Forumuz.Net Sitesine Hoşgeldiniz.
+ Konu Cevaplama Paneli + Yeni Konu aç
Sayfa 1 Toplam 6 Sayfadan 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 57 Sayfa bulundu
  1. #1
    ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    KaYıPKeNT
    Mesajlar
    12,006
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    1867

    Standart Osmanli Devlet Adamlari

    Osmanli Devlet Adamlari

    Abdi Paşa (nişancı) - (17.12.1691)



    --------------------------------------------------------------------------------
    Osmanlı devlet adamı ve tarihçi. Asıl adı Abdurrahman’dır. İstanbul’un Anadoluhisarı semtinde dünyaya geldi. Doğum tarihi belli değildir.
    Eğitim ve öğretimini Enderun-ı hümayunda tamamladı. 1648’de Saray-ı Hümayunun Büyük Oda kısmında ilk resmi vazifesine başladı. İki sene sonra Seferli Koğuşuna atandı. Bu vazifede 1659’a kadar kalan Abdi Paşa Has Oda’ya tayin edildi. 1665’te tuğra çekme vazifesi verildi. 1668’de sır katipliğine getirilen Abdi Paşa ertesi sene Temmuz ayında vezirlik rütbesi ile nişancılık nasbına tayin edilerek saraydan ayrıldı. Uzun süre bu vazifede kalan Abdi Paşa Çehrin Seferi sırasında İstanbul kaymakamı oldu (1678). Ertesi sene dördüncü vezirliğe terfi etti. İkinci vezir iken 1682’de Basra valiliğine tayin edildi. On sene kadar çeşitli illerde valilik yaptı. 1690’da Kandiye sonra Sakız muhafızlığına getirildi. Sakız muhafızı iken 1692 yılında vefat etti.

    ESERLERİ

    Abdi Paşa devlet hizmetleri dışında Vekayiname adlı Osmanlı tarihi ile meşhur olmuştur. Bu eserini Has Oda’da vazifeliyken Dördüncü Mehmed Hanın isteği üzerine yazmaya başlamıştır. Eserin dili oldukça sade olup üslubu güzeldir. Dördüncü Mehmed Han zamanı için birinci derecede kaynak olan bu eser daha sonraki tarihçiler tarafından kullanılmıştır. Eser henüz yayınlanmamış olup yazma nüshası Topkapı Sarayı Kütüphanesinde mevcuttur.

    Abdi Paşanın ayrıca edebi sahada da çalışmaları vardır. Abdi mahlası ile yazdığı şiirlerini bir Divan’da toplamıştır. Ayrıca Ka’b bin Züheyr’in Kaside-i Bürde’sine ve Divan-ı Urfi’deki bazı şiirlere şerhler yazmıştır.







    Hemen Paylaş!
    Share

    Edit By quieTDeaTh

    - Ayrıca imzanızı 10 satırdan fazla yapmayınız (Satırlar arasında boşluk bırakamazsınız).

  2. #2
    ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    KaYıPKeNT
    Mesajlar
    12,006
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    1867

    Standart

    Abdurrahman Şeref ( 1853)- (1925)



    --------------------------------------------------------------------------------
    Devlet adamı tarihçi ve Osmanlı Devletinin son vak’anüvisti. 1853'te İstanbul’da doğdu. 1925'te öldü. İlk tahsiline Eyüp mahalle mektebinde başladı. Eyüp Rüşdiyesinde okudu. Bundan sonra 1873’te Mekteb-i Sultaniyi yani Galatasaray Lisesini bitirdi. Mahrec-i Aklam adlı mektebe umumi tarih hocası oldu. Bu vazifesinden sonra da Mekteb-i Sultanide daha sonra da Muallim Mektebinde umumi tarih hocalığı yaptı.Daha sonra Mülkiye Mektebine müdür oldu. Burada genel coğrafya Osmanlı tarihi İslam tarihi istatistik ve ahlak dersleri okuttu. Sonra da Darülfünuna devletler tarihi hocası oldu. Pekçok yerde hocalık ve müdürlük vazifeleri yaptıktan sonra Defter-i Hakani Nezaretine A’yan meclisi üyeliğine Maarif Nazırlığına tayin edildi. İki defa Maarif Nazırı oldu. Bu vazifesinin yanında telif edilen eserleri tetkik komisyonu üyeliği vak’anüvistlik Tarih-i Osmani Encümeni Reisliği ve A’yan Heyeti ikinci reisliği gibi vazifeler verildi.

