Forumuz.Net sitesine hoş geldiniz.
Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 33 Sayfa bulundu
  1. #1
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    BOSNA-HERSEK
    Tecrübe Puanı
    0
    Mesajlar
    1,796

    Jinekoloji ve Gebelik

    Jinekoloji ve Gebelik

    CİNSEL SORUNLAR

    Kadın üreme sistemi ve menstritasyon
    Siklus son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen süredir. Normalde bu süre 28 gün olmasına karşın 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırlarıdır.

    28 günde bir adet gören yani siklusu 28 gün olan bir kadının ovulasyon (yumurtlama günü) sıklıkla (şart değil) 14. gündür.

    Adet görme mekanizması

    Beyinde gerçekleşen olaylar

    Her adetin ilk günü beyinde hipotalamustan salgılanan GnRH adlı hormon hipofizden folikül stimule edici (uyarıcı) hormon (FSH) salgısını uyarmaya başlar. FSH etkisiyle yumurtalıklardan birinde yeni bir folikül (yumurta hücresini barındıran yapı) olgunlaşmaya başlar. Bu folikül olgunlaştıkça östrojen hormonu üretimi artar östrojen üretimi arttıkça hipofiz bölgesinden salgılanan luteinizan hormon (LH) miktarı artar. Folikül olgunlaştıkça giderek içi sıvı dolu ufak bir kese haline gelir.
    Yumurtalıkta gerçekleşen olaylar

    Folikül yaklaşık olarak 16-20 milimetre çapına eriştiğinde östrojen hormonu da kanda maksimum seviyeye ulaşır ve bu da LH seviyesinin giderek daha da artmasına neden olur. LH piki (LH'ın en yüksek seviyeye ulaştığı an) olduğunda folikül çatlar ve içindeki oosit (yumurta hücresi) serbestleşerek Fallop tüpünün içine girer.

    Folikül çatladıktan sonra "çatlama bölgesinde" corpus luteum (sarı cisim) adı verilen bir yapı oluşur ve bu yapı bu defa östrojen hormonuna ek olarak progesteron hormonu da üretmeye başlar. Gebelik oluşmazsa bu yapının işlevi 14 günde biter. Gebelik oluştuğunda ise gebelik ürününü "desteklemek" için bu yapı yaklaşık 10. haftaya kadar progesteron salgılamaya devam eder. 10. haftadan itibaren "gebelik ürünü" kendi progesteronunu kendisi üretebilecek hale gelir ve görevi devralır.

    Uterusta gerçekleşen olaylar (uterus=rahim)

    Uterusun içi endometrium adı verilen bir tabakayla kaplıdır. Endometrium östrojen etkisiyle kalınlaşır ve yumurtlama sonrası devreye giren progesteron hormonunun etkisiyle döllenmesi muhtemel bir yumurta hücresinin implantasyonu (yerleşmesi) ve gebeliğin başlaması için elverişli duruma getirilir.

    Neden kanama olur?

    Corpus luteumun ömrü siklus kaç gün olursa olsun her kadında 14 gündür. Bu süreye yaklaştıkça corpus luteumun progesteron salgısı giderek azalır ve kandaki progesteron iyice azaldığında endometrium tabakası desteğini kaybederek "dökülmeye" başlar. İşte bu dökülme kanamayla birlikte olduğundan adet kanaması adını alır.
    Corpus luteum ömrünün kısıtlı olmasının özel bir anlamı vardır: 28 günde bir adet gören bir kadında ovulasyon 14. günde olmaktadır demek ki kadın örneğin 30 günde bir adet görüyorsa bu kadında 30-14=16. gün ovulasyon günüdür. Aksine 26 günde bir adet gören bir kadında 26-14=12. gün ovulasyon günüdür.


    Resimde oosit ve çevresini saran spermler görülmekte

    Döllenme ve takiben gebeliğin başlaması

    Salgılanan oositin ömrü 12-24 saattir. Bu süre içinde oosit sperm hücreleriyle karşılaşır ve şartlar uygun olursa sperm hücrelerinden biri oositin içine girerek fertilizasyon (döllenme) olayını başlatır. Daha sonra sperm-oosit birleşmesinden oluşan blastosist endometriumda uygun bir yer bulup yerleştiğinde implantasyon gerçekleşir.

