Forumuz.Net sitesine hoş geldiniz.
Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 21 Sayfa bulundu
Like Tree4Likes

Konu: Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

  1. #1
    Ϝ ϓ ſ Ϟ

    Üyelik tarihi
    Mar 2013
    Tecrübe Puanı
    5000
    Mesajlar
    5,292
    Ruh Halim
    Sapsal

    Standart Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    Milena’ya Mektuplar
    1
    sevgili bayan milena’ya
    size önce prag’dan ardından da meran’dan yazdığım kısacık mektuplarıma kesinlikle cevap beklemiyordum. umduğum gibi karşılık yazmadınız da sevinmem gerek. sessiz kaldığımız her gün iyi olduğumuzun işaretidir. bu yüzden sevinmem gerek ki iyi olduğunuzu bildiğim için
    yarım kalmış bir düş gibi. önümden geçip gidiyorsunuz. masalar sandalyeler geçtiğimiz yer hatta elbiseniz bile gözümün önünde. yüzünüzün ayrıntılarını çıkaramıyorum. kötü bir yarım düş olsa gerek bu. çok ilginç hem de çok

    3
    tüm gece yağan yağmur nihayet durdu. kutlayacağım bunu. kutlama şeklim ise size yazmak. bu amansız yağmurda insanın tek mutluluğu yabancı bir çevrede olması

    4
    aklımdan çıkmayan şu hastalığınız benim gibi öğüt verme konusunda pek de ümit edilmemesi gerek birinden yine de duymak isterseniz “kendinize iyi bakın. sizi sevenlerin fedakarlığı lazım” bunları da atlatırsınız. sizden iyi haberler bekleyeceğim
    sizden istediğim çevirilerime bir anlık bile uykunuzu feda etmemeniz. daha sonra vicdan azabı çekmek istemem kendim için istiyorum. lütfen

    5
    gönül ilişkilerimde edindiğim tecrübe erkeklerin daha çok acı çektiği. aslında bu acı karşılıklıdır. kadının çektiği acı gerçektir ama erkeğin acısı fazladır

    6
    siz son mektubunuzda geniş yüreklilikle teşekkür etmişsiniz bu uykusuz adama. olayı duyan birisi olsa amma adammış diyecek sanki. ama o adam aslında tembelin biri süt içiyor her gün besleniyor kendine bakıyor
    fakat ben ne kadar basitim keşke görebilseler içimi. anlatabilsem inanırlar mı?
    uykusuzluk aklıma neler getirdi. anlamsız ve çok laf ettim. bağışlayın beni

    7
    anlaşılmaz bir insansınız milena. derdiniz bin parça başkalarını beni düşünüyorsunuz. uykusuzluk çektiğim için üzülüyorsunuz

    8
    sıkılıyorum size böyle hitap etmekten. bayan milena yavan geliyor bu hitap bana. yeni memuriyete atanmış bir katibin konuşması gibi. ama elden bir şey gelmez. yarının ne olacağı belli olmayan bir dünyada biz hastaların dayanakları bunlar olsa gerek. sıksa bile muhtacız bunlara; güçsüzüz biz
    kendiniz için çabalamak. mektuplarınızdan anladığım zaten bunu yapıyordunuz. büyük bir erdem ve güven görüyorum yazılarınızda
    dergilere gönderdiğiniz yazıları niçin bana göndermiyorsunuz? bu bana güvensizlik mi yoksa? hayalimde canlardığım kadına ters düşeceğimi o imajı bozacağımı mı sandınız. bu üzdü beni. size küstüm birazcık iyi de oldu. kalbimdeki küslük size karşı hislerimi belki dengeler

    9
    bu akşam tek başıma uzun bir yol yürüdüm. çoğunlukla başkaları ile yürürüm veya yatarım. bu akşam tek oldu. tanrım keşke burada olsaydınız. burada olmadığınızı söylersem aslında kendime deli demeliyim. o kadar kuvvetli bir şekilde hissediyorum ki burada olduğunu. hayır hayali değil istediğim anda size dokunabileceğim şekilde buradasınız yanımdasınız

    11
    bekliyorum. içim içime sığmadan. pazar gününe kadar mektup yazar mısınız bana? delilik gibi geliyor bu istekler? tek mektup yetersiz mi? herhalde yeter. ama yine de okumak istiyorum bunları durmadan nefes almadan. nedir bunun mantığı ah milena! sevgili öğretmenim!.

    12
    yani inanmıyorum yazdıklarınıza sevgili milena! beni yalnız ben inandırabilirim galiba. öğretmenler genellikle öğrencilerinin kendilerine vermiş oldukları cevapları yeterli bulmazlar. oysa bir öğrenci öğretmeninin ona öğrettiklerinden daha fazlasını nereden bilebilir ki?.

    13
    yarın yine yazacağım ama ne olur bir aksilik çıkar da yazamazsam kızmayın bana. nefret etmeyin benden. pazar günkü mektubunu bir daha okudum da gerçekten korkunç bir mektup. keşke sizi ellerimin arasına alabilip gözlerinizin içine bakabilseydim. eminim o zaman böyle bir mektup yazmazdınız

    14
    mektuplarınızın benim üstümdeki etkisini hiç küçümsemeyin milena!. bu mektupta da küçük tedirginlikler çok değil aslında. ama mutluluk veren bir acının gerçeği gibi bir şey. zaten senden gelipte dayanamayacağım be olabilir?
    her zaman olmasa da arada sırada ‘sen’ de bana olmaz mı?.