    Birinci Dünya Savaşından sonra İttihat ve Terakki hükumeti iktidardan çekilince yeni kurulan Müşir İzzet Paşa kabinesinde önce Posta ve Telgraf Nazırı sonra da Devlet Şurası başkanı oldu. Salih Paşa kabinesinde önce vekaleten sonra da asaleten Maarif Nazılırlığı yaptı. Salih Paşa istifa edince açıkta kaldı. Kuvay-ı Milliye İstanbul’a gelip A’yan Heyeti kaldırılınca Abdurrahman Şeref’in a’yan üyeliği sona erdi. Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisinin ikinci seçim devresinde 1923’te İstanbul Milletvekili oldu. Ankara’ya gidip Kızılay’a başkan seçildi. Milletvekilliği sırasında hastalandı ve İstanbul’a döndü. 1925’te öldü. Mezarı Edirnekapı’dadır.
    Devlet adamlığından ziyade tarihçiliği ile meşhur olan Abdurrahman Şeref saliseden balaya kadar bütün rütbeleri kazanmıştı.

    ESERLERİ

    Fezleke-i Tarihi Düvel-i İslamiye (İslam Devletleri tarih özeti) Tarih-i Devlet-i Osmaniye Fezleke-i Tarih-i Devlet-i Osmaniye Zübdet-ül-Kısas Tarih-i Asr-ı Hazır (Yaşadığımız asrın tarihi) Harb-i Hazırın Menşei (Birinci Dünya Harbinin sebeplerine dairdir) Sultan Abdülhamid-i Sani’ye Dair Tarih Muhasebeleri Umumi Coğrafya-yı Umrani İlm-i Ahlak ve İstatistik Lütfi Tarihi’nin sekizinci cildini hazırlamış ve Tarih-i Osmani Encümeni ve Türk Tarih Encümeni mecmualarında pekçok makaleleri neşredilmiştir.








    Edit By quieTDeaTh

    - Ayrıca imzanızı 10 satırdan fazla yapmayınız (Satırlar arasında boşluk bırakamazsınız).

  3. #3
    ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    KaYıPKeNT
    Mesajlar
    12,006
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    1867

    Standart

    Ahmed Resmi Efendi ( 19.12.1699)- (1783)



    --------------------------------------------------------------------------------
    1700 yılında Girit'te doğan Ahmed Resmi Efendi Osmanlı Devlet adamı ve tarihçisidir. İstanbul'daki Reisülküttablardan Tavukçubaşı'nın damadı Mustafa Efendi'nin yanında yetişti ve daha sonra onun damadı oldu. Devlet hizmetine girerek bazı görevlerde bulunan Ahmed Resmi Efendi Sadrazam Ragıb Mehmed Paşa tarafından Sultan Üçüncü Mustafa'nın tahta geçişini bildirmek üzere Şıkk-ı sani defterdarlığı payesi ile elçi olarak Avusturya'ya gönderildi. Çeşitli elçiliklerde bulunmaya devam eden Ahmed Resmi Efendi cavuşbaşı madbah tersane emini rüznamçeci oldu.

    Avrupa'yı yakından tanıyan Ahmed Resmi Efendi 1771 yılında sadaret kethüdalığına getirildi. Küçük Kaynarca Antlaşması görüşmelerine de katılan Ahmed Resmi Efendi 31 Ağustos 1783 tarihinde vefat etti. Üsküdar'da Karacaahmed mezarlığına defnedildi.

    ESERLERİ

    1.Hamiletü'l - Kübera
    Darüssade Ağaları Ahmed Resmi Efendi
    Yayına hazırlayan Ahmet Nezihi Turan
    Kitabevi Yayınları

