Winchenza merakımdan soruyorumKarl Marx'in Das Kapital'ini okudun mu? Bize Marx hakkında bilgi edinebileceğimiz hangi eserlerini tavsiye edersin?
Prusya Krallığı'na bağlı Trier kentinde yedi çocuklu Yahudi bir ailenin üçüncü çocuğu olarak Karl Heinrich Marx adıyla dünyaya geldi. Babası Heinrich (1777–1838) Aydınlanma düşünürleri Voltaire ve Rousseau'ya hayrandı. Prusya makamlarıbir Yahudi'ye hukuk diploması vermeyeceği için Prusya'nın resmi inancı olan Lüterciliği seçti
Hıristiyan oldu. Annesinin ismi Henrietta (1788–1863)
kardeşlerinin isimleri Sophie
Hermann
Henriette
Louise
Emilie ve Caroline'dir.
Marx'ın görüşleri
Marksizmstandard felsefi süreçten farklı olarak düşünüşün dışında eylemi de içerir (Marx
praksis ve felsefeyi birleştirerek
Marksizm'i "praksis felsefe" vasfına bürümüştür
buna göre Marksist felsefe düşünüş ve faaliyeti birlikte gerçekleştirir). Ölümünden sonra Lenin
Mao
Stalin ve Troçki gibi liderler Marksizmi çeşitli şekilde yorumlamışlar ve bu yorumların sonucu ortaya koydukları hareketler Leninizm
Maoizm gibi isimlerle adlandırılmıştır.
Marx'ın felsefesi
Marx'ın felsefesinin dayanak noktası insanın doğası ve toplum içindeki yeridir. Hegelci diyalektiğin yardımıyla insan doğasının değişmezliği kavramını reddeder. Burada kastedilen insan doğasıfizyolojik ihtiyaçlar değil insanın toplum içinde yarattığı hareket ve davranış biçimidir. Bunu da "tarihsel süreç" ve "doğa" kavramlarını bir arada ele alarak yapar. Sosyal koşulların davranışı belirlemesi
doğanın insanın davranışını belirlemesinden önce gelir. Ama bu insan doğasının varlığını reddetmez
yabancılaşma teorisi bunun üstüne kurulur. İnsan emeği kaçınılmaz olarak doğal bir kapasite gerektirir ama bu da insan bilincinin aktif rolüne sıkıca bağlıdır:
“ Örümcekişini dokumacıya benzer şekilde gördüğü gibi
arı da peteğini yapmada pek çok mimarı utandırır. Ne var ki
en kötü mimarı en iyi arıdan ayıran şey
mimarın
yapısını gerçekte kurmadan önce
onu hayalinde kurabilmesidir. „
Marx'ın tarih analizitarım toplumlarında toprak ve kürek
sanayi toplumunda madenler ve fabrikalar olarak sayılabilen yani bir malın üretimi için doğrudan gerekli üretici güçler ve bu üretim araçlarını kullanan insanların kurduğu sosyal ve teknolojik ilişkileri tanımlayan üretim ilişkileri arasındaki ayrıma dayanır. Bu ayrım ve bağ üretim biçimini oluşturur. Marx
Avrupa'da üretim biçiminin değişmesiyle birlikte feodalizmden kapitalist üretim biçimine geçildiğini söyler. Marx üretici güçlerin
üretim ilişkileriden daha önce geldiğini ve daha hızlı değiştiğini söyler. Felsefenin Sefaleti çalışmasında bu durum şöyle yer alır:
“ Toplumsal ilişkilerüretici güçlere sıkı sıkıya bağlıdırlar. Yeni üretici güçler sağlamak için insanlar kendi üretim biçimlerini değiştirirler; kendi üretim biçimlerini değiştirmek
yaşamlarını kazanma yollarını değiştirmek için de bütün toplumsal ilişkilerini değiştirirler. Yeldeğirmeni size feodal beyli toplumu verir; buharlı değirmen ise
sınai kapitalistli toplumu. ”
Marx toplumdaki sınıfların bu üretim biçimlerine bağlı olarak oluştuğunu söyler. Bir sınıfı oluşturan insanlar kendi istekleri yahut bilinçleriyle bir araya gelmiş değildir. Her sınıfın da kendi çıkarına farklı bir isteği vardırbu da toplumda çatışmaya yol açar. İnsanlık tarihinin en kalıtımsal özelliği sosyal sınıfların çatışmasıdır:
“ Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihisınıf savaşımları tarihidir. ”
Marx insanların kendi emek gücü ve bunla olan ilişkisiyle de ilgilenmiştir; yabancılaşma sorunu özellikle Genç Marx'ın ilgilendiği bir alandır. Kapitalist sistemde insan kendi doğasına yabancılaşmasıylahem kendi emeğine hem üretim sürecine hem de sosyal ilişkilerine karşı yabancılaşır. Kapital'de yerini daha ayrıntılı biçimde tanımladığı meta fetişizmine bırakır.