    Artık gebelik süreci başlamıştır. İmplante olan hücrelerden beta HCG adlı hormon salgılanır ve hücreler de hızla çoğalarak embriyo oluşumunu başlatırlar.

    Eğer yumurtlama sonrası gebelik oluşursa corpus luteumun ömrü uzar ve progesteron salgısını sürdürmeye devam eder. Böylece gebelik oluştuğunda porgesteron salgısı azalmadığından endometriumda "dökülme" yani adet kanaması gerçekleşmez. Corpus luteum progesteron desteğini bu görevi gelişmekte olan gebelik ürünü devralana kadar devam ettirir.


    Bu resimde döllenme gerçekleşmiş ve blastosist gelişmeye başlamıştır


    Hemen Paylaş!


  2. #2
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    BOSNA-HERSEK
    Tecrübe Puanı
    0
    Mesajlar
    1,796

    Standart

    Jinekolojik Muayene


    Jinekolojik muayene hakkında

    Jinekolojik muayene pek çok kadın tarafından kabus olarak nitelendirilir. Bunun sebepleri; utanma duygusu daha önce yaşanmış kötü tecrübeler ile çevreden duyulan abartılı ve yanlış bilgiler sonucunda oluşmuş haksız ön yargılardır. Utanma duygusu ise yersiz bir duygudur çünkü jinekolog için vajinal muayene yapmak normal boğaz muayenesi yamak ile eşdeğerdir ve önemli olan hastaya faydalı olabilme isteğidir.
    Unutulmamalıdır ki; zamanında ve rutin olarak yapılan muayeneler bir çok hastalığın erken dönemlerde teşhisini sağlayarak sonradan ortaya çıkabilecek olumsuz durumları alınacak çok basit önlemlerle engelleyebilir.
    Basit bir muayene ile örneğin rahim rahim ağzı yumurtalık ve vajen kanserleri çok erken safhalardayken yakalanabilir. Yine rahim ağzı (serviks) bölgesindeki gizli enfeksiyonlar – henüz bir yaraya sebebiyet vermeden- teşhis ve tedavi edilebilir.

    Rutin kontroller dışında jinekologa başvurmam gereken durumlar hangileridir?

    Aşağıdaki durumlarda mutlaka vakit geçirmeden jinekologunuzla görüşmenizde fayda vardır?
    • Akıntı (özellikle renkli ve kötü kokulu ise) vajende (hazne) yanma kaşıntı
    • Adet düzensizlikleri (adet gecikmeleri sık adet görme seyrek görme miktarının ve süresinin fazla olması adet dışı kanama)
    • Korunmamaya rağmen gebelik olmaması
    • İlişki sırasında veya sonrasında kanama olması
    • Ele kitle gelmesi (kasıkta dış genital organlarda) karın şişliği
    • Kasık ağrısı ilişki sırasında ağrı-yanma adet sancılarının çok fazla olması
    • Vücutta istenmeyen tüylerin artması emzirme durumu olmamasına rağmen göğüslerden sıvı-süt gelmesi
    Ayrıca gebelik olduğundan şüphelendiğiniz andan itibaren ve hatta gebe kalmayı düşünmeye başladığınızda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı’na başvurmanız gerekir.
    Jinekolojik muayene sırasında neler yapılır?

    Jinekolojik muayene 3 aşama da değerlendirilir.
    İlk olarak kadının dış genital organları yani vulva gözle incelenir (inspeksiyon). Bu sırada vulvadaki kitleler cilt lezyonları enfeksiyon belirtileri değerlendirilir.
    İkinci aşama vajen ve rahim ağzının (serviks) spekulum denen aletle incelenmesidir (spekulum muayenesi). Bu sırada vajen ve serviksteki çeşitli lezyonlar ve varsa akıntı direkt gözle incelenir. Lezyonlardan sürüntü veya gerekiyorsa biyopsi alınır akıntı örneği alınarak mikroskopta incelenir veya kültüre gönderilir. Vajen değerlendirilirken vajenin esnekliği idrar torbası ya da rektumsa sarkma olup olmadığı da incelenir.