    Kaynak metinlerin sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarılamaması araştırmacılara ve okuyuculara ulaştırılamaması Osmanlı tarihi üzerinde çalışanları kısa yoldan sübjektif hükümler vermeye yönlendirecek araştırmacı ve okuyucu ideolojik tarih anlaışının ürettiği tek taraflı yanlış ve eksik bilgilerle yolunu aydınlatmaya çalışacaktır. Bu ise tarih öğrenme ve öğretmenin amacı değildir. Doğruyu bulma görme ve anlamada ifrat ve tefrite yer yoktur. Memnuniyetle ifade etmeliyiz ki günümüz okuyucusu özellikle tarih sahasında sübjektif değil objektif bilgi ve tespitlerin peşindedir. Okuyucunun bu temayülü ilgili müesseseler ve araştırmacılar tarafından tarihimizi iyi anlama ve öğrenme yolunda kazanç sayılmalı tarih sahasında toplumu daha ileri noktalara götürecek adımlar atılmalıdır.
    (Önsöz'den)








    Edit By quieTDeaTh

    - Ayrıca imzanızı 10 satırdan fazla yapmayınız (Satırlar arasında boşluk bırakamazsınız).

  4. #4
    ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    KaYıPKeNT
    Mesajlar
    12,006
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    1867

    Standart

    Ahmet Cevdet Paşa



    --------------------------------------------------------------------------------
    Ahmet Cevdet Paşa(1822 – 1895)

    Osmanlı devlet adamı tarihçi ve hukukçu. 12 ciltlik bir Osmanlı tarihi yazmış Mecelle'nin hazırlanmasında önemli rol oynamıştır.
    1822 – 1895 yılları arasında yaşamıştır. İlköğrenimini Lofça'da yaptı. 1839'da İstanbul'a gelerek Fatih'teki Papasoğlu Medresesi'ne girdi. Burada öğrenimim sürdürürken bir yandan da tarih coğrafya astronomi matematik gibi alanlarda özel ders aldı ve Fransızca öğrendi. Medreseyi 1844'te bitirdikten sonra Premedi (bugün Arnavutluk'ta) kazası kadılığına atandı. 1845'te İstanbul ruüsu alarak müderris oldu. 1846'da Sadrazam Mustafa Reşid Paşa'nın yanında görevlendirildi. Bu tarihten paşanın öldüğü 1858'e değin hukuksal konularda danışmanlık yaptı. 1849'da olağanüstü görevle Bükreş'te bulunan Fuad Efendi'nin (Paşa) yanma gönderildi. 1850'de Meclis-iMaarif üyeliğiyle birlikte Darülmuallimin müdürlüğüne atandı. 1851'de yeni kurulan Encümen-i Daniş üyeliğine getirildi. Bu kurul tarafından Osmanlı Deveti'nin 1774'ten sonraki tarihini yazmakla görevlendirildi. 1855'te vakanüvisliğe atandı. 1856'da Galata kadısı oldu. 1857'de "Mekke" payesi aldı.

    Fransızca Farsça öğrenmiş bunun yanısıra matematik felsefe kozmoğrafya ve tabii ilimler üzerinde de çalışmış dönemin ünlü bir hukukçusudur. Kadılık Divan-ı Ahkam-ı Adliye Reisliği yapmıştır.
    “Mecelle-i Ahkam-ı Adliye” isimli hukuk metnini oluşturanların başında gelmiştir. Divan-ı Ahkam-ı Adliye Reisliği nazırlığı (bakanlığa) çevrilince ilk adalet bakanı olmuştur. Beş kez adalet bakanlığı üç kez eğitim iki kez evkaf bir kez dahiliye ticaret ve ziraat bakanlıklarında bulunmuştur. “Cevdet Tarihi” en önemli eseridir.








    Edit By quieTDeaTh

    - Ayrıca imzanızı 10 satırdan fazla yapmayınız (Satırlar arasında boşluk bırakamazsınız).

  5. #5
    ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    KaYıPKeNT
    Mesajlar
    12,006
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    1867

    Standart

    Ahmet Vefik Paşa ( 1823)



    --------------------------------------------------------------------------------
    1823 yılında İstanbul’da doğdu.Babası Paris Büyükelçiliği Maslahatgüzarlığı’nda bulunmuş Mehmet Ruhiddin Efendidir.Büyükbabası Yahya Naciddin Efendi Divan-ı Hümayun tercümanlığında bulunan ilk Türk’tür.








    Edit By quieTDeaTh

    - Ayrıca imzanızı 10 satırdan fazla yapmayınız (Satırlar arasında boşluk bırakamazsınız).