Yanlış bilinç de Marksist terminoloji içinde önemli bir yere sahiptir. İdeoloji kavramıyla oldukça yakından bağlantılıdır ve onu olumsuzlar. Üretim araçlarına sahip sınıfaynı zamanda kendi dünya görüşünü de alt sınıflara pompalar. Böylece proletarya kendi çıkarının nerede olduğunu göremez
düzeni değiştirme şansının olmadığını düşünür. Olayları devrimci bir düşünceden uzak olan din veya insan çerçevesinden görür. Marx
Hegel'in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı'da şöyle der;
“ Dinsel üzüntübir ölçüde gerçek üzüntünün dışavurumu ve bir başka ölçüde de gerçek üzüntüye karşı protesto oluyor. Din ezilen insanın içli ezgisini
kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını
manevi olanın dışlandığı toplumsal koşulların maneviyatını oluşturuyor. Din
halkın afyonunu oluşturuyor.
NOT: Tarafımdan forumuz.net için sadeleştirilmiştir
[Misafirler Kayıt Olmadan Linkleri GöremezKayıt Olmak için Tıklayın]
[Misafirler Kayıt Olmadan Linkleri GöremezKayıt Olmak için Tıklayın]
Konu Winchenza tarafından (16-10-2009 Saat 17:49 ) değiştirilmiştir.


Winchenza merakımdan soruyorumKarl Marx'in Das Kapital'ini okudun mu? Bize Marx hakkında bilgi edinebileceğimiz hangi eserlerini tavsiye edersin?
eğer marxı anlamak icin diyorsan '' das kapital '' ile başlaman yanlıs olur
ha ben bu yönde kitaplar okuyacağım diyorsan
önce rus edebiyatı ile başla derimideolojik bi temele pek dayanmayan kitap
mesela Gorki - Ana isimli kitaptan başla
daha sonra
Sosyalizmin alfabesi-Leo Huberman *****
marksizme giriş-ernest mandel
sonra das kapital ' e gec
Konu Winchenza tarafından (16-10-2009 Saat 18:35 ) değiştirilmiştir.


Sağol yanıtın için de ben Marx'ın terminolojisine zaten uzak değilim; sadece genelde Marx'ın hiçbir kitabı okunmadan Marksist olan bir kesim var olduğu için hangi kitaplarına ulaşabildiğini sormuştum=) Yanlış anlamayacağını umarak.
Das Kapital ekonomi kitabıdır; son derece de sıkıcıdır. Marks zaten bir filozof değil daha çok ekonomiye yönelmiş bir isimdir. Marks'ın kendi kitapları okunmadan başka kaynaklardan yeterince bilgi sahibi olunmayacağı kanaatindeyim=)
Şu an 1 kişi bu konuyu görüntülüyor. (0 üye ve 1 misafir)
Bookmarks