Forumuz.Net Sitesine Hoşgeldiniz.
+ Konu Cevaplama Paneli + Yeni Konu aç
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 1 2 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 13 Sayfa bulundu
  1. #1
    Banlı
    la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka

    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    4,277
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Tecrübe Puanı
    0

    Kırmızı Surat Şairler Şizofren Midir?

    Şairler Şizofren Midir?

    Hatırlanacak olursa Russel Crowe’un canlandırdığı “A Beautiful Mind / Akıl Oyunları” adlı filmle birlikte şizofreni dünyanın pek çok ülkesinde gündemin en üst sırasına yerleşmişti.

    Öykü oldukça çarpıcıydı çünkü bu Nobel ödüllü bilim adamı Prof. John Forbes Nash’ın hayat hikayesi üstüne kuruluydu. Gerçi Prof. Nash bir yönüyle şanslı bir şizofrendi. Zira başta eşinin ve sosyal çevresinin desteği sonucu gerçekle hayal arasını ayırt etmeyi başarabilmişti. Bununla birlikte bu filmde gözden kaçırılmaması gereken en temel hususlardan birisi ise yaratıcı bir bilim adamı olan Prof. Nash’in çalıştığı alanda mevcut paradigmayı değiştiren bir teoriye imza atmasıydı.

    “Akıl Oyunları” filminde gayet iyi işlendiği gibi gerçekle hayalin arasındaki ince çizginin arkasında saklıdır şizofrenin hikayesi. İşte bu noktada birbiriyle ilişkili çok çeşitli soruyla karşılaşmak mümkündür: Acaba aynı bilimsel yaratıcılıkta olduğu gibi sanatsal yaratıcılıkta da gerçekle hayalin karıştırılması söz konusu mudur? Sanatsal bir faaliyette bulunan bir kişi olan şair ile ruhsal bir rahatsızlık olan şizofreni arasında nasıl bir ilişki vardır? Başka bir deyişle sanatçılar/şairler şizofren midir?

    Bu sorulara cevap verebilmek için sanat ile psikiyatri yani yaratıcılıkla ruh sağlığı arasındaki ilişki üzerinde derinlemesine olmasa bile özetle durmak gerekir.

    Bilindiği üzere psikanalitik yöntemi benimsemiş olan psikiyatrlar sanatçıyı ve eserini analiz ederken bilinçdışını ön plana çıkartmak eğilimindedirler. Aslında sanatçılar da onların bu tavrının farkındadır. Esasen bu yaklaşım şuur altında ruhun en mahrem yerlerinde varlığını gizlice fakat aktif bir biçimde sürdüren çoğu kere bastırılmış arzular duygular ve düşüncelerin bilinçli olarak fark edilemediği lakin fırsat bulduğu zaman kendisini şuurlu alanda kılık değiştirmiş bir şekilde hissettireceği varsayımına dayanmaktadır. Bu sebeple bir psikiyatrın yaratıcı ürünleri yorumlama biçimi çoğu kere sanatçıyı/şairi tedirgin edebilir. Zira Freud’un teorisi psikiyatri ile sanat arasındaki ilişkiyi anlamamızda önemli bir işleve sahip olsa da onun Leonardo da Vinci hakkında yazdıkları sorgusuz sualsiz kabul edilebilecek cinsten değildir.

    Psikanalistler sanat ile nevroz arasında pek ayrım yapmamışlardır. Halbuki sanat insanın sınır tanımaz yaratıcılığını ortaya koyarken nevroz kısmen geliştirici olsa da genelde aşırı ve yoğun yaşandığı durumda insanı ketleyen yaşamını çekilmez hale getirebilen ruhsal bir rahatsızlıktır.

    Sanat bir yaratma eylemiyse sanatçı da ürünü ile yaratıcı bir faaliyeti gerçekleştiren kişiyse şu soruyu sormak anlamlıdır: Sanatçıyı normal insandan farklı kılan bu yaratıcılık nereden kaynaklanmaktadır? Eğer sanatçı normal birisi değilse bu durum onun psikiyatrik anlamda bir takım ruhsal bozuklukları olduğu anlamına gelir mi?

