Forumuz.Net Sitesine Hoşgeldiniz.
+ Konu Cevaplama Paneli + Yeni Konu aç
1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu
  1. #1
    αdмiиiи мєℓєgi

    Feronia Evreka Feronia Evreka Feronia Evreka Feronia Evreka Feronia Evreka Feronia Evreka Feronia Evreka Feronia Evreka Feronia Evreka Feronia Evreka Feronia Evreka

    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    Renklerin içinden...
    Mesajlar
    29,251
    ilişki durumu
    Ruh Halim
    Asik(k)
    Tecrübe Puanı
    5000

    Standart Atatürkün Türk diline verdiği önemi anlatan sözleri

    Atatürkün Türk diline verdiği önemi anlatan sözleri

    Atatürk'ün Türk diline verdiğini önemi belirten sözleri nelerdir?
    Atatürkün Türk diline verdiği önemi anlatan sözlerini yazarmısınız?

    ATATÜRK'ÜN TÜRK DİLİNE VERDİĞİ ÖNEM

    Yararlanılan Kaynaklar:

    * Bozdağ İsmet; "Atatürk'ün Avrasya Devleti" Tekin Yayınevi 2. Basım 1999
    * Karakoç Ercan; "Atatürk'ün Dış Türkler Politikası" IQ Kültür-Sanat Yayıncılık 2002-İst.
    * Kafesoğlu İbrahim Prof. Dr. ;"Türk Milli Kültürü" Boğaziçi Yayınları 3. Baskı İstanbul
    * Kaplan Mehmet; "Kültür ve Dil" Dergah yy. 7. Baskı 1992-İst.
    * Atatürk Kültür Merkezi "Bilge Dergisi" yıl:1997 sayı:14



    Toplumları millet haline getiren en önemli unsur dildir. Dil duygu ve düşünceyi insana aktaran bir vasıta olduğu gibi insan topluluklarının bir yığın ve kitle olmaktan kurtaran aralarında "duygu ve düşünce birliği" olan bir cemiyet yani 'millet' haline getiren en önemli kültürel değerdir. Ayrıca dil kültürün temeli olduğu gibi taşıyıcısıdır da. Dili yok ettiğiniz takdirde milli ruh ve kültür diye bir şey kalmaz. Bu sebeple dili korumak koruyucu tedbirler almak önemlidir.

    Bizler Türk'üz ve dilimiz Türkçe'dir. Türkçe; dünyanın en eski köklü ve en zengin iki dilinden biridir. Dil bilimcilere göre; kelime türetme yeteneği bakımından da dünyanın en güçlü dilidir. Her konuya ve duruma göre karşılık vermeye en müsait dil yine Türkçe'dir. Ayrıca Türkçe yazıldığı gibi okunması özelliğiyle de gıpta edilen bir dildir. Türk dilinin bu güzelliğini ve gücünü bilen Türk dili konusunda önemli çalışmalara imza atan en önemli kişi hiç şüphe yoktur ki Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Büyük Önder Atatürk'tür. Atatürk Türk dili konusunda; "Türk milletinin dili Türkçe'dir. Türk dili dünyada en güzel en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. Bir de Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakının an'anelerinin hatıralarının menfaatlerinin kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir zihnidir." diyerek hem Türk diline verdiği önemi duyduğu sevgiyi belirtmekle beraber Türk dilinin büyüklüğünü ve Türk milleti için önemini ortaya koymuştur.

    Atatürk bir dil bilimci değildi. Ancak dile sadece bir devlet adamı ya da siyasetçi gözüyle de bakmıyordu. O dilin bir milleti meydana getiren unsurları bir arada tutan en önemli etken olduğunu biliyordu. 1931 yılında söylediği sözle bunu açıkça beyan etmişti. "Milletin çok açık niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne Türk toplumuna bağlı olduğunu iddia ederse buna inanmak doğru değildir." Ayrıca Atatürk'ün dil konusundaki hassasiyeti eski tarihlere dayanmaktaydı. 1916 yılında okuduğu şiir kitaplarına dil konusunda notlar düşmesi bunun açık delilidir.

