DoluDizgin (Bonanza) bu ve bunun gibi kovboy filmlerini babam sayesinde hep izlerdik (:
Alfide çok severdim
Kaçak (The Fugitive)
TRT'de yayınlanan ve son bölümü gösterildiğinde sokakları boşaltan ilk dizi herhalde Kaçak'tı. Bu dizi Doktor Kimble'ın macerasını anlatıyordu. Doktor bir gün eve geliyor ve karısının tek kollu bir adam tarafından öldürülmesine şahit oluyordu. Gelgelelim cinayet bunun üzerine kalınca çareyi kaçmakta buluyordu. Kimble'ın peşine Gerard diye kafayı buna takmış bir komiser düşmüştüKimble önde Gerard arkada kasaba kasaba gezerler
Kimble gittiği her yerde insanlara yardım ederdi. Yıllar sonra bunun filmi de çekilmiş ve başrollerde Harrison Ford ve Tommy Lee Jones oynamışlardı. Televizyonda ise Kimble'ı David Janssen oynamıştı.
Komiser Kolombo (Columbo)
Dağınık saçlarıburuş buruş pis pardesüsü ile pejmürde detektif Kolumbo
TRT'nin unutulmaz dizilerindedi. En çapraşık davaları sabırla çözebilen
gayet geniş
rahat bir dayıydı. Suçlulara öyle sorular sorardı ki
katil bunun salak olduğuna inanıp gevşer
fakat Kolumbo tam kapıdan çıkarken cart diye tuzaklı soruyu sorup herifi faka bastırırdı.
DoluDizgin (Bonanza)
Çok izlenen bir kovboy dizisiydisanırım pazar günleri yayınlanıyordu. Bu dizide kovboy baba Kartrayt ve mahdumları Has
Edım ve küçük Co'nun başından geçenler anlatılırdı. Özellikle gaza getirici müziği çok sevilir
teyplere kaydedilirdi. Türkiye'de John Wayne'den sonra kovboyları
westerni sevdirmiş yapımdır. Çizgi romanları da çok meşhurdu.
Küçük Ev (Little House on the Prairie)
Bonanza'daki Küçük Co Michael Landon büyüyüp Ingalls ailesinin babası olmuştu. Küçük Ev 19. yüzyılda Minnesota'da dağbaşında ilkel bir kasabada yaşayan Laura Ingalls ve ailesinin meceralarını anlatırdı. Bu Lora'nın iki yandan örgülü uzun saçları o zamanın küçük kızları arasında çok moda olmuştu. Bu dizi western gibi görünse de aslında izleyenleri salya sümük ağlatançok acıklı bir pembe diziydi. Bunların başına gelmeyen felaket kalmamış
en sonunda Lora'nın kızkardeşi kör olarak bizleri gözyaşına boğmuştu. Bir de herkesin gıcık olduğu sarışın bukleli bir kız vardı ki
ismini hatırlayan varsa lütfen yazsın.
Uzay Yolu (Star Trek)
İşte elemanları adeta ulusal kahramanlar haline gelmişçok sevilen bir dizi daha. Kaptan Körk ve Volkanlı Mister Spak çocukluğumuzun unutulmaz tipleriydi. Geminin adı Atılgan'dı
Uhura diye zenci mürettebat
bir de bunları heryere ışınlayan Skati vardı
"ışınla beni Skati" yıllarca dilimize pelesenk olmuş bir espriydi. Her bölümde Kaptan Körk "kaptanın seyir defteri
ışık yılı bilmemne
Atılgan'ı şuraya götürüyoruz" gibilerden günlük tutardı. Türkiye'de Uzay Yolu sevgisi doruğa çıkınca nur içinde yatsın
rahmetli Sadri Alışık "Turist Ömer Uzay Yolunda" isimli şaheseri çevirmiş
(hani kapıların pışıık pışıık diye açıldığı) kompiterle de bir güzel dalgasını geçerek olaya son noktayı koymuştu.