    15
    üstelik benden mektup alamayınca üzülecek kadar da iyi bir insansınız

    16
    anladığım kadarı ile milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz. birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki. cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı ikimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler ama ben de huy edinmiş artık.
    bir odadayız milena. birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı. halbuki bu iki kişi ürkeklik olarak bu kadar benzemeseler biri diğerine hiç aldırış etmese açsa kapıyı çıksa dışarı odayı düzenlese. ama hayır o da en az diğeri kadar ürküyor ve saklanıyor kapısının ardına ve o güzelim oda bomboş kalıyor ortada.
    ve bu yüzden hep ikimizi üzen yanlış anlamalar oluyor. aslında senin anlamadığını söylediğin o mektuplar sana en yakın olduğum zamanlar yazmış olduklarım oluyor.
    yeryüzündeki 38 yıllık yolculuğumdan sonra bir dönemeçte sana rastlıyorum ve bu geç gelen hiç beklemediğim karşılaşma sonrasında ne yapacağımı bilmez şaşırıp kalıyorum. içimde fırtınalar kopamıyor bağıramıyorum çılgınlıklar yapamıyorum bu yüzden. sadece diz çökmüş oturuyorum ve karşımda duran ayaklarınızı okşuyorum

    18
    yine mektubu ilgisiz yerlere saptırıyorum. oysa ben çevirilerinizin güzelliğinden söz açıp övmek istiyordum onları. bu arada ‘bazı’ sözcüğü için bana ne kadar kızsanız haklısınızdır. zaten son zamanlarda en çok yaptığınız iş bu herhalde. hayır sakın yanlış anlamayın bundan şikayetçi olduğum yok. tüm hayatımı sizin karşınızda azarlanan bir öğrenci olarak geçirmek isterdim doğrusu
    sizi arkamdan sürüklediğim için çok üzülüyorum bazen. öykülerimin o pis karanlık boğucu sokaklarında dolaştırıp kimbilir ne bitmek tükenmek bilmeyen eziyetlere sokuyorum sizi. belki de hemen çıkamayasınız diye o kadar uzun tümceler kuruyorum hikayelerimde. yoksa iki aya kalmaz bitirip gidiverirdiniz öyle değil mi?.

    19
    balkonda aç bir serçe duruyor ben de ekmek kırıntılarını odanın içine bırakıyorum. aç olduğu halde yaşamak için buna ihtiyaç olduğu halde tedirgin bekliyor. çünkü içerisi onun için bilinmeyen karanlık bir yer. ekmek onu kendisine çekiyor o da odanın içinde sayılır herşeyiyle bunu istiyor. sonra silkinip kendine geliyor ve kaçıp gidiyor. biliyorum kıpırdayıp korkutmasaydım onu korkup kaçmayacaktı oradan. gelip ihtiyacı olan ekmeği alıp gidecekti

    21
    hastalığından da bahsediyorsun mektupta. belki yatmak iyi gelebilir. bir ay önce daha iyi bir insandım galiba en azından hasta olduğunu biliyor bunun için üzülüyordum. oysa şimdi yalnız kendi hastalığımın peşine düşmüşüm. ama bu da sen değil misin sanki?.

    23
    geç geldi mektupların. sana ‘yavrucuğum’ dediğim için kızıyorsun yine bana haklısın
    şakayı severim ama hepsinin altında birşeyler ararım. dünkü mektubunda ne kadar çok kullanmışsın ‘ve’ kelimesini. belki de bir aşağılama vardır bunda kimbilir?.

    25
    milena sen şimdi yüreğime aklıma bütün varlığımı büyüleyen o sesinle çağırıyorsun beni yanına. ama aslında beni tanımıyorsun bile. birkaç mektup başkalarının birkaç güzel sözü aldatıyor olabilir hala seni. belki de bütün bu söylenenlere aldanmayıp foyamı ortaya çıkarmak için çağırıyorsun beni. başını döndüren şeyler beni görünce kaybolacak biliyorum. bundan korkuyorum

    26
    bütün bu olanlar perişan ediyor beni. çevremdeki herşey darmadağın oluyor sonra yeniden bir araya geliyor. sonra başımın çaresine bakmak zorunda kalıyorum. aslında yakınmamın sebebi güneşi görmek istemeyişim hayata geri dönmekten korkmam.
    sen benim için saf el değmemiş bir genç kızsın milena. senin gibi tertemiz eldeğmemiş bir beyazlığı olan biriyle hiç karşılaşmadım ben. böyle birine dokunabilmek büyük bir cesaret işi. bu kirli korkak kararsız soğuk eli nasıl uzatırım sana