  6. #6
    ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    KaYıPKeNT
    Mesajlar
    12,006
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    1867

    Standart

    Akşemseddin



    --------------------------------------------------------------------------------
    HAKKINDA YAZILANLAR

    Fethin görünmez mimarı Akşemseddin Hazretleri

    Akşemseddin; Hazret-i Ebûbekir’in evladından Şihâbüddin Sühreverdi’nin torunudur. Babası Şeyh Hamza (Kurtboğan adıyla meşhurdur) âlim biridir ve oğlunu mükemmel yetiştirir. Mübarek dudak uçuklatacak kadar zekidir. Hızlı ilerler ve genç yaşta müderris olur. Osmancık medreselerinde talebe okutur. Evet yörede hatırı sayılır bir âlimdir ancak işin hâkikatına varmak ister. Bunun tek yolu vardır “ledün ilminde mütehassıs bir velinin” huzurunda diz çökmek.

    Arar sorar istihareye yatar. Zihninde iki isim berraklaşır. Bunlardan bir tanesi Hâlep’te ki Zeynüddin Hafi Hazretleridir. Diğeri Ankara’daki Hacı Bayram-ı Veli. Akşemseddin yakından başlar. Önce Ankara’ya gider. Ancak Hacı Bayram Hazretlerini kapı kapı teberrû toplarken görür ve yıkılır. Nedenini niçinini sormaz bile oracıktan döner yürür Hâlep’e. Ancak yolda gördüğü rüyalarda nasibinin Hacı Bayram elinden olduğu işaret edilir. Hatta zincirlerle çekilir ki uyandığında izi vardır boynunda. Şaşkınlık ve pişmanlık içinde Ankara’ya döner. Yüce veliyi orak tırpan çalışırken bulur. Mübârek garibin birine yardım eder ki kan ter içindedir. Akşemseddin bin pişmandır boyun büker. Ve kavuşur affa.

    Hacı Bayram Hazretleri bu mütevazı talebesini çok sever O'na hususi bir ihtimam gösterir. Akşemseddin ayrıca iyi bir hekimdir de. Pastör’den asırlar evvel hastalığa sebep olan mikropları ve karantinanın mantığını anlatır. Hatta o yıllarda “seretan” adıyla bilinen kanseri teşhis eder.

    İstanbul’un kuşatıldığı günlerde Fatih Anadolu’daki âlimleri ordugâha davet eder. Hepsi mükemmel insanlardır ancak Akşemseddin’le aralarında anlatılmaz bir muhabbet başlar. Nedendir bilinmez bu akça pakça veliyi görünce içi rahatlar. Tabiri caizse kanı kaynar.

    İstanbul gibi bir şehri almak kolay değildir. Dev surlar haçlı yardımları derin hendekler aşılmaz zincirler Rum ateşi denen bela ve güçlü düşman. Bunlar bilinen şeylerdir ve Fatih herbirine tedbir düşünür.

    YEMEĞİ İÇMEYİ UNUTUR
    Ancak bazı komutanlar (ki bir çoğu baba emanetidir) zafere inanmazlar. Açıktan açığa “Bu devletin askerine akçesine yazık değil mi canım?” derler “Maceranın sırası mı şimdi?”

    Genç sultanı Bizansla boğuşmak değil yanındakilerle uğraşmak yorar. Yemeyi içmeyi unutur uykuyu dağıtır. Kendini fena yıpratır. Geceler boyu ağlar ki yastığı hiç kurumaz. Muhasara başlayalı 50 gün geçer lâkin gözle görülür bir ilerleme yoktur . Rumlar yıkılan surları anında yapar o acaib ateşleri ile zemini değil suyu bile yakarlar. Fidan gibi yiğitler ardarda düşerler toprağa. Sultan Mehmed kalabalıklar içinde yalnızdır. Hatta zaman zaman kuşatmayı kaldırmayı düşünür.

    Akşemseddin hazretleri onun zihninden geçenleri okur. “Sakın ha!” der “Asla vazgeçme!” Zira o müjdeyi Hızır Aleyhisselam’dan alır. Zaferden zerre kadar şüphesi yoktur. Şehir düşünce Fatih derin bir nefes alır büyük güç ve itibar kazanır. Genç sultanın şimdi tek arzusu vardır. Mihmandârı Resulullah Hâlid bin Zeyd’in kutlu kabrini bulmak.