    Atatürk Türk kimliğini Türkçe ile tanımlıyordu. "TÜRK demek TÜRKÇE demektir. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!" diyordu. Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'ndan sonraki temel davası Türkçe'yi dolayısıyla Türk kültür ve kimliğini yabancı boyunduruklardan kurtarma-koruma bunun için de eğitimi her düzeyde Türkçe ile yapmak halkın yabancı dille eğitime özenmesini önleyecek tedbirler almak olmuştur. Bu konuda da şunu söyleyecektir: "Kat'i olarak bilinmelidir ki Türk milletinin dili ve milli benliği bütün hayatında hakim ve esas olacaktır." Atatürk ayrıca Türk dilini geliştirerek ve yayarak bütün Türk dünyasının lehçe farklılıkları giderilerek müşterek bir dil bağı ile birleşmesini kısaca bütün Türk dünyasında bir kültür birliği meydana getirmek istiyordu. Bu sebeple; "Türkiye dışında kalmış Türkler için ilkin kültür meseleleriyle ilgilenilmelidir. Nitekim biz Türklük davasını böyle müspet ölçüde ele almış bulunuyoruz. Büyük Türk tarihinde Türk dilinin kaynaklarına zengin lehçelerine eski Türk eserlerine önem veriyoruz. Baykal Gölü ötesindeki Yakut Türkleri'nin dil ve kültürlerini bile ihmal etmiyoruz" diyerek Türk dünyasındaki dil ve tarih birliği çalışmalarına ne kadar önem verdiğini gösterir. Ayrıca 1933 yılında Sovyetler idaresinde kardeşlerimiz olduğunu bir dağılmanın olacağını buna hazırlanmamız gerektiğini bunun için köprüleri sağlam tutmamız gerektiğini söylemiş kültürün dilin tarihin birer köprü olduğunu işaret etmiştir.

    Gazi Mustafa Kemal Şeyh Sait ayaklanmasının yarattığı bunalımı atlatır atlatmaz önce 'Türk Dili Encümeni' kurdu. (Dil ve tarih üzerindeki çalışmalar önceleri 'encümen' biçiminde başladı. Daha sonra bunlar 'Dil Kurumu' ve 'Tarih Kurumu' haline geldiler) Atatürk bir sözünde "Milli his ile dil arasında bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin gelişmesinde başlıca müessirdir. Türk dili dillerin en zenginlerindendir yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini ve yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır" demişti. Bu sözünden yola çıkarak Türk Dili Encümeni'nin kuruluş gayesini anlamak mümkün Encümenin kuruluşu ile Atatürk dildeki Arap kökenli sözcükler yerine halkın içinde yaşayan Türkçe sözcüklerin yerleştirilmesi için bir ön çalışma yaptırıyordu. Her ilde "Kelime Kolları" kurulmuştu. Öğretmenlerin öncülük ettiği bu kollar evlerdeki yaşlı insanlarla ilişki kuruyorlar; onların kullandıkları sözcükleri arapça karşılıkları varsa onları da ekleyerek Ankara'ya "Dil Encümeni"ne gönderiyorlardı. Gazi Paşa dili özüne çekmeye elverdiğince yabancı sözcüklerden arındırmaya kararlı idi. Eğer bir Türk Dünyası yeniden kurulacaksa onun dili Arap ve Fars dilinin egemenliğinden kurtulmalıydı.

    Tarama kolları önceleri çok başarılı çalışmalar yaptı. Fakat sonraları bu kollarda çalışanların devlette itibar kazandığına dikkat edenler halkın arasına girip sözcük derleyeceklerine 'uydurmayı' daha kolay buldular ve çalışmayı yıprattılar. "Dil Taramaları" göze girmenin yükselmenin ilk basamağı gibi kullanılmaya başlandı.

    O dönemde bilimadamlarınca 'Güneş Dil Teorisi' ortaya atılmıştı. Teori; bütün dillerin kökünün-aslının aynı olduğu iddiası üzerine kurulu idi. Kök ise; Türkçe idi. Teori içeride ve dışarıda büyük heyecan uyandırdı. Meksikalılar Atatürk'e Astekler'e ait bir kitap gönderdiler ve genç idealist çalışkan ilim adamlarınca çalışmalar derinleştirildi. Prof. Adile Ayda Etrüsklerin dili-tarihi üzerinde dururken Hamit Koşay Baskların dilini inceledi. Lakin Güneş Dil Teorisi'ni beğenenlerde oldu aşırı bulanlar yadırgayanlar da Atatürk'ün ölümünden sonra bu teori rafa kaldırılacaktır.