    27
    kapana sıkışmışım gibi bir hisle yatakta yatıyordum bütün gün. durmadan seni kendimden uzaklaştıracak bir şeyler arayıp durdum. kendi kendime kızdım devamlı
    çılgınca bir korkunun tutsağıyım milena. anlıyor musun korkuyorum? bu koca satranç oyununda yerim yok benim zaten. ilgimi çekmiyor ben bütün dikkatimi kraliçeye vermişim. gözlerim yalnız onu görüyor. şahın yerinde olmak için bütün uğraşmalarım. bunların gerçekten olmasını istiyorsam artık başka türlü davranmam gerektiğini de biliyorum. bu yüzden viyana’da kalma artık demem senden daha çok benimle ilgili hele şu an söylediklerim isteklerin en masumu en arınmışı belki de. mutluluğun ta kendisi o
    mektuplarını tüylerini kabartıp tetikte bekleyen bir kedinin dikkati ile okuyorum

    30
    evet milena işte viyana’da bir postahanede oturmuş kahve içiyorum şu an. geldim milena. buna hala inanmıyorum. rüya görüyorum sanki şu an bugün senin sevdiğin yerleri gezeceğim.

    (viyana’da buluştuktan sonra prag’dan yazılan mektuplar)

    31
    her tarafa ‘milena’ yazdım yazmayı bildiğim tek kelime bu ve ben büyük bir coşku ile bunu herkese göstermek istiyorum. hasta olduğum için “6 ay boyunca dinlen günlerini boş geçirmeye bak” diyorlar. oysa bu altı ayın sadece 4 günü izin veriyorlar mutluluğa. hala hastaysam suç bende mi peki?
    yolculuğumdan bahsedeyim istiyorsan biraz: gazete alma bahanesi ile istasyondan sokağa fırladım. ama sen çoktan gitmiştin. buna fazla üzülmedim. çünkü doğru olan da buydu istasyonda bana bakan yüzünü düşündüm. unutamayacağım bir doğa olayıydı bu.

    33
    bütün bu başımdan geçenlerde iyilik meleğim milena’nın hep yanıbaşımda olduğunu biliyorum. hep böyle yanımda ol ne olur?.

    34
    saat gecenin biri ama sana bütün gün tek kelime yazmamış olmam beni rahatsız ediyor. uyuyamıyorum bir türlü bu düşünce ile
    seni kaybetmekten o kadar çok korkuyorum ki milena. bazen düşünüyorum da eğer gerçekten insanlar mutluluktan ölebilselerdi benim çoktan ölmüş olmam gerekecekti. ama ben aksine mutluluk sayesinde tekrar hayata döndüm

    36
    bu gecede sana mutlu uykular dilerken herşeyimi sana veriyorum bir solukta! benim mutluluğum sende erimektedir
    bence istediğin zaman yalnız kalabilmek mutluluğun en önemli nedenlerinden biridir

    37
    kocanın dostu sayılmam. yalnız ona içsel bir bağla bağlı olduğumu biliyorum. o benim için sadece bir ‘tanıdık’ da değil bu yüzden. hele sen bence onu aldatmış sayılmazsın seviyorsun da onu. ne dersen de sen bunun adına. eğer bir gün seninle birleşeceksem emin ol bu onun olmadığı başka bir ortamda olacaktır
    ben de senin gibi bu işin sonunu düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum. hele daha herşeyin bu kadar başındayken. yalnız olsaydım eminim sonunu düşünürdüm hemen ama artık sen varsın yanımda

    38
    bundan önce sana yazmış olduğum o saçmalıkları yırt ve at lütfen asıl bundan sonra olacak ne olacaksa gerçeği daha iyi görebiliyorum. şimdi yalnız bir şey var ki beni tedirgin eden o büyük korkularımı korkunç ızdıraplarımı pusuda bekleten o da kocana karşı olan sevgin
    bugün senden bir mektup gelmesi çok mutlu ederdi herhalde beni. insanoğlu elindeki hiçbir şeyin değerini bilmeyen bir kapitalist bence

    41
    viyana’dan bu yana ilk defa bu kadar yorgunum. bugün seni büyük koltuğa oturtacağım ve karşına geçip susacağım. mutluluğumu kelimelere dökebilir miyim ki? elime gözüme yüreğime burada olmanın mutluluğunu nasıl anlatayım? oysa ben yalnızca senin bana söylediğin yaşamı seviyorum

    43
    mektubuna yazmış olduğun bir cümlenin bütün kelimelerini defalarca okuyorum: “onu sevdiğim doğru ama seni de seviyorum f.” evet belki de böyle olmasaydı sen milena olamazdın ve sen olmasan kimbilir ben ne olurdum? bu gerçeği prag’da söylemeyip viyana’dan yazman da iyi olmuş. belki de yaptığın şeyleri senden daha iyi anlayabiliyorum milena

    45
    yalvarırım sana milena benim için kötü şeyler düşünme. seni her zaman elimde tutmak için her yola başvuruyorum. kıskançlığı da deniyorum aptallık bu biliyorum ama söz veriyorum sana bundan sonra bir daha olmayacak
    seninle buluştuğumuz günler geldi aklıma. bak nasıl adlar taktım onlara ilk gün en güvensiz geçendi. ikinci gün fazlası ile güvenliydi. üçüncü gün pişmanlık hakimdi en güzel gün ise dördüncü gündü

    47
    iyi olmam için gereken tek şeyi beni severek zaten yapıyorsun milena

    48
    kısaca şunu söylemek istiyorum milena: etrafındakilerin o ulaşılmaz zekilikleri ile hayvanca sersemliklerine karşı senin haklı olduğuna inanmamış olsaydım bu kadar ilgilenebilir miydim seninle? koskoca okyanusların dibindeki bir avuç toprak o baskıya nasıl dayanıyorsa sen de öyle dayanmalısın milena. bugüne kadar insanlara tahammül edebileceğimi yeryüzü ile başa çıkabileceğimi düşünmezdim hiç. ama sen şunu öğrettin bana dayanılmaz olan aslında yaşam değilmiş

    50
    benim durumum gücümü ve duygularımı böylesine harcayıp sonuçta ölmemem!.