    Freud’a göre sanatçı kişilik yapısı itibariyle içe dönüktür; bu sebeple nevroza uzak sayılmaz. Çünkü o güçlü içgüdüsel ihtiyaçların ve arzuların baskısı altında yaşamaktadır. Onur güç servet ün ve kadınların sevgisini kazanmak sanatçının en temel beklentisidir.


    Ancak o bu arzularına doyum sağlayabilen kaynakları elde etme imkanından çoğu kere mahrumdur. Sonuçta doyumsuzluğa mahkum bir birey olarak sanatçı gerçekliğe sırt çevirip tüm ilgisini ve libidosunu nevroza yönlendirerek hayal dünyasını gerçekleştirmeye çalışır. Buna bir yönüyle hayalleriyle yaşama veya hayallerin önünde yaprak gibi savrulma da diyebiliriz. Kuşkusuz bu ifadeye göre sözcüklerle hayal dünyasının resmini yapan / yapmaya çalışan şair nevrotik bir kişilik yapısına sahip bir birey olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu izah tarzı sanatçının / şairin yaratıcılığını açıklamada yeterli midir? İnsan sadece bilinçdışıyla hareket eden bir varlık mıdır? Eğer böyle kabul edilecek olursa o hep çocuksu bir varlık olarak kalmaya mahkumdur. Halbuki insanın kendisine has bir bilinci manevî değerleri idealleri geleceğe yönelik tasarımları ve olanca egoizmine rağmen diğerkam tutum ve düşünceleri vardır. Bu sebeple bir ressamın resim yapması sadece anal dönem saplantısıyla ilişkilendirilerek açıklanamaz. Keza şair de anal fallik ve latent dönemlerin herhangi birinde sıkışmış bir kişiliğe sahip değildir. Aslına bakılırsa yaratıcılık bütün bunlardan öte bir şeydir. Sanatçının bir takım saplantılarının olması şizoid bir karakter arz etmesi ve fantaziye eğilimli olması muhtemeldir. Fakat tüm bunlar sanatsal yaratıcılığı açıklamakta yeterli midir?

    Adler sanatsal eylemde aşağılık kompleksinin belirleyici bir rolü olduğu kanısındadır. Bu da bir yönüyle sanatçıların/şairlerin hatta bilim adamlarının eksikliklerini telafi süreci içerisinde otantik ve orijinal ürünler ortaya koydukları anlamına gelmektedir. Varoluşçu filozoflar ve psikologlar ise sanatçıyı yaratıcılığa götüren şeyin ekzistansiyel kaygılar olduğunu söylerler. Bu da varlığın fani yani ölümlü olmasıyla yakından ilişkilidir. May’a göre sanatçılar genellikle kendi iç imgeleri ve hülyalarına dalmış yumuşak huylu insanlardır. Ama adaletsizliklere zorbalıklara ve zulme karşı oldukça duyarlıdırlar. Karakterinde yumuşaklık olsa da bu onun pek çok konu hakkında hassas olduğu anlamındadır. Esasen öfkesi de hassasiyetinden kaynaklanır. Çünkü sanatçı tüm olumsuzluklara karşı öfkelidir. Asıl öfkesi ise ölüme yani yokluğa yöneliktir.

    Bazı ruhsal durum ya da bozuklukların yaratıcı süreci hızlandırdığı bilinmektedir. Ancak şizofreni ve nevroz gibi patolojik hallerin yaratıcı süreci açıklamakta doyurucu cevaplar ortaya koyup koymadığı tartışmalı bir husustur. Gerçi sanatsal yaratıcılıkları olanların genel olarak içedönük hüzünlü fantezi kurmaya eğilimli sosyal ilişkilerden pek fazla hoşlanmayan ya da zaman zaman beşeri ilişkilerden kaçınarak inzivaya çekilen kişiler olduğu günlük gözlemlerimizde bile açıkça fark edilebilmektedir. Ancak bu ifade sosyal temsil anlamında tam bir genellemeden ibarettir.


