UZUN süredir ABD ile devam eden füze kalkanı müzakeresinde sona gelindiği anlaşılıyor.
Görünen o ki ABD ikna çabalarında başarılı oldu ve füze kalkanı NATO çerçevesinde yerleştirilecek.
NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen'in dün Lizbon zirvesindeki "Modern tehditlere karşı modern savunma yapmalıyız" sözü de bunun bir yansıması.
Rasmussen bununla da yetinmedi bir tehdidin varlığından söz edip ittifak ülkelerinin tek başına alamayacakları araçları birlikte almaya yönelmeleri gerektiğini söyledi.
Anlaşılan o ki Bush döneminden beri devam eden "olmazsa olmaz" uğraşını Washington eksiltmeden sürdürüyor.

COĞRAFİ KONUM
Daha önce ABD Savunma Bakanı Rumsfeld'in Ankara'yı ikna edemediği için Çek-Polonya'ya kaydıracağını söylediği ancak Obama'nın Putin ile görüşmesi sonrası vazgeçtiği füze kalkanı sistemi Türkiye'ye bu kez NATO şemsiyesi altında yerleştirilecek.
Zaten ABD Savunma Bakanlığı'nın Avrupa NATO politikaları sorumlusu Jim Townsend'in şu sözü de bunun bir yansıması:
"Coğrafi açıdan Türkiye kalkanın bazı bölümlerine ev sahipliği yapmada iyi bir yer olabilir."
Ankara'nın da "savunma amaçlı ve NATO şemsiyesi altında olmak koşuluyla" füze savunma sistemine çok sıcak bakmasa da olumlu ışık yaktığı biliniyor.
Bu çerçevede savunma sistemlerinin uyarı araçları Türkiye'de füze sistemleri ise Akdeniz'de konuşlanacak ABD gemilerinin üzerinde olacak.
Tehdit unsuru olarak görülen İran'dan kalkan bir füze Türkiye'de yerleşik sistem tarafından algılanıp gemideki önleyici kalkanların harekete geçmesini sağlayacak.
Füze sistemi gerektiğinde Türkiye sınırları içinde karaya da yerleştirilebilecek.
Bütün bunlarda 19 Kasım'da yapılacak olan NATO zirvesinde karara bağlanacak.

49 YIL SONRA
Ankara'nın füze kalkanı sistemi konusunda istekli olmamasının nedeni vizeyi kaldırıp karşılıklı kendi para birimiyle ihracata başlayacak kadar ileri düzeyde ilişki geliştirdiği Rusya'yı küstürmemek.
Konunun uzmanlarından Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın'ın da dün kayda geçirdiği gibi "İkinci bir ekim füzeleri krizini" yaşamamak.
Prof. Aydın'ın da belirttiği gibi Türkiye benzer süreci yine bir ekim ayında 49 yıl önce yaşadı.
Fidel Castro'nun işbaşına gelmesi ve rejim değişikliği üzerine ABD adayı işgale kalkınca Moskova yönetimi Küba'ya füze savunma sistemi kurmuştu.
Washington'ın buna karşılık 1961 yılında Türkiye'ye Jüpiter füzelerini yerleştirmesi gerilimi tırmandırmıştı.
Bugünküne benzer bir modelle gövdesi Türkiye'nin başlığı ABD'nin olacak şekilde yerleştirilen Jüpiter füzelerinin Washington ve Moskova arasında pazarlık konusu yapıldığından Ankara'nın çok sonra haberi olmuştu.
Türk kamuoyu ise gelişmeleri on yıllar sonra öğrenmişti.
O dönem tehdit ve koz olarak yerleştirilen ve karşılıklı pazarlıkla kaldırılan füzeler Rusya ve Çin'in arasını açarken ABD ile Avrupa'nın arasında da soğuk rüzgârların esmesine yol açmıştı.
Bakalım yeni füze sistemi geçmişe benzer süreçlere neden olacak mı?


Muharrem SARIKAYA