Dallas
Eğer ki tüm Türkiye'de gerçekten fenomen olmuş bir dizi var idiysebu Dallas'tı! Resmen hayatımızı değiştirmişti. Bu diziyle beraber "kendine bir viski al"
"kendini evinde hisset" tabirleri Türkçe'mize eklenmişti. Bir de bir odaya girdiğimizde "cümletten iyi akşamlar
merhaba
günaydın
selamınaleyküm hemşerim" yerine Dallas karakterleri gibi odadaki herkese tek tek "anne!
. baba!
. kayınço!
. baldız!
." demek moda olmuştu. Dallas dizisi petrol zengini Ewing ailesinin maceralarını anlatırdı
iyi kalpli anne bayan Elie ve kovboy baba bir yana
bunların büyük oğlu
herkesin nefret edip bela okuduğu
gelmiş geçmiş en unutulmaz kötü adam Ceyar dizinin yıldızıydı. Bunun kardeşi kıvırcık Bobi de iyi adamı temsil ederdi. Ceyar alkolik ve de sorunlu Suellen ile evliydi
Bobi de düşman Barnes ailesinin kızı Pamela ile evlenmiş
sonradan Ceyar Pamela'nın çocuğunu düşürtmüştü galiba? Bir de samanlığı mekan bellemiş evlere şenlik kaltak küçük kız Lusi vardı . Tabii seksenlerin en büyük esrarını da unutmamak lazım: Ceyar'ı kim vurdu?
Beyaz Gölge (The White Shadow)
Türkiye'de basketbol diye bir sporun varlığını hatırlatan ve sonunda çok sevdiren efsane dizi idi. Zenci öğrencilerin okuduğu bir liseye gelen sarışın koç Reeves'in kendisini önce "white men can't jump" gibilerden dışlayan takımının ilahı olmasını anlatırdı. Koç çocuklara sadece sahada değilhayatta da koçluk yapar
bu yollardan ben de geçtim
öğüdümü dinleyin diyerek yol gösterir
abilik ederdi. Bu dizide benim unutamadığım karakter tabii ki isminden dolayı Salami olmuştur.
Çarli'nin Melekleri (Charlie's Angels)
O zamanlar diziler hayatın o kadar içindeydi kiçocuklar hepsine bir şarkı uydurup oyun oynarlardı. Çarli'nin melekleri polis akademisine giden 3 kızı anlatıyordu
Çarli denen adam bunları alıp özel detektif yapmıştı. Çarli bilindiği üzere düdüktü
kesinlikle görünmez sadece kızlara günaydın falan derken sesi duyulurdu. Bir de bunun emireri Bozli vardı kızlara o hafta çözülmesi gereken olayı anlatan. Sabrina
Jill ve Kelly Türk erkeklerinin gönlünde taht kurmuşlardı
özellikle de dalga dalga dağınık sarı saçları ve dar tulumlarıyla Farah Fawcett kesinlikle o yılların kadın idolü haline gelmişti.
Hanedan (Dynasty)
Bol entrikalı pembe dizi formatında Amerikan yapımlarından biri de Hanedan idiDallas'ın ardından gelen çapraşık ilişkiler yumağı dizilerdendi. Hanedan
Denver'lı petrol zengini Blake Carrington ile evlenip boşandığı karılarını
bunlardan olan çocuklarını ve hepsinin karmakarışık ilişkilerini anlatırdı. Sarışın genç eşi tenteli model saçlarıyla pek uyuz olduğum Linda Evans
esmer ve de kaltak eski zevceyi de Joan Collins oynardı. Bu dizinin kahramanları sürekli birbirleriyle yatıp kalkarlar
sonunda herkes akraba çıkardı.