    Genellemeler ise hakikatin bir tarafına ışık tutsa da diğer tarafını görmezden gelen söylemlerdir. Zira tamamen dışa dönük konuşkan ve neşeli bir kişilik yapısına sahip olan sanatçılara rastlamak da mümkündür. Şu halde genel bir eğilimden söz edilse de sanat ile ruhsal bozukluklar arasında doğrudan bir ilişki kurmak sanıldığı kadar kolay değildir. Sonra şu hususu da vurgulamak gerekir ki hem ruhsal açıdan sağlıklı olanlar hem de şizofren ve nevrotikler yani sağlıklı olmayanlar yaratıcı faaliyetlere girişebilirler. Ancak bu noktada şöyle bir soruyla karşılaşmak da olasıdır: Acaba sağlıklı olanlar ruhsal sıkıntı yaşadıkları zamanlarda hasta olanlar da hastalıklarının hafiflediği dönemlerde mi daha fazla yaratıcı aktiviteler içerisine girmektedirler? Bu soruyu cevaplamak sanıldığı kadar kolay değildir. Bu sebeple yaratma eylemini bir ruhsal bozukluk olarak görmek yerine ne olup bittiğini anlamaya çalışmak daha anlamlı ve işlevsel bir tutum olacaktır.

    Tekrar sanat ile şizofreni arasındaki ilişkiye dönecek olursak öncelikle söylemek gerekir ki özellikle paranoid tip şizofreni ile desorganize dağılmış tip şizofreni şair ve sanatçılarda sıklıkla görülebilen rahatsızlıklardır. Ağlanacak şeye gülebilirler gülünecek şeye de ağlayabilirler. Duygulanım ifadeleri anlamsız yere sık sık değişir. Şairlerde de bu tip söylemlere rastlamak olasıdır.


    Özellikle gerek sembolist gerekse sürrealist sanatçılar/şairler eserlerinde/şiirlerinde nesnel anlamı boğdukları ve hayallerinin sınırsız sularında yüzdükleri için yaratıcı imgeler üretebilmektedirler.

    Gerçek ile hayal arasındaki hatların buharlaşmaya başlaması belki de yaratıcılığın başladığı noktalardan birisidir. Benliğin örselendiği bilincin yaralandığı durumlar da bu çerçevede değerlendirilebilir. Bununla birlikte iyi bir şiirde hem iç gerçeklik hem de dış gerçeklik kelimelere yansımaktadır ya da yansımalıdır. Bu da sembollerle ve imgelerle gerçekleşir.

    Nasıl sembollerde anlamsızlık söz konusu değilse dıştan anlamsız görülse de hayaller kendi içinde nasıl anlamlı ise imgelerde aynı şekilde anlamlıdır. Mesele imgeyi çözümlemektir. Onun çözümlenememesi anlamsız olması demek değildir. Bu noktada şairlerin ya gerçekten şizforeni ya da şiir tadında ve kıvamında yazdıkları dizelerinde şizofrenik söylemlerden yararlandıklarını söylemek durumundayız.

    Sullivan`a göre şizofreni parçalanma ve karmaşadan kaçınmak için kullanılan adaptif bir stratejidir. Şizofren birey için güvenlik ve anlam arayışı doyum ve gerçeklik gibi gereksinmelerden daha önemlidir. Varoluşa anlam arayan kişi olarak şair de hafif bir şizofrendir. Sanatçılarda böyle bir durumun olması onların yaratıcılıklarını artırabilir. Nitekim Jung Paris’te Picosso’nun sergisini gezdikten sonra “bu adam tam bir şizofren” der. Ancak Garaudy’nin de dediği gibi “Picasso şizofren olsa da her şizofren Picasso değildir”. İşte burada şizofren bile olsa yaratıcı düşünce ve bunun dışa vurumu olarak sanat eserini değerlendirirken aceleci olmamak gerekir. Zira yaratıcılık belki de “psikopatoloji”den ziyade “normal psikodinamik”le daha yakından ilişkili olarak izaha çalışılmalıdır.