    Mustafa Kemal Paşa'nın çevresinde okumuşlardan oluşmuş heyecanlı bir ortam vardı lakin sayıca sınırlı ve bilgi açısından tam anlamıyla yeterli değildi. Ayrıca inanmış ve sağlam bilgi birikimi olanların sayısı çok azdı; onlar da devlet hizmetindeydiler. Ayrıca ATA hedeflerini en yakınında olan insanlara bile açıkca ifade etmiyordu. Atatürk'ün bu denli dil ve tarih çalışmalarına gömülmesini anlayamayanlar yadırgayanlar vardı. Lakin Gazi Paşa için bazı şeylerin azlığı ya da yokluğu o işin yapılması çalışmalarını durdurmadı sonuçta durduramamıştır da

    Sovyetler Birliği Mustafa Kemal Paşa'nın yoğun bir Türkolog trafiği yaratmasını Orta Asya Tarihi üzerinde çalışmasını ve Türkçe'yi Asya Türkleri'nin kullanabileceği biçime sokmasını dikkatle ve tedirginlikle izliyorlardı. Bu sebeble Sovyetler Birliği bu ilişki ayaklarından birini yok etmek için yani Türkiye Cumhuriyeti ile yazışmaları engellemek için kullanılan Arap harflerini yasaklamış fakat Sovyetler Birliği yönetiminin milliyetçi davrandığını gizlemek göstermemek için Kirl harfleri ile değil Latin harfleri ile okuyup yazmayı kanunlaştırmıştı.

    Oysa M. Kemal Paşa "Türkiyat Enstitüsü" nü kurmuş Sovyetler Birliği'ni Türk ve yabancı Türkologların yağmuruna tutmuş öte yandan da Türkiye'de basılan kitap ve gazeteleri bu giden gelenlerin aracılığı ve posta ile göndererek ortak kültür hazırlığına girişmişti. Ama Sovyetler Birliği'nin Latin harfleri ile okuyup- yazmayı zorunlu hale koyması bu köprüleri yıkıyordu. Oysa dilde birlik kurulmadıkça birliktelikten nasıl bahsedilebilirdi.

    İki yıl beklendi Durumda herhangi bir değişiklik olmayınca Atatürk Türkiye'nin Latin harfleri ile okuyup yazması fikrini ortaya attı. Orta Asya Türkleri ile bağların kopmaması gerekiyordu. Büyük bir hızla 1928 Harf İnkılabı gerçekleştirildi. Böylece Türkiye Latin harflerini benimsedi. Bu yeni gelişme Sovyetler Birliği'nin gözünden kaçmamıştı. Aslında bekledikleri bir durumdu. Atatürk Türkiyesi Azerbaycan ve Türkistan Türkleri ile dirsek temasını yitirmek niyetinde değildi. Ama Sovyetler Birliği de bu dirsek temasından kuşkulanıyordu.

    Sovyetler Birliği'nde büyük bir gizlilik içinde 1929 yılında "Bütün Sovyetler Birliği vatandaşları arasında yalnız Kiril harflerinin kullanılacağı" yasası çıkarıldı ve yeniden Türkiye'nin kurduğu köprüleri dinamitlediler. Artık Türkiye'nin "bu konuda" yapacak bir şeyi yoktu. Sovyetler Birliği'nin bu tür uygulamaları II. Dünya Savaşı yıllarında bile sürdü.

    Atatürk Türk dilinin yabancı kelimelerden arınmasını bilimsel kararlara bağlayacak "Türk Dili Kurultayı" çalışmalarını her şeyin üstünde tutuyordu. Dünyayı şaşkına çevirecek 'Büyük Türk Devletleri Birliği' nin temel taşları işte bu kurultay çalışmaları idi. Bilimsel terimlere bile Türkçe karşılıklar bulunmuştur. Atatürk bu konuda şöyle diyor: "Batı dillerinden hiçbirinden aşağı olmamak üzere onlardaki kavramları anlatacak keskinliği açıklığı haiz Türk bilim dili terimleri tespit edilecektir." Öyle de olmuştur; Atatürk bizzat kendisi bu dava uğruna çalışmış bugün askerlikte olsun matematikte olsun kullandığımız bir çok terimleri Türkçe'nin derinliklerinden çıkarıp bize armağan etmiştir. 1938'de vefatından az bir zaman önce "Türlü bilimlere ait Türkçe terimler tespit edilmiş bu surette dilimiz yabancı dillerin tesirinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır. Bu yıl okullarımızda tedrisatın Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başlamış olmasını kültür hayatımız için mühim bir hadise olarak kaydetmek isterim." diyerek bu konuda büyük bir ilerleme kaydedildiğini belirtmiştir.

