Forumuz.Net sitesine hoş geldiniz.
1 den 1´e kadar. Toplam 1 Sayfa bulundu
  1. #1
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Bulunduğu yer
    αnкαяα
    Tecrübe Puanı
    Mesajlar
    3,371

    Standart Tin Suresi (Vettini Vezzeytuni)

    Tin Suresi (Vettini Vezzeytuni)

    Tin Suresi (Arapça: سورة التين) Kur'an-ı Kerim'in 93. suresidir. Mekke'de indirilmiştir. 8 ayettir. "Tin"; bir dağ adı veya incir demektir. Tûr-u Sînîn üzerinde Allah'ın Hz. Mûsâ (a.s.) ile konuştuğu Tûr Dağı'dır. Sinîn bereketli demektir. Takvim doğrultmak demektir. "Ağacı düzeltip doğrulttu" demektir "Zaman onu dengeli iyi görüşlü ve akıllı kıldı" mânâsına denir. Memnun kesilen yani tükenen. Dîn ceza demektir. "Karşılığını verdi" anlamına gelen fiilden türemiştir. "Yaptığın gibi sana karşılığı verilir" mânâsına gelen hadisinde de bu mânâda kullanılmıştır.
    Okunuşu

    Bismillahirrahmanirrahim

    Vettîni ve'z-zeytûni ve Tûr-i sînîne ve hâzel beledil emîn. Legad (kh)alagnel insâne fî ehseni tagvîm. Sümme radedednâhü esfele seefilîn. İllellezîne eemenû ve amilu's-sâlihâti felehum ecrün ğayri memnûn. Femee yükezzibuke bağdi biddîn. Eleysellâhu biehkemil hâkimîn.

    Anlamı

    Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla.

    1. İncire zeytine
    2. Sina dağına
    3. Ve şu emîn beldeye yemin ederim ki
    4. Biz insanı en güzel biçimde yarattık.
    5. Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına attık.
    6. Fakat iman edip sâlih amel işleyenler için eksilmeyen devamlı bir ecir vardır.
    7. Artık bundan sonra ceza günü konusunda seni kim yalanlayabilir?
    8. Allah hüküm verenlerin en üstünü değil midir?

    Ayetlerin Tefsiri

    1. Bu bir yemindir. Yani incir'e ve zeytin'e yemin ederim. Yüce Allah bereketli oldukları ve çok yararları bulunduğu için bunlara yemin etti. İbn Abbâs şöyle der: Bu yediğiniz incir ve sıkıp yağ çıkardığınız zeytininizdir. İkrime'de şöyle der: "Yüce Allah incir ve zeytinin bittiği yerlere yemin etti. Çünkü incir Dımaşk'ta Zeytin de Beyt-i Makdis'te çok olur". Bu mânâ daha açıktır. Yüce Allah'ın mekan isimlerini yani Tûr Dağı ve Emin Belde'yi bunların üzerine atfetmesi bunu göstermektedir. Böylece bu yemin Allah'ın vahy ve semavî emirlerle şereflendirdiği mukaddes yerlere yapılmış bir yemin olur.

    2. Bereketli dağa da yemin ederim. Bu üzerinde Allah'ın Mûsâ (a.s.) ile konuştuğu çok ağaçlı güzel ve bereketli Tûr-ı Sînâ dağıdır. Hâzin der ki: "Tûr Dağı güzel ve bereketli olduğu için Sînîn ve Seynâ sıfatları ile nitelenerek ona "Tûr-ı Sînîn" denilmiştir. Meyveli ağaçlan olan her dağa Sînîn ve Seynâ denir."