    51
    aslında başından geçenler değil önemli olan. önemli olan sensin yalnızca

    52
    buna şaşırmıyorum ama senin herşeyinle kocana ait olup sadece benim de olabilme gibi bir ihtimalin olmasını anlayamıyorum.
    en şaşırtıcı olan bana gelme isteğin. yanıma inersen kör olursun batarsın dibe sen başını dik tutmak için çırpınacaksın. gücünü sonuna kadar kullanıp parçalanırsın ve yok olursun. benim olduğum yerde ne mutluluk ne de iyilik var. oraya bırakılmışım ve senin yurdunun savaş öncesi bunaklarına dönmüşüm.
    “belki önümüzdeki ay prag’a gelebilirim” diyorsun. gelme diye yalvaracağım sana neredeyse. hayır lütfen gelme sonunda dönmek zorunda kalacaksın nasılsa değil mi?.

    54
    yarım saate yakındır gönderdiğin iki mektupla kartını gülerek okuyorum. hangi kral mutlu olmuş benim kadar acaba
    her zaman haklısın zaten sen. ne olur benim haksızlığımı paylaş biraz benimle

    55
    sorduğun soruyu mektupla cevaplamak imkansız milena. seni sevip sevmediğimin karşılığını bile bulmuş değilim hala. bu yakında buluşursak cevabını yüzüne karşı söyleyebilirim. yalvarırım. milena viyana’ya çağırma beni. oraya geleceğim ama bununla ilgili olarak söylediğin her şey yüreğimi yakıyor. bu istediğin olamaz.
    demek sana çiçek gönderdiler ve sen de onu odana koydun üzüldüm doğrusu buna. odandaki bir eşya olsaydım o çiçekler çıkana kadar bir daha girmezdim o odaya. herşeyin çok uzakta olması huzursuz ediyor beni. oysa sanki kapının tokmağına uzanacakmışım gibi yakında hissediyorum kendimi. bu çiçekler niye bu kadar sevindirdi seni? aynı çiçeklerin yeryüzündeki binlerce eşi de sevindiriyor mu seni? ama bu soruların cevabı yalnız yüz yüze verilebilir

    56
    kıskançlık yapmamayı başarabiliyorum ama kıskançlığın yersiz bir duygu olduğuna anlam veremiyorum bir türlü
    paris’e gitmeyi düşünüyor musun hala? ne kadar kalacaksın? her zaman düşündüğün sürenin yarısını söyleki fazla üzülmeyeyim

    57
    bugün göndermiş olduğun mektup çok sevinçli çok içten bir mektup. hiçbir kelimesi onu kurtarıcı olmaktan çıkaramıyor gözümden. kurtarıcı milena karşında duran bu insanı yalnızca varolmakla kurtarabiliyorsun. birini boğulmaktan kurtarmak önemli bir olaydır. ama sonra o insana yüzme öğretmek neye yarar ki? başından atmak için seçilen bir yol değil midir? devamlı varolduğunu bilmek daha güvenli olur o insan için

    58
    gelemem milena çünkü yalan söyleyemem. iki sebepten yalan söyleyebilirim biri korkudan diğeri çaresizlikten. hiç gözümü kırpmadan söylerim yalanı bu durumlarda. çaresiz kalırsam izin bile istemeden basıp gidebilirim. ama sadece mutlu olmak için yalan söyleyemem bunu biliyorum
    biliyorum fazla güçlü ve cesur biri değilim yazmayı da beceremiyorum üstelik. biliyorsun ki kalbi olan insan yazı yazamaz. benden uzaklaşırsan milena benim de kalbim duruverir

    59
    yeryüzünün tüm bu uğultusuna rağmen bir ses duyuyorum yalnız. kendi sesimi yine çok güzel bir yazı yazmışsın okudukça içimi bir sıcaklık sardı

    61
    durmadan birbirimize aynı soruları sorup duruyoruz. ben “hasta mısın?” diye soruyorum sen cevap yazıyorsun hastalığımın durumunu soruyorsun. “ölmek istiyorum” diyorum bir bakıyorum sen de aynı şeyi istiyorsun. bunu yine söylemk istiyorum ki bütün ama bütün istediğim yanında olabilmek ve sen de bunu istiyorsun. yeter artık! yeter!.