    Akşemseddin Hazretleri kuşatmanın sürdüğü sıralarda türbenin bulunduğu noktaya bir nur indiğini görür. Fatih’i o mahalle götürür. Kısa bir murakabenin ardından iki çınar dalını toprağa diker ve kendinden emin bir ifadeyle. “Büyük sahabe bunların arasında yatıyor!” der. Ancak etraftan “ne malum?” diyenler olur. Hatta birileri padişaha akıl öğretirler. “Bu dalları başka bir yere diktir bakalım” derler “ihtiyar molla farkedebilecek mi?” Fatih denileni yapar hatta ilk işaret edilen yer kaybolmasın diye mührünü gömdürür. Ama Akşemseddin dallara bakmaz bile ertesi gün milimi milimine ilk gösterdiği noktaya yönelir. Hatta bir ara durur “Sultanımızın mührü” der “Ne arıyor orada?”

    Büyük veli bakar bu mevzu çok tartışılacak şüpheye mahal bırakmaz. “Kazın!” buyururlar. Toprağın bir kulaç altından yeşil somaki bir taş çıkar. Üstünde kûfi harflerle “Hâzâ kabri Halid bin Zeyd” yazılıdır. Kalabalık bir hoş olur. Derhal türbe ve mescid hazırlıklarına girişirler.

    KAÇIŞ
    Günler geçer Fatih Akşemseddin Hazretleri’ne sıkça gelip gitmeye başlar. Öyle ki devlet işleri oyuncak gelir gözüne. Sarayı otağı bırakıp döşeği tekkeye sermeye niyetlenir. Nitekim bir gün “N’olur” der “Beni de dervişleriniz arasına alın”.

    Akşemseddin hani Fatih’e baba muamelesi yapan o gül yüzlü muallim birden ciddileşir celalli bir edayla “Hayır!” der “Osmanoğullarının dervişe değil sultana ihtiyacı var!”
    Ama Sultan Mehmed’i iyi tanır. Yine gelecek hem bu kez ısrar edecektir. Buna fırsat vermez. Pılısını pırtısını toplamadan uzaklaşır İstanbul’dan. O yıllarda kuş uçmaz kervan geçmez bir kuytu olan Taraklı’ya çekilir sonra Göynük civarlarına yerleşir kendi halinde talebe yetiştirir. Ama duaları Fatih’le birliktedir.

    Göçemedin gitti yani.
    Akşemseddin Hazretleri birgün oğlunu (4 yaşındaki Hamdi Çelebi) dizine oturtur. Minik yavru bülbül gibi Kur’an okur. Mübârek bir ara hanımına döner. “Biliyor musun?” der “Aslında dünyanın mihneti zahmeti çekilmez ama şuncağızın yetim kalmasına dayanamam. Yoksa çoktaaan göçerdim!” Hanımı omuz silker. “Amaaan efendi” der “sen de göçemedin gitti yani.” Mübarek “İyi öyleyse!” deyip kalkar. Göynüklülerle helalleşir ve mescide çekilir. Talebelerine “okuyun” buyururlar. Bir ara gözleri kapanır yüzü aydınlanır. Kolları yana düşer ve berrak bir tebessüm oturur dudaklarına. Müridleri eve koşarlar “Başınız sağolsun.” derler “Efendi göçtü!”








    Edit By quieTDeaTh

    - Ayrıca imzanızı 10 satırdan fazla yapmayınız (Satırlar arasında boşluk bırakamazsınız).

  7. #7
    ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    KaYıPKeNT
    Mesajlar
    12,006
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    1867

    Standart

    Alemdar Mustafa Paşa ( 1765)- (1808)



