Ehli beyt sevgisi de kültürümüzde çok önemli bir yer tutar. Ehl-i Beyt dar çerçevede Efendimizin Damadı Hz. Ali kızı Hz. Fatma torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin olarak kabul edilmektedir. Bunlar için Âl-i Âbâ Âl-i Muhammed Hamse-i Âl-i Âbâ tabirleri kültürümüzde önemli bir yere sahiptir.

Geniş çerçevede ise Peygamberimizin Eşleri Amcası Hz. Abbas Diğer Amcası Hz. Hamza da dahil edilmektedir. Bir görüşe göre ise Peygamberimizin ümmetinin tamamı Ehli Beyt olarak kabul edilmektedir.

Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere Şerif Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere ise Seyyid denir ve bu soylardan gelenler asla sadaka kabul etmez ve dilenemezler. Seyyidlerin ve Şeriflerin tarih boyunca şecereleri tutulmuş ve bunlara Beytülmal’den maaş verilmiştir. Milletimiz tarafından bu soylardan gelenlere tarih boyunca derin bir saygı ve hürmet gösterilmiştir.

Özellikle Ehl-i Beyt sevgisi konusunda oluşan geleneğin temelinde Peygamberimizin vefatlarına yakın bir dönemde söylediği şu vasiyetlerine dayanmaktadır.

“Allah’dan korkun ve Ehl-i Beytim konusunda benim hakkımı koruyun”

İşte tarih boyunca özellikle milletimiz tarafından bu vasiyet titizlikle yerine getirilmiştir. (Yrd. Doç. Dr. Cevdet Kılıç)

Şii mezhebinde ve Alevilik tarikatında Ehl-i Beyt'e bağlılık inanç esaslarındandır. Bu mezheplere göre Peygamberimiz kendisinden sonra ehl-i beytinden gelenleri devlet başkanı (imam) olarak vasiyet etmiştir. İlahi bilgi Hz. Muhammed'in (s) vefatından sonra imamlar yoluyla devam etmiştir. Onlara göre bir Müslüman'ın zamanın imamına bağlanması dini bir gerekliliktir. 12 imamdan sonuncusu küçük yaşta kaybolduğundan onun vekilleri olan temsilcilerine bağlı olmak gerekir. Bu kaybolmuş (gaib) imam kıyametin kopmasından önce yeniden gönderilecektir. Şii ve Aleviliğin dışındaki mezheplerde bu inançlar yer almaz. Yalnızca Peygamberimizin hatırasına saygıdan dolayı onun mübarek soyundan gelenlere saygı gösterilir. (Dr. Ali Kuzudişli)