    Muayenenin son aşaması ise iki elle (bimanuel) yapılan vajinal muayenedir. Bu muayenede doktorunuzun bir elinin (genellikle sağ) orta ve işaret parmakları ile vajende diğer el ise karındadır (vajinal bimanuel muayene). Bu sırada rahim ve yumurtalıkların pozisyonu kıvamı büyüklüğü kitle olup olmadığı hareket ettirilip ettirilemediği ve ayrıca hassasiyet ya da ağrı olup olmadığı değerlendirilir.
    Jinekolojik muayene yerine sadece ultrason yapılsa olur mu?

    Jinekolojik muayenenin her aşaması önemlidir. Hastanın isteklerine uyarak herhangi birinin atlanması önemli rahatsızlıkların gözden kaçması ile sonuçlanabilir. Bugün hemen hemen her jinekologun muayenehanesinde ultrason imkanı vardır. Bu nedenle özellikle muayeneden çekinen veya ağrı duyacağından korkan hastalar bizlerle “nasıl olsa ultrason yapacaksınız jinekolojik muayene yapılmasa olmaz mı” şeklinde pazarlık yapmaktadır. Ultrason gerçekten de bizim için çok önemli bir tanı aracıdır. Ancak jinekolojik muayene ve ultrason birbirini destekleyici yöntemlerdir ve bizim doğru tanı koyma şansımızı artırır. Vulva vajen ve servikste çıplak gözle görülebilecek lezyonların ve enfeksiyonların ultrasonla saptanması ve değerlendirilmesi mümkün değildir. Ayrıca ultrason ile saptanan örneğin bir kitlenin mobil (hareket ettirilebilir) veya fikse (hareket ettirilemez) olması hassas ve ağrılı olup olmaması kitlenin kıvamı bizim tanımızı kesinleştirebilir ve doğru tedavi olanağı sunar.
    Genç kız ve bakirelerde jinekolojik muayene yapılır mı?

    Bakire bayanlarda da jinekolojik muayene yapılabilir. Ama tabii ki bakire olan bayanlarda spekulum muayenesi ve vajinal bimanuel muayeneyi yapmak mümkün değildir. Ancak dış genital organlar direkt gözle incelenebilir. Ayrıca büyük dudaklar gazlı bezle hafifçe ayrılarak vajen girişinin gözlenmesi ile akıntı ve enfeksiyon olup olmadığı değerlendirilebilir. Bunun yanında vajinal bimanuel muayene yerine rektal bimanuel muayene yapılır. Bir elin işaret parmağı makatta iken diğer el yine karın üstünde olduğu pozisyonda yapılan muayenedir. Yine vajinal bimanuel muayenedekine benzer şekilde rahim ve yumurtalıklardaki anormal durumlar değerlendirilmeye çalışılır.
    Kanamalı iken jinekolojik muayene yapılabilir mi?

    Gerekiyorsa yapılabilir. Özellikle anormal kanama durumlarında kanamanın nedenini ortaya çıkarmak için jinekolojik muayene ve vajinal ultrason rahatlıkla yapılabilir. Ancak rutin jinekolojik muayenin adet dışı bir dönemde yapılması tercih edilir. Bu durumda enfeksiyon bulguları ve akıntı daha iyi değerlendirilir. Smear almak için de adet dışı zamanlar tercih edilir.




  3. #3
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    BOSNA-HERSEK
    Tecrübe Puanı
    0
    Mesajlar
    1,796

