karşılar.
Bir insanın birden fazla maskesi olabilir. Çalışırken taktığı maskeevdeki maskesinden farklıdır. Arkadaşlarıyla buluştuğu zaman üçüncü bir maske kullanabilir. Böylece değişik durumlara kendini uyarlamaya çalışır. Aslında bu maskelerin varlığı öteden beri herkesçe bilinen bir olgudur. Ancak bunların doğuştan var olan arketiplerin bir anlatım biçimi olduğunu tanımlayan kişi Jung olmuştur.
Personanın kişiliğe sağladığı yararların yanı sıra zararlı olabildiği durumlar da vardır. Bir insan oynadığı role kendini çok kaptırır ve egosu yalnızca bu rolle özdeşleşirsekişiliğin diğer bölümü bir yana itilir. Personasının bu denli egemenliği altına girmiş biri kendine yabancılaşır ve aşırı gelişmiş personasıyla kişiliğinin azgelişmiş bölümleri arasındaki çatışmadan ötürü sürekli bir gerilim yaşar.
Egonun persona ile özdeşleşmesine “şişme” (infiation) denir. Böyle bir insanrolünü çok başarılı oynaması sonucu kendine aşırı önem verir. Bununla da yetinmez
bu rolü diğer insanlara da yansıtır ve onların da aynı rolü oynamasını ister. Otorite durumuna geldiğinde kendisiyle birlikte çalışanları bunaltır
ana ya da baba olduğunda çocuklarından çok fazla şey bekleyerek onların ruh sağlığının bozulmasına neden olur. Yasa ve gelenekler “grup persona’sını simgeler. Bireyin kişisel ihtiyaçlarını bir yana iterek
tüm grup üyelerini belirli normlara uygun ve birbirine benzer biçimlerde davranmaya zorlar.
Ego şişmesi kişinin aşağılık duygularına kapılmasına neden olur. Geliştirdiği amaçlara ulaşamadığından kendisini yetersiz görürçevresine yabancılaşır ve yalnızlık çeker. Jung
toplumda önemli başarılar kazanmış birçok kişiyi klinikte izleme olanağı bulmuş ve bu insanların nasıl boşluğa ve anlamsızlığa düştüklerini gözlemlemişti. Bu insanlar tedaviye başladıktan sonra
o güne kadar kendilerini aldattıklarını ve gerçekten ilgilenmedikleri şeylerle ilgilenir görünmüş olduklarını fark etmişlerdi. Tedavinin bir amacı da personayı söndürmek ve insanın gelişememiş yönlerinin ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır.
Anima ve animus: Jung personayı insanın dışadönük yüzü olarak nitelemişti. İçedönük yüzünü ise erkeklerde animakadınlarda animus diye adlandırmıştır. Anima arketipi erkek psişesinin kadın yönü
animus arketipi ise kadın psişesinin erkek yönüdür. Jung’a göre insan
karşıt cinse ait niteliklere de sahiptir. Kadın ve erkek her iki cinse ait hormonlar salgılamalarının yanı sıra psikolojik anlamda bazı tutum ve duyguları da birbirlerinden edinmişlerdir.
Kuşaklar boyunca kadınla birlikte yaşayan erkek anima arketipinierkekle yaşamını paylaşmış olan kadın da animus arketipini geliştirmiştir. Tarih boyunca etkileşimlerini sürdürmüş olan kadın ve erkeğin birbirlerine ait bazı özellikler edinmiş olmaları
karşı cinsi daha iyi anlayabilmelerine yardımcı olmuştur. Dolayısıyla persona gibi anima ve animus da insanın yaşamını sürdürebilmesinde önemli bir rol oynar.
Uyumlu bir insanda karşı cinse ait yönler davranışlara da yansır. Eğer bir erkek yalnızca erkeksi özellikler gösterirse dişilik özellikleri bilinçdışında kalır ve gelişemez. Böyle bir durum bilinçdışının zayıf ve etkisiz kalmasına neden olur. Çok erkeksi görünen ve davranan erkeklerinbu görünümün gerisinde çoğu kez zayıf ve bağımlı bir yapıya sahip olmalarının nedeni de budur.
Jung’a göre her erkekte doğuştan var olan kadın imgesi (anima)o erkeğin bilinçdışında bazı normların oluşmasına neden olur. Erkek bu normlara göre seçimini yapar; kimi kadını beğenir
kimi kadına istek duymaz. Erkek çocukta animanın ilk yansıdığı kişi anne
kız çocukta animusun ilk yansıdığı kişi ise babadır. Bir erkek bir kadına karşı “istek” duyarsa
bu kadın o erkeğin animasına uyan özellikler taşıyordur. Bir kadın bir erkeğe “itici” gelirse
bu kadın o erkeğin anima imgesine uygun düşmeyen niteliklere sahiptir. Benzer olaylar bir kadının animusunun yansımalarında da görülür.
Personanın şişmesi gibianima ya da animusun sönmesi ya da gelişmemesi zararlı sonuçlar yaratabilir. Jung’a göre
Batı kültürünün kadındaki erkeksi eğilimleri ve erkeklerin dişilik özelliklerini hoş karşılamaması
personanın egemen olmasına ve anima ya da animusun ezilmesine neden olmaktadır.
Engin Gençtan
Psikanaliz ve Sonrası
Metis Yayınları.



Bu animusun babasiz buyuyen kiz cocuklarinda cok etkili bir bicimde seyrettigini bilyordum. Her ne kadar erkekte de goruldugu dusunulsede yazida ben aksini dusunuyorum uzulerek soylerim ki![]()
"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsaorada güneş batıyor demektir"


Anima ve animus her insanın olağan gelişimi içinde kolektif bilinçdışında bulunan arketiplerdir. Patolojik hal ancak bastırıldıklarında meydana gelir ve abartılı hareketlerde de kendini gösterir.
Erkeğin içindeki kadınsı yön ise asla ve kata erkekliklerine zarar vermez nedense ilk okunduğunda tüm erkeklerde bu arketipi yadsıma eğilimi gözlemlenir muhtemelen bütünsel değerlendirmeyiştendir. Zira arketipleri birkaç cümlebirkaç paragraf ile açıklamak pek mümkün olmuyor=)



Bahsettigim olay suydu sadeceerkegin icinde barindirdigi kadinsi yahut kadinin barindirigi erkeksi yonler mutlaka var
animus diye adlandirmam belki yanlis oldu ki bunun ozel bir ismi vardi psikolojide hatirlamadim suan
kiz cocugunun evlencegi erkekte babasinin ozelliklerini aramasiydi. Ayni ozelligi erkek cocuklarina yontmayi ben kendi uzerime alinmadim sadece. Karsida aranilan ozellik anima ve animusla benzerlik gosteriyormus ben farkli sekilde algiladim sanirim. Tamam sustum
![]()
"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsaorada güneş batıyor demektir"


Kimi zaman kelimelerin kaygan zemini yazıyla da birleşince birbirimiz anlamakta zorlanmamız çok olağan=)
Evet bu arketipe göre karşı cinste aradığımız özellikler anima ve animus tarafından belirlenmektebabaları gibi eş isteyen bayanlara gelince
. Onlar ayrı bir başlık ayrı bir tartışma konusu olur
![]()
Şu an 1 kişi bu konuyu görüntülüyor. (0 üye ve 1 misafir)
Bookmarks