Şöhret (Fame)
Cuma akşamları yayınlanan muhteşem diziydi. New York'taki bir sanat okulunda öğrencilerin çalışmalarını ve günün birinde şöhret olabilmek için ter dökmelerini anlatırdı. Özellikle siyahi dansçı Leroyutangaç Bruno
huzursuz Doris
dans öğretmeni Lidya
çellist Julie ve güzeller güzeli Koko unutulmayan karakterlerdi. Her hafta o meşhur şarkıyla açılan jeneriğinde Lidya "şöhret olmak istiyorsunuz
burada bedelini ödeyeceksiniz: ter dökerek" gibilerden bir şey söyler ve dizimiz başlardı. Müziği ise muhteşemdi.
Kara Şimşek (Knight Rider)
Çocukluğumuzun efsane dizisiydi. Bir olayda kurşunlanan polis Maykıl'a plastik cerrahi ile yeni bir yüz yapılıyor ve kahramanımız David Hasselhof formatında Maykıl Nayt olarak coşuyorkötülerle mücadeleye başlıyordu. Bunun patronu Devon
asistanı da kumral güzeli Bonnie idi. Her bölümde güzel bir kadının başı belaya girer ve şövalyemiz onu kurtarmak için süper akıllı ve konuşan arabası Kit ile olay yerine giderdi. Bu araba siyahtı
kendine kendine hareket eden yarım direksiyonu
bir de önünde dillere destan bir kırmızı ışığı vardı ki memleketimizde binlerce araba bu sebepten modifiye edilmiştir. (Kit aslında bir Transam Pontiac idi) Bir de bu Kit'in kötü kalpli kardeşi Kar vardı ki en korkunç bölümlerden birinde kumların altına gömülerek ışşığı sönmüştü kendisinin hiç unutmam. Resmen ağzımız açık izlerdik Kara Şimşek'i.
A Takımı (The A Team)
Heyecanlı bir jenerik müziğine sahip bu dizide ordudan ayrılmış 4 tane adamın kurduğu özel bir ekibin maceraları anlatılırdı. Komutanları Albay Hannibal'i George Peppard oynardı. Ekipteki diğer tiplerboyunda yüzbin tane kolyesiyle Mr.T-Baraküs
sarışın ve de yakışıklı Face
bir de kaçık Murdock idi. Bu deliyi her bölümde tımarhaneden kaçırırlar
sonra o haftanın yardım isteyen müşterisinin olayını çözerlerdi. Siyah minibüsleri süperdi. Albay deri eldivenleri ve purosuyla çok karizmatikti. Baraküs uçaktan korkar
gerektiğinde bunu ilaçla bayıltıp öyle uçururlardı. Bir de ne olursa olsun bunun altınlarına halel gelmez
annem çok sinir olurdu bu duruma.
Miami Vice
Miami'de 2 polisin Florida uyuşturucu dünyasıyla mücadelesini anlatanseksenlere damgasını vurmuş bir diziydi. Polislerden Sonny Crocket'i Don Johnson oynardı
Sonny muhteşem bir Ferrari ile güneşli caddelerde gezinir
bir teknede yaşar
dolayısıyla arka bahçesinde (?) köpek yerine timsah beslerdi; t-shirt üzeri blazerleri ve çorapsız ayakkabı giyişiyle ekol olmuş
seksenler modasında vatkalardan sonra en unutulmaz koleksiyonu yaratmıştı. Arkadaşı siyahi polisin adı da Rico idi. Bu dizinin özellikle müzikleri çok popülerdi
hatta abimde Miami Vice kaseti bile vardı.
Cosby Ailesi (The Cosby Show)
Amerikalı siyahi komedyen Bill Cosby'nin başrolünde oynadığı ve Doktor Cliff Haxtable ile ailesinin maceralarını anlatan çok komikpopüler bir diziydi. Dizideki ailenin adı Haxtable olduğu halde TRT'nin neden ısrarla Cosby ailesi olarak yayınladığı muamma idi. Dizide doktorun güzel bir avukat eşi
Sandra
Denise
Theo
Vanessa ve Rudy diye bir sürü çocuğu vardı. Bill Cosby'i Sezai Aydın unutulmaz başyapıt dublajıyla seslendirmişti. Adeta Cosby'nin kendisi olmuştu
"ama Teo
oğğlummm" deyişi hala kulaklarımdadır. Severek ve keyifle izlediğim bir diziydi.