    --------------------------------------------------------------------------------
    1765 yılında Hotin'de doğdu. Babası Rusçuk yeniçerilerinden Hacı Hasan Ağa'dır. Önce Yeniçeri Ocağına intisap etti. Daha sonra Rusçuk'ta hayvancılık ve ziraatla uğraşmaya başladı. Bu sırada yörenin en güçlü ayanı olan Tirsinkli İsmail Ağa'nın hizmetine girdi. Rumeli ayanlarından asi Pazvandoğlu'na karşı verilen mücadelede gösterdiği başarılar üzerine çeşitli rütbeler alarak ismini duyurmaya başlayan Alemdar Mustafa Paşa Pazvandoğlu'nun önde gelen adamlarını ele geçirmesi üzerine kapıcıbaşılık rütbesi ile taltif edildi. Bir müddet sonra da Hezargad ayanlığına tayin edildi. Tirsinkli İsmail Ağa'nın ani ölümü Alemdar Mustafa Paşa'nın hayatında bir dönüm noktası oldu. Rusçuk'a gelen Alemdar Mustafa Paşa "ayanlar ayanı" seçildi. Merkezi hükümet istemeyerek de olsa Tirsinki'nin kontrolündekinden daha büyük bir bölgeyi onun hakimiyetine vermek zorunda kaldı. Aynı yıl başlayan Osmanlı-Rus savaşında Alemdar Mustafa Paşa çok büyük yararlılıklar gösterdi. Bu sırada patlak veren Kabakçı Mustafa isyanı sonunda birçok ıslahata imza atmış olan Sultan Üçüncü Selim tahttan indirilerek yerine Sultan Dördüncü Mustafa çıkarıldı. Alemdar Mustafa Paşa bu isyana karşı çıktı. Sultan Üçüncü Selim'in öldürüleceğini haber alan Alemdar Mustafa Paşa alelacele İstanbul'a gitti. Ancak Sultan Dördüncü Mustafa'nın emri ile eski padişah Sultan Üçüncü Selim katledildi. Bu sırada ancak Şehzade Mahmud kurtarılabildi ve tahttan indirilen Sultan Dördüncü Mustafa'nın yerine tahtta geçirildi. Bu arada sadrazam seçilen Alemdar Mustafa Paşa ilk iş olarak Sultan Üçüncü Selim'in katillerinin cezalandırılmasını sağladı. Alemdar Mustafa Paşa'nın dört ay süren sadrazamlığı sırasındaki en önemli icraatları Sened-i İttifak'ı imzalatması ve kaldırılmış olan Nizam-ı Cedid'in yerine Sekban-ı Cedid askeri ocağını kurması oldu. Her şeye hakim görünen Alemdar Mustafa Paşa tedbiri elden bırakmak ve yeniçeri tehlikesini küçümsemek gibi iki önemli hata yapınca 15 Kasım 1808 gecesi büyük bir isyan patlak verdi. Alemdar Mustafa Paşa kuşatılan köşkünde mahsur kaldı. Yardımın da gecikmesi üzerine umudu kalmayan Alemdar Mustafa Paşa cephaneliği ateşe vererek hem kendisinin hem de isyancıların bir kısmının ölümüne yol açtı. Cesedi zorbalar tarafından Yedikule dışında kör bir kuyuya atılan Alemdar Mustafa Paşa'nın kemikleri Yeniçeri Ocağının ilgasından sonra oradan çıkartılarak Yedikule surları civarına gömüldü. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra da Zeyneb Sultan Camii haziresine nakledildi.








    Edit By quieTDeaTh

    - Ayrıca imzanızı 10 satırdan fazla yapmayınız (Satırlar arasında boşluk bırakamazsınız).

  8. #8
    ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    KaYıPKeNT
    Mesajlar
    12,006
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    1867

    Standart

    Ali Kemal ( 1889)- (1922)



    --------------------------------------------------------------------------------
    Gazeteci yazar eğitimci ve siyaset adamı. 1889 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul'da Mülkiye Mektebi'ne girdi. Dört yıllık dönemin son yılında buradan ayrılarak Fransızca'sını ilerletmek amacıyla 1886'da Paris'e gitti. Ertesi yıl Fransa'dan Cenevre'ye geçti ve İstanbul'a döndü. Yeniden Mülkiye Mektebi'ne başladı ve okulun son sınıfına geldiği sırada tahrikçiliği yüzünden Halep'e sürgün edildi (1889). Orada kaldığı yıllarda Halep İdadisi'nde Türk Dili ve Osmanlı edebiyatı hocalığı yaptı. Halep'teki durgun hayata daha fazla dayanamadı ve Jön Türklerin bir çeşit karargâhı haline gelen Paris'e gitti (1894). Jön Türklerin Abdülhamit ile arasını bulmaya çalıştı. Bir yandan da gazetecilik yapıyor İstanbul'daki İkdam gazetesine Paris izlenimlerini anlatan yazılar ve çeviriler gönderiyordu. Jön Türklerle ilgili çabalarının karşılığını bağışlanmak ve Brüksel Elçiliği'nde ikinci katipliğe atanmak suretiyle aldı. Ne var ki huzursuzluk burada da yakasını bırakmadı. İttihatçılardan çekindiği için İstanbul'a dönmedi.