    62
    mektuplarınla nasıl etkileniyorum bilemezsin milena ama son zamanlarda birşeyler olduğunu hissediyorum. örneğin mektuplarında çok anılara dalmaya başladın. hüzünlüsün nedenini bile bilmiyorsun birden bire buluşmamızı istiyorsun. bunlar canımı sıkıyor rahat olamıyorum bir türlü. ama yine de aynı özlemi koruyorum. sustuğun için isteyerek ya da istemeyerek bir şeyler sakladığın için uzaklaşacağım yerde artıyor sana olan özlemim. işte bu kadar güçlüsün milena sana nasıl güvendiğimi anla. bir şeyler gizliyorsan mutlaka mutlaka gizlenmesi gerektiği içindir buna hiç şüphem yok.
    bütün bu olanlara karşı rahat olabilmemde senin olağanüstü kimseyi üzmeme huyunun da büyük etkisi var. bunu acıdığın için değil beceremediğin için yapıyorsun üstelik

    64
    günlerim güzel geçemiyor burada. artık tek başıma olmak da mutlu etmemeye başladı beni. bu yüzden bizimkilerin yanına taşındım. belki de beni mutlu eden istediğim zaman gidebileceğim iki evimin olmasıydı. anlayabildin mi? çünkü ben anlayamıyorum da

    65
    ben şunun için mutluyum. bütün insanların iyi olduğuna kafamla kalbimle inanırım. ama vücudum inanmaz buna nedense. korkar o kaçar hemen.
    dün yine bir mektup daha yırttım mutsuzluğun kaynağı benim herhalde. senin için bunu söylemekten çekinmene hiç gerek yok inan

    66
    hastalığımı önemsemiyordum. ilk zaman gitmiş olsaydım doktora? belki hiçbir şey değişmezdi. gerçi beni buna zorlayacak beni merak eden birisi yoktu. ama bugün senin için üzülen biri var: yalvarırım milena doktora git!.

    67
    sana çok ihtiyacım var inan. buluşabilirsek şayet bu yüz yüze gelmemizden önceki son mektup demektir. aylar sonra ilk defa gözlerim bir işe yarayacak seni görerek

    68
    bana çok ağır bir suçlaman var mektubunda. “sen sadece sana lazım olduğu zaman gelmeyi bilirsin” diyorsun. doğru yanları olabilir bunun. sonra “hoşçakal frank. o işe yaramaz telgrafı çekmenin bir anlamı kalmadı artık o yüzden çekmeyeceğim” diyerek beni iyice hayal kırıklığına uğratıyorsun. ilk cümlen neyse ama ikincisini kabul edemem milena

    71
    tabii ki bu yolculuğa çıkabilirim ama bir yalan söylemem gerek ve ben yalana sığınmak istemiyorum. bunu da gururumdan değil korkaklığımdan yapamıyorum. yalanı en sona saklamak istiyorum her zaman. bu umuda sımsıkı sarılmış o yalanı söyleyeceğim günü bekliyorum. bu yüzden buluşursak ortaya çıkacak güzelliklerden sevinçlerden bahsedip te işkence etme bana ne olur milena

    72
    bana iyi ve sabırlı olduğumu söylemişsin kendimi iyi hissettim doğrusu ama bu sadece bir kağıt parçası sevgiyle uzanmış bir elin yerini tutmuyor hiçbir zaman

    73

    bir şeyler olacağını biliyordum bu mektupta bunu pırıl pırıl bakan gözlerinden okuyordum. uzun zamandır bekliyordum aslında. bütün günü kapalı perdeli arkasından uyuyarak canı sıkılarak geçiren biri perdeyi açtığında karanlığı görünce nasıl şaşırmazsa ben de öyle şaşırmadım.

    76
    bugün hikayeler anlatamayacağım sana kafamın içi adeta bir tren istasyonu. bir sürü tren var bazıları kalkıp gidiyor bazıları yeni geliyor gümrük işlemleri pasaport işlemleri yapılıyor. vizemi soruyorlar bu sefer herşeyim tamam olduğu için rahatlıkla gösteriyorum vizemi. onlar da çıkabilirsiniz diyorlar. “açın artık şu kapıları! acele edin lütfen. çünkü milena bekliyor” diyorum. onlar da özür dileyip açıyorlar kapıları ardına dek
    doğum gününü senin sevdiğin yerleri gezerek kutlasam nasıl olur?.
    kitabın sonunda “yazdıklarımı beğendiniz mi? eğer beğendiyseniz sevinirim ama tebrik için öptürmem kendimi kimseye” diyorsunuz ve yok oluyorsunuz sanki

    77
    bence büyük bir hata yapıyorsun. hep aynı şeyi yaparak sıradanlaşan şey bunu yapamayana büyük bir özgürlük gibi görünür. buna ölüme imrenmek denir

    78
    kendini ne kadar az üzersen ben de o kadar az üzülürüm milena. seni görmek istemeyeceğimi sana yazmaktan sıkılacağımı nasıl geçirirsin aklından? hele seni bir kere de olsa görmüş olmaktan sonra!.

    79
    ama en önemlisi senin “hiçbir zaman olmayacak” demen. o zaman sadece bu anı yaşayalım. dünyanın üstüne kurulduğu bu gerçek dimdik ayakta kanlı canlı duruyor ellerimizin arasında bu aldatma büyük üzüntülere karşı büyük de mutluluklar vermiyor mu sanki benim sonsuz bağlılığımın yanında birkaç masum aldatmanın sözü mü olur?.