Robin Hood (Robin of Sherwood)
Yeşil taytlı Robin Hood uyarlamalarından biri de TRT'de pazar öğleden sonra yayınlanan bu versiyondu. Babam pek severdi bu diziyi. Kıvırcık saçlı Marionnazlı bir leydi değil
bizimkilerle ormanda yaşayan
kabileden savaşçı bir kızdı. Bu dizide bolca kara büyü ve fantastik öğeler kullanılmıştı
yani serbest bir uyarlama diyebiliriz.
MACGYVER
Bu da diğer kahramanlar gibi her bölüm kötülerin peşinden koşardı ama asla silah taşımazdıonun yerine ortamda mevcut ıvır zıvırdan bin türlü mekanik
silah
makine yapıverirdi. Mesela manavda hapis kalırsa pırasadan bazuka yapar
tuvalette kaldıysa peçete ve sabunla bomba imal edebilirdi. Sokaktaki hiç bir çocuk bu diziyi kaçırmazdı
ağzımız açık seyrederdik. Bir de bunun adının nasıl telaffuz edildiğine dair kavga ederdik durmadan
"makgayvır" mı yoksa "mekgeyvır" mı diye
.
ALF
Sanırım TRT2'de yayınlanmıştı. Uzay gemisi ile sıradan bir Amerikalı ailenin evine düşen kıllı uzaylı Alf'in maceralarını anlatırdı. Alf'i harika Müşfik Kenter seslendirirdi. Alf çok oburdubunların gezegeninde en makbul yemek kedi olduğundan evin kedisini yakalayıp kimse görmeden yutmayı hayal ederdi hep. Aile babasının adı Willie Tanner idi. Ama Alf ona "hey Willie naber" falan gibi laubali şekilde seslenirdi. Annenin adı da Kate idi
oğlanla kızı anımsamıyorum. Yalnız sonradan bunların Erik ismini verdikleri üçüncü bir çocukları da olmuştu. Alf'in perçemli saç modeli de çok bitirimdi.
SAHİL GÜVENLİK (Baywatch)
Seksenler yavaş yavaş sona erip yerini farklı zamanlara bırakırken ekranda değişik diziler belirmeye başladı. Bunların ilki Sahil Güvenlik'ti. Kırmızı şortlu adamlarlakırmızı mayolu ve iri göğüslü kadınların plaj maceralarını anlatıyordu. Başrolde Kara Şimşek David Hasselhof oynuyordu
o sıralarda bütün gençlik dergileri bunun boy boy posterlerini verip durmuştu. Bir de sarışın silikon fırtınası Pamela Anderson var ki
resmen artık doksanlara geldiğimizin habercisiydi.
Hayat seninle güzel =)




DoluDizgin (Bonanza) bu ve bunun gibi kovboy filmlerini babam sayesinde hep izlerdik (:
Alfide çok severdim




alf'le a takımını hatırlarım hayal meyal![]()
Bir Yalan Rüzgarı vardı.Şu anki türk dizilerni altyapısını oluşturuyor.
Açılış müziğini unutamıyorum.İzlemedim ama nasıl olduysa açılış müziğini atmışım hafızaya.Gizil öğrenme mi beyin bedava mı anlamadım : P
Ayrıca nerde HerkülümZeynam
Konanım : )
Senin beşpara etmez kuralların varsa
Benim inandığım ölümsüz masallarım var.
Şu an 1 kişi bu konuyu görüntülüyor. (0 üye ve 1 misafir)
Bookmarks