    Standart

    Amniyosentez

    Karından bir ince iğneyle ultrason eşliğinde amniyon kesesine girilir. Yaklaşık 20 ml amniyon sıvısı enjektör ile çekilir. Tecrübeli ellerle yapıldığında oldukça ağrısız ve bebek için riskleri azdır.
    Amniyosentez farklı amaçlarla ve gebeliğin farklı dönemlerinde yapılabilir. Gebeliğin 11-14. haftalarında (erken amniyosentez) ve 15-20. haftaları arasında genetik amaçlı olarak yapılır. Bunun dışında bebeği etkiyebilecek enfeksiyonların tanısında kan uyuşmazlığı olan gebelerde bebeğin etkilenip etkilenmediğin araştırmak amacıyla gebeliğin herhangi bir döneminde yapılır. Son olarak riskli gebelik nedeniyle erken doğurtmak gereken gebelerde bebeğin akciğerlerinin gelişip gelişmediğini anlamak üzere gebeliğin 3. trimesterinde yapılabilir.
    Klasik genetik amaçlı amniyosentez (AS) genellikle 15-20 hafta arasında yapılır. Bu dönemde güvenilirliği fazladır ve %99 tanısal doğruluk söz konusudur. Yaklaşık 20 ml amniyon sıvı örneği alınır. Alınan sıvıda fetusa ait hücreler vardır. Bunlar kültür ortamında çoğaltılır ve genetik inceleme yapılır. Kültürde hücrelerin üremesi beklendiğinden sonuç yaklaşık 3 hafta sonra alınır. %1 olguda kesin tanıya ulaşılamayabilir. Minör komplikasyonlar seyrektir. Transvajinal lekelenme amniyon sıvı sızıntısı gibi bu komplikasyonlar %1-2 civarındadır. Daha riskli olan koryoamniyonit (plasenta ve zarların enfeksiyonu) ise 1/1000’den azdır. Hücre kültürü başarısızlığı da nadirdir ancak fetusun anormal olduğu durumlarda daha sıktır. Fetal kayıp oranı %05’dir. Bazı kayıpların var olan anomalilere bağlı olduğu ve AS yapılmasa da gerçekleşeceği varsayılmaktadır. Bu anomaliler arasında plasentanın erken ayrılması anormal plasental yerleşim rahim anomalileri ve enfeksiyon sayılabilir. Bir çalışmada AS sonrası kayıpların %12’sinin önceden var olan enfeksiyona bağlı olduğu gösterilmiştir.
    Erken amniyosentez gebeliğin 11-14. haftalarında yapılır. Teknik geleneksel AS ile aynıdır ancak zarların uterus duvarlarına birleşimi tam olmadığı için kesenin ponksiyonu güç olabilir. Alınan amniyon sıvısı miktarı da daha azdır ve genellikle her hafta için 1 ml olarak hesaplanır. Komplikasyon ve gebelik kaybı oranları geleneksel AS’e göre daha fazladır. Deneyimli kişilerce yapılsa da gebelik kaybı oranı %25’tur (geleneksel AS’de %05-07). Pozisyonel ayak deformiteleri de daha sıktır. Bu deformasyonlar alınan sıvının sıvı azlığına neden olması ve rahim duvarlarının baskısı sonucu ya da ayağın damarsal kaynaklarının haraplanmasına bağlı olduğu düşünülmektedir. Ayrıca erken AS’de hücre kültürü başarısızlıkları da daha sıktır. Bu nedenle çoğu merkezde yapılmamaktadır.
    [Misafirler Kayıt Olmadan Linkleri Göremez | Kayıt Olmak için Tıklayın]

    Yapılma nedenleri hücre veya dokudan çok amniyon sıvısının analizini gerektiren durumlar haricinde amniyosentez ile aynıdır. Esas avantajı daha erken gebelikte yapılabilmesi ve anormal çıktığında gebeliğin sonlandırılmasının daha güvenilir yöntemlerle yapılmasına olanak tanımasıdır. Genellikle 10-13 haftada yapılır. Koryon villüsler ileride plasentayı oluşturacak yapıdır. Villüsler transabdominal (karından) transservikal (rahim ağzı kanalından) veya transvajinal (vajenden) yolla elde edilebilir. Gebeliğin daha ileri dönemlerinde şiddetli amniyon sıvı azlığı ile birlikte bir fetal anomali saptanırsa transabdominal yol tercih edilir. Relatif kontrendikasyonları (yapılmasına engel durumlar) vajinal kanama veya lekelenme rahimin aşırı öne veya arkaya doğru dönük olması ve hastanın vücut yapısı nedeniyle rahmin veya içeriğinin ultrason ile net görüntülenememesidir. Aktif enfeksiyon da kontrendikasyondur. Riskleri amniyosentez ile benzerdir.
    Koryon villüs biyopsisi ile kol ve bacaklarda defektler ağız ve çenede defektler bildirilmiştir. Ancak bu defektler daha çok 9 haftadan önce yapılan koryon villüs örneklemesi olgularında görülür. Ayrıca koryon villüs biyopsisinde sonuç verememe riski amniyosenteze göre daha fazladır.
    [Misafirler Kayıt Olmadan Linkleri Göremez | Kayıt Olmak için Tıklayın]