    80
    benden korkup kaçman olmayacak bir şey değil. sanki ayağımdaki ağırlıklar yüzünden dibe doğru hızla batıyorum. bir işe yaramayacağımı bildiğinden elini uzatma imkanı olsa bile uzatmayacaklar. bu sözleri sana değil boş bir kafa ile görebildiğim gölgene söylüyorum
    ne olur milena seni bu yeryüzünde umutsuzluğa düşürüyorsam ne olur tiksinme benden. bu dileğimi kime ilettiğimi de bilmiyorum. sadece yalvarıyorum.

    82
    “benimsin” sözünden daha değişik bir sözcük söylemeni beklerdim senden. bu sözcük sevgiden çok geceyi yakınlığı çağrıştırıyor. doğru büyük bir yalandı ve ben sırf kendimi aklamak için katılmıştım o yalana

    83
    yarı ciddi yarı şaka yarı umursamaz bir tavırla prag’da iken seni hiç aldatıp aldatmadığımı soruyorsun. benim yazdıklarımı umursamayarak bu soruyu sorabildin milena. bunu sorman yetmiyormuş gibi ben de seni cevaplayıp “hayır” demiştim. birbirini bu kadar zor gören iki insan bunları mı konuşur?.

    86
    bilinmeyen bir şeye karşı duyulan korku ile kaplıydı yüreğim. kesin değildi çünkü benim gücümü aşıyordu. mektuplarını hep bir kez okumuştum bugüne kadar ikinciyi göze alamamıştım. bu olağanüstü halde yaşamanın doğru olduğunu bilmeyiz ve her zaman gevşetmeye çalışırız onu biraz daha. düşünmeyen bir hayvan gibi can çekişerek kendimizi kurtarmaya çalışırız her zaman. mektuplarında susarak yalvarıyorsun sen milena. bana yönelmiş oldukları için yakalamak istiyorum onları. yanıldığımı da hiç zannetmiyorum

    87
    hergün yazışmamızın iyi olacağını daha iyi anladım. sen bunu benden önce anlamıştın. hergün mektuplaşmak insanı güçsüzleştiriyor. istiyorsan yazma bana ama lütfen bunun sebebi hastalık olmasın

    88
    dürüstçe açıklamalar yaptığın halde bu mektubunda en az diğerleri kadar mutsuz fazlası ile içine kapanık ve bencil biri olduğum için yanıldığımı düşünüyorum

    89
    ah milena sanki denize düşmüş oradan oraya sürüklenip duruyoruz. ne olursun yanlış anlama beni. ama senden uzaktayım durumum fena sayılmaz içime kapanık biriyim çevremde konuşacak biri yok bu yüzden sana içimi döküyorum. yaptığım doğru değil belki ama kendimi tutamıyorum bir türlü. sonra yazdıklarıma bakıyorum şaşırıyorum aklım başıma geliyor

    90
    herhalde seni kaybedersem robinson gibi biri olurum. hatta ondan daha fazla robinson olurdum çünkü en azından onun bir adası ve cuma’sı vardı. yine onu o adadan kurtarıp bütün başından geçenleri düşe çeviren bir gemisi de vardı.
    “ya hep ya hiç” sözü ne kadar büyük bir söz. sen de ya benimsin ya değilsin. benimsen eğer hiç mesele yok herşey yolunda demektir. ama benim değilsen hiçbir şey yok demektir. farkındayım bir insana böylesine bağlanmak bayalığın da ötesi bir şey işte bu yüzden aklıma bu düşünce geldiğinde durmadan bir korku çöküyor yüreğime

    91
    artık gözlerine bakınca eskisi gibi avunamıyorum. güneşe dayanamıyorum artık milena geri dönmeliyim geri dönmeliyim. yolunu kaybetmiş bir hayvan gibi gücümün yettiğince kaçıyorum. ama onu da gittiğim yere götürebilir miyim diye düşünerek kaçıyorum. o belki gittiğim karanlıkları aydınlığa çevirebilir
    neler olduğunu sen de benim gibi bir türlü tam anlamıyorsun. büyük bir coşku ile karşılaşınca delirecek kadar ürperiyorum. bir şey istiyorum gürültüden kalabalıktan uzak karanlığımda kendi başıma kalmak. bir yerlere gizlenmek istiyorum bu isteğim ardından gitmek istiyorum
    bendeki bu coşku bir yanardağın patlaması gibi olduğundan elbet dinecek bir gün. ama bu coşkuyu oluşturan güçleri içimde taşıdığımı bilmek çok korkutuyor beni. zaten yaşamım korkulara bağlı beni vareden bu korkular onlar yoklolursa ben de yok olurum. benim böyle olduğumu sen de biliyorsun hatta böyle olmasaydım benimle bu kadar ilgilenir miydin? patlamalar şu an bitmek üzere aslında mutlu olmam gerekiyor ama bunların her zaman olacağını bilmek korkutuyor beni
    gözüm açıldı artık milena ama “beni bırakma” diyen yakarışmalarımı düşünüp de acı çekmene gerek yok. bu konuda senin ateşin hala bütün gücü ile aydınlatmakta yüreğimi. o yüzden düşüncelerimde değişen bir şey yok. ancak bu durumun ne senin için ne benim için kötü bir durum. çünkü söylenmesi gereken en küçük doğru söz ilk söylendiğinde beni yıkmaya tepetaklak yuvarlamaya yeterlidir

