Forumuz.Net sitesine hoş geldiniz.
1 den 4´e kadar. Toplam 4 Sayfa bulundu
  1. #1
    Huysuz
    Misafir

    Standart Osmanlı Döneminde Cellatlar

    Osmanlı Döneminde Cellatlar

    Cellat mezarlığı

    Cellatlar ayrı yerlere defnedilmiş

    Her toplumda cellatlar korkulan hatta kimilerince lanetlenen kişiler olmuşlardır. Öyle ki Osmanlı döneminde cellatlar sadece yaşarken değil öldükten sonra bile toplum tarafından dışlanmış ve mezarları bile ayrı tutulmuş.

    Mezar taşlarında yazı yok

    Eyüp Mezarlığı'ndaki Pierre Loti kahvesinin çevresinde yer alan ve başlarında dikdörtgen taşlar bulunan bu mezarlık dünyada tek cellat mezarlığı olma özelliğini taşıyormuş. Taşıyormuş diyoruz çünkü

    Cellat mezarlarının yerinde apartmanlar

    Yüzlerce cellatın mezarının bulunduğu bu mezarlar zamanla yok olmuş. Günümüzde sadece sekiz dokuz tanesi kalmış durumda. Cellat mezarlarının yerinde şimdi apartmanlar ya da başka insanların mezarları yer alıyor.

    Cellatlar üzerine büyük araştırma


    Peki Osmanlı'da cellatlar nasıl seçilirdi? Onlar neden böyle bir mesleği seçerlerdi? Tüm bu soruların cevabını Yaşar Karaduman'ın araştırmasında bulabilmek mümkün.Sarayda cellatlar her zaman hazır bulunurdu

    Osmanlı'da adam asmak boğmak ve kelle kesmek bir ceza şekliydi ve bunun için de sarayda her zaman cellatlar bulundurulurd. Bir gurup cellat padişah ve diğer yüksek rütbeliler için her an hazır durumda beklerlerdi.

    İnfazlar nerelerde yapılırdı


    Sarayda verilen ölüm cezaları Topkapı Sarayı bahçesinde bulunan bir çeşmenin önünde infaz edilirdi cellatlar infazdan sonra kanlı baltalarını ve ellerini burada yıkarlardı bu çeşmenin sağında ve solunda kesilmiş kafaların teşhir edildiği kelle taşları vardı bu taşlara ibret taşları da denirdi.

    İnfaz çeşmesi

    Bu çeşmenin bir adı da cellat çeşmesi veya siyaset çeşmesi idi cellatların kaldığı yer ise çeşmenin bulunduğu duvarın arakasındaydı. Bu çeşme halen Topkapı Sarayı'nın ön bahçesinde bulunmakta her gün önünden ne olduğunu bilmeden yüzlerce kişi geçmektedir.

    Yedikule Zindanları

    İnfazlar bazen de Yedikule Zindanları'nda yapılırdı. (Bu zindanlar ziyarete açıktır idamların ve işkencelerin yapıldığı yerler gezilebilir.)

    İnfaz şekilleri yani öldürme şekilleri kişinin konumu mevkii rütbesine ve işlediği suça göre değişirdi. Osmanlı sultanları ve şehzadelerinin kanı dökülmez yay kirişi ip ve kementle boğularak öldürülürlerdi. Bu öldürme şekli Türklerin Müslüman olmadan önceki dinleri olan Şamanizm’den geliyordu. Doğan Avcıoğlu “Türklerin Tarihi” adlı eserinin ikinci cildinde:” Şamanist Türkler kan akıtarak öldürmekten çekinirler Osmanlı padişah ve şehzadeleri boğularak öldürülürdü” der.

    Kelleler padişaha sunulurdu

    İnfaz edilecek halktan biri ise kelle kesme şekli uygulanırdı. İstanbul dışında imparatorluğun uzak vilayetlerinde idam edilen devlet adamlarının öldürüldüklerini ispat etmek için kesilen başları meşin bir kırbaya (torba) konur torba balla doldurulur İstanbul’a getirilir gümüş bir tepsinin içinde padişaha sunulur beden ise öldürüldüğü yere gömülürdü.

    İki yerde mezarı olan devlet adamları

    Bu nedenle başı başka yerde bedeni başka yerde gömülü iki mezarı olan devlet adamları sadrazamlar çoktur Bunlardan en meşhuru Viyana kuşatmasındaki başarısızlığı ile başı kesilen ve bir bal torbası içinde İstanbul’daki sultana gönderilen ve sonrada denize atılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idi.

    Kesilen başlar halka sergilenirdi

    Bu kesilen başlar bazende Topkapı Sarayı’nın ilk giriş kapısına asılır halka gösterilirdi. Bu kapı sarayın en dıştaki ilk kapısıdır kesik başların konulduğu oyuklar halen durmaktadır. Kafalar üç gün kalırdı burda bazen yüzlerce kafa olurdu.