    Mısır'a gitti (1896). İstanbul'a II. Meşrutiyetin ilanından bir gün önce döndü. Döner dönmez de yeni eleştiri hedefini seçti ve İkdam gazetesinde İttihat ve Terakkicilere karşı ağır yazılar yazmaya başladı. Bir yandan da Edebiyat Fakültesi'nde siyasi tarih dersleri veriyordu. Ali Kemal'in akıbetini hazırlayan gerçek kişiliği bu dönemde ortaya çıkmıştır. Hemen bütün çevresiyle sürekli kavga halindeydi. Sınıfta öğrencilere Fransa'daki siyasal liberalizmi hararetle övüyor kendisiyle aynı fikirde olmayan kişilere şiddetle saldırıyor gençlerin öfkesini bunlara yöneltmeye çalışıyordu. Ali Kemal'in tahrikleri 31 Mart Olayı ile zirvesine ulaştı. Olayı bastırmak üzere gönderilen Hareket Ordusu İstanbul'a gireceği sırada Ali Kemal Paris'e kaçmak zorunda kaldı (1908). Bu arada Mülkiyedeki görevine son verilmişti.

    Tekrar Türkiye'ye döndüğünde Damat Ferit Hükümeti iş başındaydı. Hürriyet ve İtilâf Fırkası yavaş yavaş ön plana geçmeye başlamıştı. Ortam her bakımdan Ali Kemal için elverişliydi. II. Meşrutiyetin getirdiği özgürlüklerden yararlanarak saldıracağı çok sayıda düşman vardı. Hürriyet ve İtilâf Fırkası'na giren Ali Kemal bu amaçla Peyam gazetesini çıkarmaya başladı. Mülkiyedeki hocalığa da geri verilmişti. Siyasi mücadelesini İkdam gazetesinde de sürdürüyordu. Ali Kemal I. Dünya Savaşı'nın başladığı sıralarda gazetesini kapatmak zorunda kaldı. Babıâli baskısından sonra tutuklandı. Serbest bırakılınca Viyana'ya gitti. Savaş bitmeden Türkiye'ye döndü fakat herhangi bir siyasi faaliyette bulunmadı. Bu tutumu İttihat ve Terakki liderlerinin Türkiye'den kaçışına kadar sürdü (1918). Bu arada Damat Ferit Hükümeti'nde Maarif Vekilliğine getirildi. Daha sonra Kabinede yer değiştirerek Dahiliye Nezareti'ne geçti.

    Ali Kemal Atatürk'e karşı çıktı. O tarihte İçişleri Bakanı idi.10 Kasım 1922 günü MM Grubu'na bağlı birkaç kişi İstiklal Mahkemesi'ne çıkarılmak üzere kendisini Ankara'ya götüreceklerini bildirdiler. Gerçekte ise Ali Kemal İzmit'te bölge kumandanı Nurettin Paşaya teslim edildi. Ali Kemal Nurettin Paşayla görüştükten sonra dışarı çıkarken kumandanlık karargahı önünde bekleyenler tarafından linç edildi.Gazeteciliğinin yanı sıra çeviriler yapan Ali Kemal tarih ve edebiyat alanlarında da çalışmıştır.

    ESERİ
    "Ömrüm" adıyla yazdığı anılarını Peyam-ı Edebi'de yayımladı (Aralık-Haziran 1914).