    O halde yaratıcılık nedir sorusuna cevap aramak durumundayız. Zira buna cevap bulmadan sanatçı/şair ile psikopatoloji arasında nasıl bir ilişki olduğunu anlayabilmek çok zordur.

    Yaratıcılık varoluşa yeni şeylerin katıldığı bir zihinsel süreçtir. Konuyu özelleştirerek şiir bağlamında düşünecek olursak şair; bakir otantik ve yaratıcı imge sembol ve ifadeleri kah düşünerek kah aniden gelen bir fırtınayla dile getiren ama bunu şiirin olmazsa olmazları içerisinde yapmaya çalışan/yapan bir sanatçıdır. Bu sebeple yaratıcı söylem aynı zamanda yaratıcı bir hayal gücünü gerektirmektedir. Ancak bu da yeterli değildir. Çünkü hayalin kelimelerle resmi yapılırken şiir dili ve şiir sesi dikkate alınmalıdır.

    Acaba şair neden şuur altıyla teması kuvvetli olmak zorunda olan kişidir? Bu soru şiirle nesrin arasındaki farkı da ortaya koymaktadır. Gerçi nesirde de şuur altı önemlidir ancak nesirde şiir dilinde olması gereken özellikleri aramamak gerekir.

    Şair iç dünyasının yani şuur altı ve hatta şuur dışının engin zenginliğinden ilham alır. Söylemin şiir dilinde ve sesinde olması işin teknik tarafıdır. Ancak bu teknik taraf gerçekleşebilmek için önce şuurun yarılarak aradaki çatlaktan öte tarafın yani ırmağın karşı tarafının rengini ve kokusunu hissetmek duyumsamak önemlidir.

    Buna “ne demek yani… şair şaman gibi bir şey midir?” diye itiraz edilebilir. “Evet. Şair orijinal otantik ve yaratıcı bir ürün ortaya koymak istiyorsa raks eden şaman gibi kendisinden geçerek görüntü aleminin kapısını kapatmalı ve hayal aleminin kapısını aralamalıdır”. Buna ırmağın diğer kenarına geçme de diyebiliriz. Mevcut kıyı nesir alanına aittir ötelerdeki kıyı ise şiire. İşte iyi şairler “hep öte taraftan yazarlar”. Lakin öte taraftan yazmak pek çok sağlıklı insan için çok zordur.

    Özel bir konsantrasyon gerektirir bu. Ancak ruhsal olarak hafif bir şizofreni hafif bir nevroz yaşayanlar şuur dışıyla teması daha fazla kurma şansına sahiptirler. Şuur dışı şuurlu hayata göre anlamsızlık alanı olduğu için şizofrenin anlamsız konuşmaları normal insanlara garip gelebilir. Çünkü şuur dışı semboller alanıdır. Sembollerin zamana mekana ve dünyevi anlamda mantıksal kurallara tabii olmaması ise yaratıcılığın başladığı yerdir.

    Şair şuur altından ve hatta şuur dışından ne kadar çok beslenirse söylediği şiir iyi şiir haline gelebilir. Şizofrenik söylemler ne kadar çok olursa sembolik ve imgesel söylemler de o nispette kaliteli bir yapı kazanacaktır.

    Sahi şairler gerçekten şizofren midir?


    Belki de…Olabilir ya da değillerdir… Kimbilir?


    Doç. Dr. ASIM YAPICI







    Hemen Paylaş!
    Share


  2. #2
    relativista Evreka relativista Evreka relativista Evreka relativista Evreka relativista Evreka relativista Evreka relativista Evreka relativista Evreka relativista Evreka relativista Evreka relativista Evreka

    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    7,680
    ilişki durumu
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    5000

    Standart

    Sanatçıyı normal insandan farklı kılan bu yaratıcılık nereden kaynaklanmaktadır? Eğer sanatçı normal birisi değilse bu durum onun psikiyatrik anlamda bir takım ruhsal bozuklukları olduğu anlamına gelir mi?
    Bu durumda olağanüstü yeteneklere sahip bir insan özellikle ruhsal anlamda ve davranışlarında normal değil midir ?