    Gayrimüslimlerin infazı

    Cellatlar Müslüman olan kişilerin infazdan sonra başlarını cesedi sırt üstü yatırarak koltuğunun altına Müslüman olmayanları ise yüzü koyun yatırarak başlarını kıçlarının üzerine koyardı.

    Öldürülenin üzerinden ne çıkarsa celladın

    Öldürülen kişinin cesedi ve üzerindeki kıymetli eşya para ve giyecekleri cellatın malı sayılırdı. Cellat cesedi isterse atar isterse ölünün sahiplerine mevki rutbe ve konumuna göre parayla satardı.

    Dilsiz ve sağır olurlardı

    Osmanlıda cellatlar dilsiz ve sağır olurlardı bu iş için seçilen kişilerin dilleri kesilirdi. Osmanlı tarihinde en hazin boğarak öldürme olayı 28 Ocak 1595 te cereyen etmiştir.

    Padişahlar kardeşlerini infaz ettirirdi

    Fatih Sultan Mehmet’in imparatorluğun devamlılığını sağlamak amacıyla çıkardığı “Nizamı Alem” fermanı gereğince fermanın metni şöyledir Her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola (nasip ola) karındaşlarını nizamı alem için katletmek münasiptir.) Üçüncü Mehmed 19 çocuk ve yetişkin şehzade kardeşlerini bir gecede dilsiz cellatlara boğdurmuştu. Ertesi günü Divanı Hümayun avlusuna üzeri kıymetli örtüler kıymetli taşlarla bezenmiş sorguçlar ve kavuklar bulunan 19 şehzade tabutu konmuştu.

    Üçüncü Mehmed 1595-1603 yılarında saltanat sürmüştür. Kanuninin torunu ve İkinci Selim’in oğludur Kanije zaferi bu padişah zamanında kazanılmıştır. Üçüncü Mehmed bu zaferden sonra Ünye’de mezarı bulunan Tiryaki Hasan Paşa'ya bir çok değerli hediyelerle birlikte vezirliğe eş değerde Beylerbeyilik ünvanı vermiştir.

    Cellatlar üzerine çıkmış kitaplar

    Ondan sonra tahta geçen oğlu Birinci Ahmet Fatih Sultan Mehmet’in koyduğu 150 senelik “Nizamı Alem” kanununu kaldırarak kardeş öldürme geleneğine son vermiş ve kardeşini veliaht (gelecekte saltanatı devralacak kişi) ilan etmiştir. Cellatlar konusunda son zamanda üç yeni kitap yayınlanmıştır: “Cellatları da Asarlar- Ergün Hiçyılmaz” “Ölümün soğuk eli Cellat-Muhammet Pamuk” “Cellat ve Ötekiler-Cengiz Yıldırım

    Cellatlar insani duygulardan uzak ve merhemetsizdir

    Osmanlı’da halk İslam dininin adam öldürmeyi yasaklaması can alan bu kişilere toplum tarafından hoş bakılmaması nedeniyle bir çok insani duygu ve özelliklerden yoksun olan acıma merhamet sevgi hisleri bulunmayan cellatları mezarlıklarına almamış kendi aralarına gömülmelerini istememiştir.


    Hemen Paylaş!


  2. #2

    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Tecrübe Puanı
    Mesajlar
    9,836

    Standart Cevap: Osmanlı Döneminde Cellatlar

    Osmanlı’da halk İslam dininin adam öldürmeyi yasaklaması can alan bu kişilere toplum tarafından hoş bakılmaması nedeniyle bir çok insani duygu ve özelliklerden yoksun olan acıma merhamet sevgi hisleri bulunmayan cellatları mezarlıklarına almamış kendi aralarına gömülmelerini istememiştir.
    Osmanlı Devleti'de hilafetle yöneltilmişti ama Hilafet Kanunları İslami Kuralları gerektirdiği halde Hilafet Kanunlarının dışına çıkılmış demek ki.




  3. #3

    Standart Cevap: Osmanlı Döneminde Cellatlar

    Cellatlar dilsiz ve sağır olurlarmış
    Zaten kişisel özellikleri itibariyle toplumdan kopuk olacaklardı




  4. #4

    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Tecrübe Puanı
    Mesajlar
    9,836

    Standart Cevap: Osmanlı Döneminde Cellatlar

    Şimdiki psikopatlarla örtüştürmeye çalıştımda.
    Farkları elbet var ama sonuç yine aynı.

    Şimdiki psikopatlar akli dengeleri bozuk oldukları gerekçesi ile tedavi edilip dışarı salıverilebiliyorlar.
    Cellatlar devlet görevi adı altında bu işi yapıyorlar en azından zaptedilebiliyor.




 

 
Künye Uyarı
Powered by vBulletin® Version 4.1.12
Copyright ©2000 - 2015, Jelsoft Enterprises Ltd.
Extra Tabs by vBulletin Hispano
Sanal Dünyanın Gerçek Ailesi
Copyright ©2007-2015 Forumuz.Net

Sosyal paylaşım platformu olan Forumuz.Net sitemizde, kullanıcılar, 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumuz.Net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İLETİŞİM panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumuz.Net yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.


sohbet