    Bebeğin göbek kordonundan ultrason eşliğinde kan alınma işlemidir ve spesifik fetal endikasyonlarda rutin prosedür haline gelmiştir. Bu endikasyonlar arasında fetal anormalliklerin şiddetli büyüme geriliğinin konjenital enfeksiyonun trombosit azlığının fetal aneminin kan uyuşmazlığında fetusun etkilenme derecesinin saptanması hidropsun (fetusun vücut boşluklarında sıvı birikmesi) ikizden ikize kan geçişi sendromunun ve belirli genetik hastalıkların değerlendirilmesi sayılabilir. Koryon villüs örneklemesi ve amniyosentez sonuçları yetersiz olduğunda veya hızlı tanı gerektiğinde 824-48 saatte sonuç verebilir) genetik inceleme amaçlı da yapılabilir.
    Risklerin çoğu amniyosentez ile benzerdir ama daha riskli ve uygulaması deneyim isteyen bir metottur. Amniyosentez kadar yaygın uygulanmaz. Özgün riskler arasında en sık göbek kordonundan kanama (%50) hematom (%17) ve fetal kalp hızında yavaşlama sayılabiir. Komplikasyonların çoğu geçicidir ancak fetal ölüme yol açabilir. Prosedüre bağlı gebelik kayıp oranı %27’dir. Oran yapılma nedeniyle de ilişkilidir (şiddetli büyüme geriliğinde ve anomalili fetuslarda daha fazla).
    [Misafirler Kayıt Olmadan Linkleri Göremez | Kayıt Olmak için Tıklayın]

    Nadir kullanılan bir yöntemdir. Bazı kalıtımsal cilt hastalıklarında fetustan cilt biyopsisi kas hastalıklarında kas biyopsisi alınabilir.




  4. #4
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    BOSNA-HERSEK
    Tecrübe Puanı
    0
    Mesajlar
    1,796

    Standart

    Smear Testi

    Smear (Servikal yayma) rahim ağzı (serviks) kanserinin ve kanser öncüsü durumlarının saptanmasını amaçlayan bir tarama testidir. Bu yöntem ile kanser öncesi hücresel değişikliklerin erken teşhisi ve tedavisi sonucu özellikle bunun yaygın olarak uygulandığı gelişmiş ülkelerde rahim ağzı kanseri görülme sıklığı %70 kadar azalmıştır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise daha sıktır. Smear testinde anormal hücre bulunmayan bir kadında bir sonraki yıl içinde rahim ağzı kanseri veya kanser öncesi durumlarının görülme sıklığı %1’den azdır.
    Rahim ağzı kanseri geliştiğinde şifa ile sonuçlanma olasılığı düşüktür. Buna karşın kanser öncüsü lezyon aşamasında veya çok erken evre kanser aşamasında yakalandığında şifa ile sonuçlanma olasılığı oldukça yüksek bir hastalıktır. Bu nedenle erken tanı ve etkili bir tedavi çok önemlidir. Smear testi kanser öncüsü lezyonları yakalayabilen bir inceleme olarak bu konuda insanoğluna büyük yararlar sağlamaya devam etmektedir.
    Rahim ağzı kanseri uzun bir "kuluçka dönemi" olan bir hastalıktır. Hücrelerde atipikleşme yani kanser öncüsü lezyonların ortaya çıkmasından kanser oluşumuna kadar geçen süre 5-10 yıl arasında ve bazı durumlarda daha uzundur.
    Smear testi ayrıca vajina ve rahim ağzındaki bazı enfeksiyonların tanı ve tedavisini de mümkün kılar.

    Smear Nasıl Alınır?

    Muayene sırasında tahta spatül pamuklu çubuk veya özel küçük fırçalarla rahim ağzı ve çevresine sürülerek hücreler alınır ve mikroskop lamı üzerine yayılır. Bu sırada hasta herhangi bir ağrı veya rahatsızlık hissetmez. Alınan materyal patoloji laboratuarına gönderilerek mikroskobik inceleme yapılır.


    Smear Ne Zaman Ne Sıklıkla Alınmalıdır?