  3. #3
    ZıpırMario Evreka ZıpırMario Evreka ZıpırMario Evreka ZıpırMario Evreka ZıpırMario Evreka ZıpırMario Evreka ZıpırMario Evreka ZıpırMario Evreka ZıpırMario Evreka ZıpırMario Evreka ZıpırMario Evreka

    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Bulunduğu yer
    kaysı diyarı
    Yaş
    23
    Mesajlar
    2,549
    ilişki durumu
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    2838

    Standart

    bu yazı sadece şairler için değil bütün sanatçılar adına konuşmuş çoğu sanatcı normlara uymaz normal davranmaz ama şizofrence davranış gösteren hiç sanatçı görmedim ben








    Angel_931


    Doğuşum müddetim miadım sensin
    Zamana attığım
    ilk adım sensin




    Hazreti İsa' nın do
    ğumu değil
    Ben seni tanırım
    miladım sensin


    ZıpırMario

  4. #4
    Banlı
    la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka

    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    4,277
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Alıntı relativista Nickli Üyeden Alıntı [Misafirler Kayıt Olmadan Linkleri GöremezKayıt Olmak için Tıklayın]
    Bu durumda olağanüstü yeteneklere sahip bir insan özellikle ruhsal anlamda ve davranışlarında normal değil midir ?

    Tabi ki değildir=) Sorun bizim "normal" algımızda yadsımamızın nedeni normalin bize ideal olarak dayatılması.

    Normal kavramı "norm"lara dayanır. Normları ise belirleyen çoğunluğun düşünce ve davranışlarıdır. Çoğunluğun "normal" "ortalama" bir zekaya sahip olduğunu dikkate aldığımızda o zeka düzeyini aşan kişiler de "norm"dan sapmış sayılır; ama normallik bir sağlık ölçütü olmadığı için üstün zekalı birini de sağlıksız ve hasta olarak tanımlamak mümkün değildir.

    Sanatçıları göz önüne aldığımızda; yaratıcılık herşeyden önce belirli kalıplarda kalmamayı gerektirir. Özgün bir kişilik de başkasının düşüncesini benimsememeyi. Bu durumda haliyle sanatçı toplumdan ayrılacak ve toplumla çoğu durumda ters düşecektir. Toplumsal algı da o kişiyi " anormal" olarak tanımlayacaktır.

    Unutmayın ki yamyamların olduğu bir kabilede yamyamlığı reddetmeniz de bir anormallik göstergesi olurdu=)









  5. #5
    KMnO4 Evreka KMnO4 Evreka KMnO4 Evreka KMnO4 Evreka KMnO4 Evreka KMnO4 Evreka KMnO4 Evreka KMnO4 Evreka KMnO4 Evreka KMnO4 Evreka KMnO4 Evreka

    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Bulunduğu yer
    Dersaadet
    Mesajlar
    303
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    953

    Standart

    "Kitabe-i Seng-i Mezar" Orhan veli'nin garipciler akimini doguran baslangic kivilcimini yapan siiridir. Bu siirin yazildigi donemde sadece bastakilere naat'lar okunurken ve siirde kullanilan kelimeler ozel olarak secilirken Orhan veli'nin bu siirinde suleyman efendi gibi halk tabakasindan bahsetmesi ve "nasir" gibi o doneme bianen amiyane bir tabir kullanmasi la crise'nin bahsettigi uzere oldukca toplumla ters dusurmustu. Zamanin siir modeline bu denli ters dusen bir akimi yaratacak kisi veya kisilerin normal zihniyette olmasi beklenemez bence de manik depresif psikozun bir sair hastaligi oldugunu duymustum sizofren boyutuna ulasir mi tartisilir. Paylasimi yapan arkadasima tesekkur ediyorum :p