    92
    korkabilirsin diyorum çünkü senin tanıdığın o adam yok artık hiçbir zaman da olmadı zaten. sadece ikiye ayrılmak üzere olan bir adam var. birgün birlikte yaşarsak milena o viyana’da gördüğün adam çıkıverebilir her an ortaya. yine de çok derinlerde kendisini herkesten saklayan biri vardır. benim bile doğru dürüst tanımadığım güçlü her zaman oydu aslında elindeki iplerle beni oynatan. neden hiç çıkarmaz ki kendini ortaya?.
    yeryüzünde tam olarak bildiğimiz şeyler çok azdır ama şunu iyi biliyoruz ki ikimizde: “biz hiçbir zaman birlikte olamayacağız” yarın yataktan kalkamaycağımı bildiğim gibi. bu kalkma işi insan iradesinin de üstüne çıkıyor galiba
    hesapladığımdan daha önce göreceğiz galiba birbirimizi. ama yine de hiçbir zaman birlikte olamayacağımızı düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi. “önce” ile “hiçbir zaman” birbirinin aynı olan kelimelerdir.
    iki saat boyunca sedirde uzanmış seni düşünüyordum. şunu iyi bil ki milena biz yanyana gelmiş benim yere yığılmış varlığımı izliyoruz ama senin yanında duran ben cansızım artık.
    artık sonbahar da oyun oynuyor benimle. zaman zaman kuşkuya düşecek kadar yanıyor yine kuşkuya düşecek kadar üşüyorum

    93
    benim için dünya binlerce “belki” ile dolu
    dürüst bir insanım milena. esaretin izin verdiği kadar dürüst. bir şeklimle herkese benzemeyen farklı bir yön var bende. huzur içinde bir dakika bile çok görülmüştür bana. herşeyi savaşarak kazanmak mecburiyetindeyim. sadece geleceğimi değil geçmişimi de kendim yaratmak zorundayım. dünya sağa dönüyorsa bu ritme uymak için benim sola dönmem gerekiyor. palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben?.

    95
    senin istediğin şey zaten dinlemek ve huzurlu olmak. seni rahatsız etmediğime nasıl inandırırım kendimi? biliyorum ki yazdığım mektuplar üzüyor seni karşı koyamıyorsun bu hüzne sende yaşamak için tek çıkar yol susmak. bu uykularımızı daha saf daha çocuksu yapardı. ama üzüntüyü de gece gündüz her zaman taşımak da katlanılır şey değil doğrusu

    96
    bu son mektubum artık postaya uğramama gerek kalmadı ayrılmadığımız için vedalaşmıyorum milena. –toprak beni içine çekerse o başka- ama bunu başaramayacak çünkü sen varsın

    99
    mektup yazmanın o içimi ürperten büyüsü başladı gene. böyle olacağını hiç ummuyordum ama mektup yazmayacağım artık. ah sevgili milena benim uykusuzluğum sizinkine benzemez. yalvarırım size ne olur yazmayın artık bana

    102
    herşeye rağmen sana selamlarımı gönderiyorum. kapının önüne yığılı verseler dahi ne çıkar daha da güçlenirler belki.

    Franz Kafka
    Milena’ya Mektuplar
    Çev. Haluk Kunter
    Neptün Yayıncılık
    Ankara 1993


    Hemen Paylaş!

    Nymphetamine likes this.
    Life is biggerit's bigger than you and you're not me.



  2. #2
    la liberté

    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Tecrübe Puanı
    440085
    Mesajlar
    9,633

    Standart Cevap: Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    " Bak Milena 'en çok seni seviyorum' diyorum ama gerçek sevgi bu değil belki. 'Sen bıçaksın ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla' dersem gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki "

    Ne güzel bir kitaptır yahu. Ne büyük acıdır. Nasıl bir aşktır. Öyle bir melankolidir ki bu mektuplarda Kafka'nın acılarını derinden hissediyor insan.





    " İnsan dediğin nice işler görür generalim
    Bilir vurmasını öldürmesini insan dediğin
    Ama bir kusurcuğu var:
    Bilir düşünmesini de. "


  3. #3

    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    22
    Tecrübe Puanı
    915155
    Mesajlar
    13,669

    Standart Cevap: Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    Werther ve Raif Efendi beni fazlasıyla allak bullak etmişti. Böyle aşkları gördükçe insanın erkeklere inanası geliyor.



    Kıskanıyorum kuşları
    Ben uçmasını bilsem
    Uçmak serin ve mavi

  4. #4
    la liberté

    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Tecrübe Puanı
    440085
    Mesajlar
    9,633

    Standart Cevap: Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    Bir de şu oluyor Kübra'cım öyle aşkları görünce de yaşadıkların yetersiz geliyor=) Ne yüzeysel yaşıyoruz dedirtiyor ruhunu tatmin etmiyor. =)





    " İnsan dediğin nice işler görür generalim
    Bilir vurmasını öldürmesini insan dediğin
    Ama bir kusurcuğu var:
    Bilir düşünmesini de. "


  5. #5

    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    22
    Tecrübe Puanı
    915155
    Mesajlar
    13,669

    Standart Cevap: Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    Sevgili Maria'da eksik olan şey inanmaktı. İnanmayı başarabilirsek tatmin olmamız o kadar da zor olmaz sanıyorum. Bi' şeylere inanmalı insan yoksa burada olmamızın anlamı ne ki?