    Genel olarak kabul edilen yaklaşım cinsel olarak aktif olan her kadından yılda bir kez servikal smear alınmalıdır. Üst üste 3 yıl yapılan incelemelerde hiç anormal hücre saptanmazsa bu sıklık azaltılabilir. Ancak; sigara içen ilk ilişkisini 18 yaşın altında yapmış olan birden çok erkek ile ilişkisi olan bazı virüslerin (HPV) saptandığı kadınlarda ve kanser riski bulunanlarda her yıl yapılmalıdır.
    Düzenli aralıklarla test ve muayenenin yapılması hastalığın mümkün olan en erken dönemde yakalanmasını ve dolayısıyla kesin tedavi şansını sağlar. Ayrıca düzenli aralıklarla yapılan jinekolojik muayene rahim ağzı kanserinden koruma dışında da diğer jinekolojik hastalıkların erken tanısında yararlar sağlar.
    Rahmi alınmış kadınların da smear testini yaptırmaları gereklidir. Vajinayı kaplayan hücreler rahim ağzındakine benzerdir ve bunlarda da hücresel anormallikler gelişebilir. Özellikle rahim ağzında anormal hücreler bulunması sebebiyle rahmin alındığı kadınlarda düzenli aralıklarla yılda bir smear testi yaptırılmalıdır.

    Servikal Yayma Kesin Tanı Koydurur mu?

    Smear testi bir tarama testidir. Anormal hücreler kanser öncüsü değişikliklere bağlı olabileceği gibi iltihaplanmalarda ve bazı virüs hastalıklarında da hücrelerde anormallikler atipik değişiklikler görülebilir. Bu durumlarda enfeksiyon tedavi edildikten sonra tekrar smear almak uygun olur.
    Kesin tanı için; şüpheli alanlardan biyopsi almak gereklidir.

    Anormal Hücre Bulunduğunda Ne Yapılır?

    Anormalliğin derecesi tedavi şeklini belirlemede önemlidir. Hafif derecede; herhangi bir tedavi yapmadan 3-6 ay sonra servikal yayma tekrarlanabilir ya da kolposkopi denen bir aletle rahim ağzı büyütülerek incelenir. Bunun dışında; yakma dondurma rahim ağzını koni şeklinde çıkarma gibi tedavi alternatifleri olgusuna göre karar verilerek uygulanabilir. Gerekli ve uygun olduğunda rahmin alınması da düşünülebilecek bir tedavi yöntemidir.

    Servikal Yaymanın Doğruluk Oranı Nedir?

    Tüm tıbbi testler ve muayenelerde olduğu gibi seyrek olarak servikal yaymada da yanılma payı vardır. Ancak düzenli aralıklarla yapılan testler ile bu yanılma payı asgariye indirilir. Testin yanlış negatiflik oranı yaklaşık %25'dir. Yani hastalığın bulunmasına rağmen testin normal çıkması olasılığı %25'dir. Burada smear alınış tekniğindeki hatalar patologun deneyimi gibi pek çok faktör rol oynar.




  5. #5
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    BOSNA-HERSEK
    Tecrübe Puanı
    0
    Mesajlar
    1,796

    Standart



    Menopoz nedir?

    Menopoz kelime anlamıyla adetin duraklaması anlamına gelir. Kadınlarda yumurtalıklardan adet görmeyi ve yumurtlamayı sağlayan estrojen ve progesteron hormonlarının salınmasında azalmaya bağlı olarak adet düzensizlikleri adetlerde azalma ve sonunda kesilme ile karakterize üreme fonksiyonlarının durduğu bir dönemdir. Son görülen adet üzerinden 6 ay ve daha fazla geçmesi durumunda adet kesilmesine yol açan başka bir sebep olmadığı sürece menopozun başladığı kabul edilmektedir.
    Menopoz dönemi ne zaman hangi bulgularla başlar?

    Kadınlarda 35 yaşından itibaren yumurtalıkların hormon üretiminde bir yavaşlama başlamaktadır. Menopoz yaşı kadının beslenmesine ailesel ve ırksal özelliklere yaşam tarzına göre değişmek üzere 40-55 yaşları arasında olmaktadır.
    İlk bulgular adet miktarında azalma hafif ateş basmaları çarpıntı ve terlemedir. Bu belirtiler zaman içinde şiddetini arttırmakta adet araları açılmaktadır.
    Menopozun ilk belirtilerinin görüldüğü bu dönem premenopoz (menopoz öncesi dönem) olarak adlandırılır. Bu dönemin uzunluğu her kadında farklı olabilir (1-5 yıl). Hormonal faaliyetin belirli bir düzeyin altına düşmesiyle de artık adet görülmemektedir.
    Türk kadınlarında ortalama olarak menopoz yaşı 47’dir. Kadınların %1'i 40 yaşından önce menopoza girerler (Erken menopoz).
    Menopozda ortaya çıkan bulgular ve sorunlar nelerdir?

