



O konuştue-mail'ler birbiri ardına yağmaya başladı
. Nasıl şekilci
nasıl önyargılı
nasıl dış görünüş meraklısı insanlarız
. Siz
ben
o
hepimiz
. Aklımız fikrimiz gördüğümüzle ilgili
. Oysa işin gerçeği göremediklerimizde değil mi?
Prof. Dr. Serap Yazıcı'yı ikinci kez Karşıt Görüş'te ağırladım. Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinden. Uzmanlık alanı Anayasa
. Fikirlerine değer verdiğim
tespitlerini
konuşma tarzını beğendiğim bir isim. Üstelik tartışma adabına sadık kalanlardan
. O ve YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu canlı yayında hararetli bir şekilde tartıştıkça mail sayısı artmaya başladı.
Mail'lerin çoğunluğundaki sorular ve yorumlar şöyleydi:
- Bu kadın niye siyah gözlük takıyorizleyiciye saygısı yok mu?
- Bu gözlüklü kadınışıklardan mı rahatsız oluyor? Biz de onun gözlüklerinden rahatsız oluyoruz.
- Önce gözlüklerini çıkarsın da öyle konuşsun.
- Serap Hanım güzel yorumlar yapıyor ama o gözlüksaygısızlık bize
.
Daha hakaret içerenlerişuursuzları da var tabii
. Bir ara öylesine öfkelendim ki
kısa bir ara verip Serap Hanım'a sordum.
"Gözlerinizin görmediğini ve bu yüzden gözlük taktığınızı canlı yayında söyleyebilir miyim?" Kocaman bir "Hayır!" aldım. Nazik bir gülümseme eşliğinde.
"O benim özelim. Üstelik bu tartışmayla ilgisini bir türlü anlayamadım. Hak hukukadalet konuşuyoruz
insanlar benim gözlüğümle mi ilgileniyor? Ayrıca gözlerim görüyor olsa
niye böyle bir gözlükle çıkmayı tercih edeyim?"
Nasıl içtennasıl olması gereken
nasıl insanca bir cevap değil mi?
★
Gözlerinin görmediğini açıklamadık. Yayın devam etti. Mail'ler patladı. Çoğunluğu gözlükle ilgili tabii
. En sonunda annem taa Orlando'dan aynı yönde bir mesaj atınca bütün sinirimi ondan çıkardım: "Anne pes yani
gözleri görmüyor!" Dakikasına cevap geldi: "Şu anda burada kahroldum
nasıl böyle bir yorum yaparım ben?"
Sahi nasıl yaparız böyle yorum? Niye basiretimiz bağlanır? Niye aslında kendimize bile yakıştıramadığımız tavırlar içine gireriz?
Serap Yazıcı hayata karşı dik duran kadınlardan. 13 yaşında babasının kullandığı bir arabada kaza geçiriyor. O kaza ondan iki değerini
iki kıymetlisini alıp götürüyor
. Gözlerini ve annesini
.
Sevgili Nuriye'nin (Akman) yaptığı bir röportajda bakın ne diyor:
"Bunun izahı zor. Ben izah edemiyorum. Yaşadığım tecrübelerden şunu görüyorum ki insanlar çok ilerlemiş yaşlardaki kayıplarla daha zor başa çıkabiliyorlar. Daha küçük yaştakilerle belki başa çıkmak o kadar zor değil. Ben bu kayıpları yaşadığım yaş bakımından şanslıydım. Çok ortalama bir yaş. Bu kendiliğinden gelişen bir seçimdi benim için. İsyan etmek ve sürekli mutsuz olmak mıkabul etmek ve o şartlara uygun bir mücadele vererek ayakta kalıp mutlu olmak mı? Bunu şu anda izah ettiğim şekilde net bir muhakeme ile yapmadım. Belki bir içgüdüydü
. Ama böyle bir temeli vardı. Ben hiç isyan etmedim. Bunun bir kader olduğunu düşündüm."
Öylesine kuyruğu dik tutan kadınlardan olan Serap Yazıcıkocaman ve koyu gözlüklerini saklanmak için takmıyor üstelik
. Sadece aksesuvar niyetine kullanıyor. Ve siz sevgili izleyici
böyle bir kadın için ne mail'ler atıyorsunuz.
Bazen size olan bütün inancım azalıyorhatta yitip gidiyor. Keşke sadece Serap Yazıcı kadar hayatı görebilsek
hissedebilsek
.
Onun mu gözleri görmüyor yoksa bizimkiler mi kör. Orası da ayrı bir yazı konusu
.
Not: Yazıcı "Özelim" dedi ve gözlerinin durumunu bir tartışma programında açıklamak istemedi. "Özelim" demişken
meslektaşlarıma sesleniyorum. Lütfen beni röportaj için artık aramayın
araya tanıdıkları falan da koymayın. Sevgili arkadaşlar
15 yıllık beraberliğim süresince ne zaman evliliğimi anlattığımı gördünüz ki
boşanmamı anlatayım? Yapmayın Allah aşkına
. Herkes her şeyini sermek zorunda mı kamuoyuna? En son Vogue Dergisi'nden "Yüzleşme" bölümü için aranınca "Pes!" dedim. Zorunlu bir açıklamadır yani
. Darılmaca kırılmaca yok!
Balçiçek İLTER
Şu an 1 kişi bu konuyu görüntülüyor. (0 üye ve 1 misafir)
Bookmarks