    Kıskanıyorum kuşları
    Ben uçmasını bilsem
    Uçmak serin ve mavi

  6. #6
    la liberté

    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Tecrübe Puanı
    440085
    Mesajlar
    9,633

    Standart Cevap: Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    İnanmak hem iyi hem kötü bir duygu aslında. Eğer amaç ruhu huzura erdirmekse insan inanarak huzurlu ve mutlu yaşayabilir. Ama inanmak gelişmeyi gerçeği arayamayı sorgulamayı düşünmeyi de kısıtlar. Hayatın anlamı inanarak huzurlu yaşamak mı yoksa gerçeğin peşinden koşup verdiği huzursuzluğu tatminsizliği kabullenmek mi. İşte burada insanlar ayrılıyorlar. Genel bir inançtan bahsediyorum konuyu konu başlığında sınırlandırmayarak.





    " İnsan dediğin nice işler görür generalim
    Bilir vurmasını öldürmesini insan dediğin
    Ama bir kusurcuğu var:
    Bilir düşünmesini de. "


  7. #7

    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    22
    Tecrübe Puanı
    915155
    Mesajlar
    13,669

    Standart Cevap: Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    İnsan inançlarının vesilesiyle bi şeyleri merak edebilir inandığı ya da inanmak istediği şeyler onu belli bi yola götürür. İnandığımız şeyler gerçektir başkalarının inandığı ve bizim inanmadığımız şeyler yalandır bize göre. Saygı duyuyorum deriz ama yalandır işte.



    Kıskanıyorum kuşları
    Ben uçmasını bilsem
    Uçmak serin ve mavi

  8. #8
    la liberté

    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Tecrübe Puanı
    440085
    Mesajlar
    9,633

    Standart Cevap: Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    Evet insan inançları vesilesiyle bir yola çıkar ama insan saplantılı bir şekilde inanmak istiyorsa diğer yolları göremez. İnanmak ile inanmak istemek farklı şeydir. Amaç inanmaksa inanmak için kendine birçok sebep bulabilir insan tabii tam tersi de olabilir. Bence amaç inançtan önce insanın kendi doğrusunu seçmesidir. O zaten onu inanca sürükler. İnandığı şeyin doğruluğu kabullenmek değil aslı olan doğru olduğunu düşündüğü şeye inanmaktır. Doğru olan ise kişinin tamamen aklıyla ruhuyla değer yargılarıyla kişiliğiyle hayata bakışıyla her bir hücresiyle bütünleşen şeydir. Genel değil özeldir. Ve kişinin gelişimiyle esneklik gösterip değişen şeylerdir. Bu yüzden inançlar da değişebilir. Saplantısız. Dediğin gibi saygı duyuyoruz deriz ama duymayız. Ancak herkesin kendi doğrusuna inandığını kabullendiğimiz zaman saygı duyarız. Ancak farklılıklara tahammül etmeyi öğrendiğimiz zaman saygı duyarız. Hatta doğruların/doğrularımızın her zaman gerçek olmadığını bildiğimiz zaman saygı duyarız.

    =)) Konu nereye gitti yahu. Konu neydi:p





    " İnsan dediğin nice işler görür generalim
    Bilir vurmasını öldürmesini insan dediğin
    Ama bir kusurcuğu var:
    Bilir düşünmesini de. "


  9. #9

    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    22
    Tecrübe Puanı
    915155
    Mesajlar
    13,669

    Standart Cevap: Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    Sen diyorsun ki doğruyu bulmak inancı beraberinde getirir. Ben diyorum ki insan inandığı şeyleri doğru kabul eder. Benimkisi de körü körüne inanmak değil aslında sadece farklı düşünüyoruz. Imm şeydi konu; aşktı.



    Kıskanıyorum kuşları
    Ben uçmasını bilsem
    Uçmak serin ve mavi

  10. #10
    la liberté

    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Tecrübe Puanı
    440085
    Mesajlar
    9,633

    Standart Cevap: Franz Kafka / Milena'ya Mektuplar'dan Alıntılar ..

    Hıhı aynen öyle. Körü körüne inandığını hiç düşünmüyorum zaten
    Konu aşktı evet oldukça vasatım bu konuda.





    " İnsan dediğin nice işler görür generalim
    Bilir vurmasını öldürmesini insan dediğin
    Ama bir kusurcuğu var:
    Bilir düşünmesini de. "


 

 
Künye Uyarı
Powered by vBulletin® Version 4.1.12
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0
Extra Tabs by vBulletin Hispano
Sanal Dünyanın Gerçek Ailesi
Copyright ©2007-2014 Forumuz.Net

Sosyal paylaşım platformu olan Forumuz.Net sitemizde, kullanıcılar, 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumuz.Net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İLETİŞİM panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumuz.Net yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558