    26 Eylül 1933'de Atatürk'ün isteği ile bütün yurt sathında "Dil Bayramı" kutlanmıştır. Yalnız Türk dilinin temizlenmesini değil eş anlam sözcüklerle dilin zenginleştirilmesi de gözleniyordu. Atatürk'e göre dilin kaynağı millet idi araştırmalar da milletten beslenmeliydi.

    Atatürk hem dilin zenginleşmesine eş anlam sözcüklerle sanat ve bilim dili olacak köklere kavuşmasına önem veriyor; hem bunları işleyip bilimsel yapıyı oluşturacak kuruluşları kazandırmaya çalışıyordu. İstanbul Üniversitesi'ne bağlı bir "Dil Okulu" açılması halkevlerinde "Edebiyat ve Türk Dili Kolları" kurularak köylere kadar uzanan araştırma ve soruşturmalarla yeni sözcüklerin taranması hep bu hedef doğrultusunda alınmış kararlar sonucu yapılmış çalışmalardır.

    Atatürk bu çalışmaları büyük bir ilgiyle takip ediyordu. Her sabah Türkiyat Enstitüsü'nün günlük çalışma raporlarına gözatıyor Sovyetler Birliği'nin Türk Dünyası ile ilgili haberlerini (varsa) inceleyip değerlendiriyordu. TBMM kararı ile yapılmasına başlanılan Dil ve Tarih-Coğrafya fakültesinin inşaat aşamalarını izliyordu.

    Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi. Böyle bir kuruluş öğretim dünyasında yoktu. Tarih ve coğrafya fakültesi vardı. Dil fakülteleri de vardı. Fakat hem dil hem tarih-coğrafyanın bir fakültede birleşmesinin tek örneği Ankara'da idi. Çünkü Atatürk Asya'daki Türklerin hem tarihini hem coğrafyasını hem dilini çok iyi öğrenmiş bir neslin yetişmesini istemekteydi.

    Bayar'ın başbakanlığı döneminde dil ve tarih çalışmaları aksamadan sürdü. Özellikle Atatürk yoğun bir biçimde dil ve tarih üzerindeki bütün çalışmaları izliyordu. Kendisi bu tür çalışmalardan dolayı yorgun düşse de çevresine bu yorgunluğunu belli etmemeye çalışıyordu.

    2 Ağustos 1936 tarihinde üçüncü Dil Kurultayı'nı açtı. Yaptığı konuşmada: "Konuk dil bilginlerinin Türk dil bilginleri ile birlikte çalışmalarından dil bilimin şimdiye dek çözemediği bir çok güçlükleri aşacağına bu çalışmaların bir çok gerçeklerin günışığına çıkmasını sağlayacağına güvenim tamdır" diyordu. Günlerce süren kurultayın en sağlam izleyicisi Atatürk'tü Genel Kurul çalışmalarını izliyor komisyonlardaki çalışmalara katılıyor fikirlerini söylüyor. Hedefin yalnız Anadolu Türkleri'nin değil bütün Türklerin ortak dilini yaratmak olduğunu durmadan tekrarlıyordu.

    1936 yılının 19 Ekiminde Türk Dil Kurumu'na gitti ve uzmanlarla 6 saat süren bir çalışma yaptı. Bu o kadar uzun ve sürekli çalışma idi ki uzmanların takatı tükendi. Bunu görünce Atatürk: "Yorulduğunuz anlaşılıyor. Benim bazı işlerim olmasa sizinle kalıp çalışmaları birlikte sürdürmek isterdim. Başka bir fırsatta bu çalışmaları yine birlikte yaparız demişti.