    Menopoza giren kadınların %70’inde bulgular doktora başvurmayı gerektirmeyecek kadar az olabilir. Ancak vücuttaki estrojen hormonunun azalmasına bağlı sekonder olarak ortaya çıkan sorunlar kadının yaşam kalitesini ve süresini etkileyen çok ciddi durumlara yol açabilir.
    Menopozun sonuçları kısa ve uzun dönemde ortaya çıkabilir.


    Kısa dönemde ortaya çıkan rahatsızlıklar:

    1-Adet ve fertilite (doğurganlık) değişiklikleri: Adet düzensizlikleri yumurtlama bozuklukları ve azalmış fertilite ve nihayet adetten kesilme.
    2-Nörovejetatif bozukluklar: Sıcak basmaları terleme uyku düzensizlikleri uykusuzluk baş dönmesi baş ağrısı ve kalp çarpıntıları (1-4 yıl sürebilir)
    3-Psikolojik yakınmalar:Depresyon ruhsal dengesizlikler anksiyete gerginlik sinirlilik korku saldırganlık hırçınlık konsantrasyon bozuklukları çalışma veriminde düşüş yorgunluk ve bitkinlik gibi belirtiler görülebilir. Bu tür psikolojik bozukluklar kişilerin yaşam koşullarına bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
    4-Ürogenital değişiklikler: Cinsel organlarda kuruluk incelme ve daralma ve buna bağlı ortaya çeşitli sorunlar çıkar. Vajina epiteli incelir enfeksiyona eğilim artar. Kaşıntı cinsel ilişkide kuruluk ve ağrı olabilir. Pelvik dokuların ve bağlarda gevşeme ve buna bağlı idrar kaçakları ortaya çıkabilir. Rahim küçülür. Sistit gelişebilir.
    Uzun dönemde ortaya çıkan rahatsızlıklar:

    1-Osteoporoz (kemik erimesi): Osteoporoz kemik dokusunun kaybıdır. Menopoz dönemindeki kadınlarda östrojen üretiminin düşüşü ile kemik kaybında bir artış gözlenir. Kemikler gözenekli bir hal alır. Bu nedenle kemik ağrıları gözlenirken kemiklerin kırılması kolaylaşır. 70 yaş üzeri kadınların %20 sinde kalça kırığı olur ve bunların 1/6 si ilk 3 ay içinde ölürler. Estrojen tedavisi osteoporozu durdurur. Estrojen beraberinde kalsiyum desteği verilirse omurga kırıklarının %80 i önlenir. Günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mg’dır. Sigara ve alkol alımı azaltılması ve haftada en az 3 gün 30 dk egzersiz yapılması kemik mineral içeriğini arttıracaktır.
    2-Kalp ve dolaşım hastalıkları:Hipertansiyon arteriyoskleroz enfarktüs ve felç menopoz döneminde ortaya çıkan kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarıdır. Arteriyosklerozda damar çeperinde biriken yağlar damarların daralmasına ve esnekliğini kaybetmesine neden olurlar. Menopozda kalp hastalıkları sıklığı menopoz öncesine göre çok artar ve kalp krizi ihtimali yükselir. Estrojen gerek direk kalp üzerine olan etkisi gerekse de damarlar üzerine olan olumlu etkileriyle kadınlarda kalp hastalığı riskini azaltır.
    3-Cilt:Ciltte yaşlanma belirtileri hızlanır.
    4-Alzheimer:Estrojen ile Hormon Yerine Koyma Tedavisi (HRT) almayanlarda Alzheimer hastalığına (bunama) daha sık rastlanır.
    Menopozda görülen rahatsızlıklar her kadında aynı mıdır?