    Konu KMnO4 tarafından (26-09-2009 Saat 00:42 ) değiştirilmiştir.
    "Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir"

  6. #6
    Ella Evreka Ella Evreka Ella Evreka Ella Evreka Ella Evreka Ella Evreka Ella Evreka Ella Evreka Ella Evreka Ella Evreka Ella Evreka

    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    bi bilsem ?
    Yaş
    22
    Mesajlar
    1,890
    ilişki durumu
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Takımı
    Ruh Halim
    Kustah
    Tecrübe Puanı
    1812

    Standart

    fılozoff olmussunuz resmen
    sızofren baska bambaska daha ne oldugunu bılmeden sallamıslardır kesın bunlar








    Konu Ella tarafından (26-09-2009 Saat 01:07 ) değiştirilmiştir.

    öLüm GöZyaSLarını DöKüYoR!!
    ßen herkesi hep kendim gibi biliyorum =(

    kilo dondurma yesem içimdeki üzüntü ateşi söner mi ki ?

    Geçmişi unuttu ki geLeceğin oLsun
    ama nasıL o gecmiSte cok sevdigin ßiriLeri varSa ?


  7. #7
    Banlı
    la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka la crise Evreka

    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    4,277
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Yazı doçent Dr. tarafından yazılmıştır.

    Şairlerin şizofren olduğu hükmünü de vermiyor zaten.

    fakat tarihsel süreçte sanatçıların hangi ruhsal hastalıklara sahip olduğunu kendimiz de bulabiliriz.









  8. #8
    eL Nino Evreka eL Nino Evreka eL Nino Evreka eL Nino Evreka eL Nino Evreka eL Nino Evreka eL Nino Evreka eL Nino Evreka eL Nino Evreka eL Nino Evreka eL Nino Evreka

    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Yaş
    23
    Mesajlar
    1,358
    ilişki durumu
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Takımı
    Ruh Halim
    Arizali
    Tecrübe Puanı
    2768

    Standart

    Ben heP ınanmısımdır SaırLerın YonetmenLerın RessemaLarın bıraz sızofrenık Yapıya sahıp olduklarına.

    Cunku bazısı o kadar muemmel ısler cıkarıyorkı bunu baska bıseyle ıfade etmek mumkun degıl

    kı saten yazdıklaırnı yasıyorsa saaıırler onlara normal demekte pek ınandırıcı olmaz.








    Onu Aklına Yaz Kalbim
    Dilin Söyler İçin Onu İster

  9. #9
    eskibidost Evreka eskibidost Evreka eskibidost Evreka eskibidost Evreka eskibidost Evreka eskibidost Evreka eskibidost Evreka eskibidost Evreka eskibidost Evreka eskibidost Evreka eskibidost Evreka

    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    9,720
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    0

    Sakin

    sanat ile uğraşan herkes için demiyelim ancak şairlerin biraz şizofren oldukları kesin.
    yoksa devamlı hayal kurup yapmadıkları şeyleri söylemeleriyaşamadıkları konulardan bahsetmelerini nasıl açıklayabileceğiz









  10. #10
    Banlı
    Sabrina Evreka Sabrina Evreka Sabrina Evreka Sabrina Evreka Sabrina Evreka Sabrina Evreka Sabrina Evreka Sabrina Evreka Sabrina Evreka Sabrina Evreka Sabrina Evreka

    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    5,100
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Aslında acıyı iliklerine kadar yaşıyorsunmutsuzluktan önünü göremediğin günlerin oluyor
    Bu şartlar altında çokta normal kalabilmeyi başaran var mıdır?
    O acıyı o dibe batmışlıgı hissetmeden çıkarmı ortaya o şaheserler =)










 

Forum Bilgileri

Bu Konuyu Görüntüleyenler

Şu an 1 kişi bu konuyu görüntülüyor. (0 üye ve 1 misafir)

     

Konu Etiketleri

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542