    Hayatı elvermedi bir daha buluşup "Türk dilindeki yabancı sözcüklerin yerine Türkçelerinin konması çalışmalarına katılamadı Vefatından önce de Ankara'da iken son ziyaret ettiği yer ise inşaat bitene kadar çalışmalarına 'Evkaf Apartımanı'nda başlayan Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi olmuştu. Çalışmalar hakkında bilgi almış inşaat halinde olan fakülte binasını görmüş yetkililerle görüşmüştü.

    ***

    Atatürk; son nefesine kadar bilfiil milletin için milletin geleceği için çalışmış eşi benzeri olmayan büyük bir lider O'nu o kadar özlüyoruz ki kelimelerle anlatmak mümkün değil Aslında bu yazının başlığı 'Bir Millete Adanan Ömür' olacaktı. Lakin dil konusuna ve Atatürk'ün Türk dili konusundaki hassasiyetine ağırlık vermeyi düşündüğüm için bu başlığı kullanmadım. Bu yazıyı küçük çaplı bu araştırmayı da dilimize yapılan saldırıların horlamaların yoğunlaştığı bir dönemde bazı şeylerin daha iyi anlaşılmasını istediğim için toparladım. Keşke daha detaylı bir araştırma olsa idi Atatürk için ne yapılsa az gelir.

    Bir kere daha anladık ki; herkes Atatürk değil herkes Atatürk olamıyor. Atatürk için hayati önem taşıyan değerlerin çalışmaların Atatürk'ün ölümünden hemen sonra ismini bile anmak istemediğim kişiler tarafından durdurulmasını hızla değiştirilmesini Türk dili yerine-Türk tarihi yerine Latin dilinin-kültürünün okullarda genç beyinlere sunulmasını hiç bir zaman unutmayacağız.

    Herkes Atatürk olamıyor!

    Atatürk Türk dil ve tarih konusundaki çalışmalarına hastalığına rağmen ölüme meydan okurcasına çevresini hayrete düşüren bir güçle devam etmişti. Yorgundu ama çevresine hiç bir şekilde yorgunluğunu belli etmiyordu. Bir millet sevilirse eğer işte böyle sevilmeli Atatürk bu milleti çok seviyordu. Milletinin sevgisi gönlünde hayata gözlerini yumdu. Sevgisi karşılıksız değildi; milleti de bu şerefli evladını bağrına basmıştı Gözyaşları sel oldu o gidince ebediyete ama eceldi işte

    Atatürk ölmedi bütün zorluklara direnip yaşatacağız O'nu

    Salur Beğ







    Hemen Paylaş!
    Share



    Kibir nedir?.
    Kendisinden habersiz kendini bilmeyen insanın durumudur.
    Tıpkı güneşten haberi olmayan buzun kendini bir şey zannetmesi gibi.






    Arada balıkları yemleyin lütfen


  2. #2
    who
    who isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    who Evreka who Evreka who Evreka who Evreka who Evreka who Evreka who Evreka who Evreka who Evreka who Evreka who Evreka

    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    kushi
    Yaş
    27
    Mesajlar
    5,614
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    3962

    Standart Cevap: Atatürkün Türk diline verdiği önemi anlatan sözleri

    umarım bu değerli paylaşımı tüm üyelerimiz okur paylaşım için teşekkürler Feronia özellikle Mustafa Kemal Atatürk' ün şu sözleri durumu özetliyor

    "Milli his ile dil arasında bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin gelişmesinde başlıca müessirdir. Türk dili yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini ve yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır








    ''Sus"
    dedin sustum

    Oysa
    Dilimin ucunda öyle çok kelime vardı ki

    Yuttum


  3. #3
    AcimasiZz- Yakında ünlü olacaktır. AcimasiZz- Yakında ünlü olacaktır.

    Üyelik tarihi
    May 2011
    Yaş
    17
    Mesajlar
    100
    ilişki durumu
    Cinsiyet
    Burcunuz
    Takımı
    Ruh Halim
    Ders
    Tecrübe Puanı
    2

    Standart Cevap: Atatürkün Türk diline verdiği önemi anlatan sözleri

    Teşekkürler









    İletişim;'sizim.


 

Forum Bilgileri

Bu Konuyu Görüntüleyenler

Şu an 1 kişi bu konuyu görüntülüyor. (0 üye ve 1 misafir)

     

Konu Etiketleri

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542