    3. İçine girenlerin canları ve mallan konusunda emin olduğu bu emin beldeye yani Mekke-i Mürerreme'ye yemin ederim. Nitekim Yüce Allah meâlen "Çevrelerinden insanlar kapılıp götürülürken bizim (orayı) güven içinde kudsi bir yer yaptığımızı görmediler mi?" buyurmuştur. Âlûsî şöyle der: Bunlar birçok müfessirin görüşüne göre şerefli ve bereketli yerlere yapılmış yeminlerdir. Emin beldeden maksat tartışmasız bir şekilde Mekke-i Mükerreme'dir. Allah onu korusun. Tûr-ı Sînîn ise üzerinde Yüce Allah'ın Mûsâ (a.s.) ile konuştuğu dağdır. Buna Tur-ı Seynâ da denir. İncir ve zeytine gelince Katâde'den rivayet edildiğine göre bunlar biri Dımeşk'ta diğeri Beyt-i Makdis'te iki dağdır. İncir ve zeytin'den bunların yetiştiği yerler kastedilmiştir. Bazılarına göre de bunlardan maksat bildiğimiz iki ağaçtır. Bu İbn Abbâs ve Mücâhid'in görüşüdür. Bu şeylere yeminden maksat o bereketli yerlerin şerefli olduğunu ve peygamberlerin gönderilmesi ile orada ortaya çıkan hayır ve bereketi açıklamaktır. İbn Ke-sîr şöyle der: Bazı âlimler bunların üç yer olduğu kanaatma varmışlardır. Bunların her birinde Yüce Allah büyük şeriatlar getiren azim sahiplerinden bir peygamber göndermiştir. Birincisi incir ve zeytinin yetiştiği yer olan Beyt-i Makdis'tir ki Yüce Allah burada İsa'yı (a.s.) göndermiştir. İkincisi Tûr-i Sînîn yani Tûr-ı Seynâ'dır. Yüce Allah burada Mûsâ (a.s.) ile konuşmuştur. Üçüncüsü ise içine girenlerin emin olduğu Beled-i Emîn'dir. Burası Allah'ın Hz. Muhammed (a.s.)'i peygamber olarak gönderdiği yerdir. Tevrat'ın sonunda bu üç yer şöyle anlatılmıştır: "Yüce Allah üzerinde Mû-sâ (a.s.) ile konuştuğu Tûr-i Seynâ'dan geldi. Sâîr'den yani îsâ'yı (a.s. ) peygamber olarak gönderdiği Beyt-i Makdis dağından dünyayı aydınlattı. Farân dağlarından yani Hz. Muhammed (a.s.)'i peygamber olarak gönderdiği Mekke dağlarından göründü" Yüce Allah Tevrat'ta bunları zaman sırasına göre anlattı ve Kur'ân'da da şeref sırasına göre yemin etti. Şöyle ki önce şerefliye sonra ondan daha şerefliye sonra da her ikisinden daha şerefli olana yemin etti.[9] Bu yeminin cevabı şudur:

    4. Kuşkusuz biz insan nevini en mükemmel ve en güzel sıfatlarla nitelenmiş olarak en güzel biçimde yarattık. Yani şekli güzel boyu düzgün uzuvları ********* uygun; bilgi anlayış akıl erdirme iyi ve kötüyü ayırma konuşma ve edep sıfatları ile donatılmış olarak yarattık. Mücâhid şöyle der: den maksat "En güzel biçimde ve eşsiz bir yaratılışta yarattık " demektir.

    5. Kendisini bu şekilde yaratmamızın gereğini yerine getirmediği için onun derecesini aşağıların aşağısına indirdik. Zira o en güzel biçimde yaratma nimetimize şükretmedi kendisine verdiğimiz bu güzel özellikleri bize itaatta kullanmadı. Dolayısıyle biz de onu aşağıların aşağısına yani cehenneme indireceğiz. Mücâhid ve Hasan Basrî şöyle der: Cehennemin en alt tabakasıdır. Dahhâk da şöyle der: Yani onu ömrün en verimsiz çağma götürürüz ki bu da gençlikten sonra ihtiyarlaması kuvvetli olduktan sonra zayıf düşmesidir. Âlûsî de der ki: Âyetin akışından ilk akla gelen kâfirin kıyamet günündeki haline ve onun en güzel ve eşsiz bir şekilde yaratılmışken en çirkin ve âdi bir şekilde olacağına işarettir.

    6. Ancak hem iman edip hem de sâlih amel işleyen mü'minler bunun dışındadır. Onlar için tükenmeyen sürekli bir mükâfaat yani takva sahiplerinin yurdu olan cennet vardır.

    7. Bu üçüncü şahıstan ikinci şahsa dönme üslubuyla insana yapılmış bir hitaptır. Yani Ey İnsan! Bu açıklama ve apaçık delillerden sonra senin yalanlamana sebep ne? Çünkü insanın bir nut-feden yaratılması ve en güzel ve mükemmel bir biçimde var edilmesi Yüce Allah'ın öldükten sonra diriltme ve hesaba gücü yeteceğini gösteren en açık delillerdendir. O halde bu delillerden sonra hesap gününü yalanlamaya seni iten nedir?

    8. Yaratan ve en güzel biçimi veren Allah kullar arasında hükmetme ve haklı ile haksızı ayırma bakımından âdillerin en âdili değil midir? Hadiste şöyle gelmiştir: Hz. Peygamber (a.s) bu âyeti okuduğunda "Evet ben de buna şahitlik edenlerdenim' derdi.


    Hemen Paylaş!


 

 
Künye Uyarı
Powered by vBulletin® Version 4.1.12
Copyright ©2000 - 2015, Jelsoft Enterprises Ltd.
Extra Tabs by vBulletin Hispano
Sanal Dünyanın Gerçek Ailesi
Copyright ©2007-2015 Forumuz.Net

Sosyal paylaşım platformu olan Forumuz.Net sitemizde, kullanıcılar, 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumuz.Net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İLETİŞİM panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumuz.Net yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.


sohbet