    HAKKINDA YAZILANLAR
    1.Gazetecinin İnfazı
    Osman Özsoy
    Timaş Yayınları

    “Son yüzyıl içinde sadece ülkemizde değil hemen tüm dünyada konumları itibariyle en çok tartışılan kesimi basın mensupları oluşturdu. Gazetecilerin olaylara bakışı yaklaşımı ve yönlendirmesi hep tartışma konusu oldu. Yargısız infaz yaptıkları iddiasıyla sürekli eleştirilen bu insanlar gün geldi kendileri de yargısız infazla karşı karşıya kaldılar. Bu kitapta kalemin gücünü ve gerektiğinde bir silah kadar nasıl etkili olabileceğini gösteren önemli bir örnekle karşı karşıyasınız. O kadar etkili bir kalem ki bir yanda yazılarıyla hükümetleri sarsarken diğer yanda etkisiz muhalifleri ateşleyip iktidara getiren önemli bir kalem. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na sokulmasının düşünüldüğü günlerde İttihatçıların karşılarında muhalif güç kalmaması için önce gazetecisini kapattıkları ve kalemini susturdukları önemli bir kalem. O kadar önemli ki Kuvayı Milliye temsilcileriyle İstanbul Hükümeti arasında ilk resmi temas sağlandığında yazı yazmasının engellenmesi ve gazetesinin Anadolu'ya girmesinin ve kürsüde adı ilk zikredildiğinde meclis sıralarında dalgalanmalar meydana getiren ve çok geçmeden de yazı yazmasının engellenmesi için İstiklal Mahkemeleri'nce gıyabında hakkında kararlar alınan bir kalem. Ali Kemal'den bahsediyoruz. Niyetimiz kimseyi aklamak veya itham etmek değildir. Bu kitap aynı zamanda tarihe malolmuş insanları çeşitli yönleriyle değerlendirmede önemli bir örnek teşkil edecektir. Bu kitap bir insanın yetişmesinde ve kişiliğinin oluşumunda etkili olan aile okul arkadaş çevre ve toplum faktörlerinin rolünü gösteren önemli ve gerçek örneklerle doludur. Dış baskının ve kuşatılmışlığın bir ülkeye neye malolduğunu kitapta tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. Nasıl mı? Okuyun bizzat görün.”








    Edit By quieTDeaTh

    - Ayrıca imzanızı 10 satırdan fazla yapmayınız (Satırlar arasında boşluk bırakamazsınız).

  9. #9
    ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    KaYıPKeNT
    Mesajlar
    12,006
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    1867

    Standart

    Alyanak Mustafa Paşa - (1884)



    --------------------------------------------------------------------------------
    Zaptiye Nazırı (1871) Müşir Vali. 1884 yılında İstanbul'da öldü. Mezarı Divanyolundaki II. Mahmut türbesi bahçesinde 1. adadadır.
    Esseyit Ahmet Paşa'nın oğlu Sadrazam M.Emin Rauf Paşa'nın damadıdır.








    Edit By quieTDeaTh

    - Ayrıca imzanızı 10 satırdan fazla yapmayınız (Satırlar arasında boşluk bırakamazsınız).

  10. #10
    ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka ~|Giяℓ_ℓéé|~™ Evreka

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    KaYıPKeNT
    Mesajlar
    12,006
    Takımı
    Tecrübe Puanı
    1867

    Standart

    Arapzade



    --------------------------------------------------------------------------------
    ARAPZADE

    * Arapzade Ahmet Ataullah
    (1719-1785 İstanbul)86. Osmanlı Şeyhülislamı Kazasker ve Reisülülema. Arap kökenli Kazasker Arapzade A.Bahır'ın oğlu.

    *Arapzade Mehmet Arif
    (1740-1826 İstanbul)97. Osmanlı Şeyhülislamı. Kazasker ve hattat. Ahmet Ataullah'ın oğlu Mehmet Sadullah'ın babası.

    * Arapzade Mehmet Sadullah
    (1766-843 İstanbul)Kazasker kadı müderris şair ve hattat.
    Arapzade Mehmet Arif'in büyük oğlu kazasker M.Zeki'nin babasıdır.

    * Mehmet Behçet (hattat)
    1857'de İstanbul'da öldü. Kazasker Mehmet Sadullah'ın torunu Kazasker M.Zeki'nin oğludur.

    * Arapzade Hüseyin Ramiz (1718-1784)
    Tarihçi tezkireci bilgin ve Divan şairidir. Balçık'ta doğdu. İstanbul'da medrese öğrenimi gördü. Kadılık yaptı. 1784 yılında 66 yaşında iken İstanbul'da vefat etti.








    Edit By quieTDeaTh

    - Ayrıca imzanızı 10 satırdan fazla yapmayınız (Satırlar arasında boşluk bırakamazsınız).


 

Forum Bilgileri

Bu Konuyu Görüntüleyenler

Şu an 1 kişi bu konuyu görüntülüyor. (0 üye ve 1 misafir)

     

Konu Etiketleri

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542