    Menopozda ortaya çıkan bu rahatsızlık ve hastalıklar her kadını aynı oranda etkilemez. Bilimsel araştırmalar sıcak basmaları ve terlemelerin en sık görülen rahatsızlıklar olduğunu ortaya koymuştur. Kadınların %80'inde bu rahatsızlıklar görülmektedir. Bunun yanında kadınların %75'i depresyonun etkisi altındadır. Adetten kesilme dönemindeki kadınların %60'ı uyku bozukluklarından şikayet etmektedir. Korku huzursuzluk ve hırçınlık daha az görülen rahatsızlıklar arasındadır. Bu şikayetler yaş dönemindeki kadınların ancak %40'ında görülmektedir.
    Baş dönmesi ile birlikte ortaya çıkan dolaşım bozuklukları kan basıncındaki dengesizlikleri ve baş ağrıları ise kadınların %50'sini etkilemektedir.
    Sözü edilen rahatsızlıkların şiddeti diğer bazı faktörler yanında bu yaşlarda görülen hormon üretiminin düşüşündeki hıza bağlıdır. Düşüş çok hızlı olursa vücut yeni şartlara kolayca uyum sağlayamaz. Bununla birlikte adet süre ve şiddeti yavaş yavaş azalırsa vücut uyum sağlamak için daha fazla zamana sahip olacağından şikayetler azalacaktır. Kilo fazlası olan kadınların menopoz şikayetleri daha azdır. Çünkü estrojen yağ dokusunda da üretilir ve yumurtalıklarda üretimi azalan estrojen kısmen buradan karşılanacaktır.
    Şikayetler ne kadar sürer?

    Şikayetlerin süresi de kadından kadına farklılık göstermektedir. Birkaç yıldan başlayıp bazı durumlarda 15 yıla kadar devam edebilir. Kadınların çoğunda menopoz şikayetleri yaklaşık 5 yılda sona erer. Genellikle son adetten 2-3 yıl sonra şikayetler en üst seviyeye ulaşır. Ancak estrojen eksikliğinin uzun dönemdeki sonuçları kadınları tüm yaşamı boyunca etkilediği gibi yaşam sürelerinin azalmasına da yol açabilir.
    Menopoz tedavisi gerekli midir?

    Menopozun doğal bir süreç olduğunu öne süren bazıları menopoz tedavisinin gereksiz olduğunu öne sürmektedir. Ancak özellikle son 20 yılda menopoz ve etkileri üzerinde yapılan çalışmalar menopozun kadını bir süre için rahatsız eden ateş basmaları ve terleme gibi şikayetlerin ötesinde yaşam süresini ve kalitesini etkileyen çok önemli sorunlara yol açtığını göstermiştir. Kontrollü şekilde yapılan menopoz tedavisi belirgin yan etkiye yol açmaksızın bunları önleyebilmektedir.
    Menopozda ilaç tedavisi tek başına yeterli midir?

    Menopozdaki bir kadının her şeyi ilaçlardan beklemesi yanlış olacaktır. Sağlığı için kendisinin de azami dikkat göstermesi yaşam tarzının değiştirilmesi gereklidir.
    *Sigarayı bırakın ya da en azından günde 5 tanenin altına düşürün kafein şeker ve tuz alımının sınırlayın
    *Diyete dikkat edin (kolesterolü yükselten kırmızı et sakatat kuruyemiş kızartmalar katı yağlar vb yiyeceklerden kaçınma kalsiyum alımını artırmak için günde en az 1 litre süt içilmesi bol yoğurt ve peynir yenmesi)
    *Düzenli egzersiz yapın ya da en azından yürüyüş ve yorucu olmayan sporlar yapın yeterli ve düzenli uyuyun.
    Estrojen tedavisinin kullanılmaması gereken durumlar

    1-Rahim Kanseri olan hastalar
    2-Meme Kanseri olan hastalar (tartışmalıdır)
    3-Akut Karaciğer hastalığı
    4-Akut damar hastalığı olanlar (pıhtı vs)
    5-Nörooftalmik (sinir sistemi ve gözle ilgili) damar hastalığı olanlar
    Menopozda estrojen tedavisi mutlaka bir kadın doğum uzmanının kontrolünde belirli bazı tetkikleriniz yapıldıktan sonra ve doktorunuzun tayin edeceği aralıklarla kontrole gitmek şartıyla kullanılmalıdır.
    Estrojen (hormon) tedavisi kanser yapar mı?

    Hormon replasman tedavisi yumurtalık ve rahim kanserlerine yol açmadığı gösterilmiştir. Yalnız rahmi alınmamış olan hastalarda estrojen ile birlikte mutlaka progesteron hormonu da verilmelidir.
    Son yıllarda medyada çıkan ve sansasyon yaratan HRT’nin meme kanseri riskini artırdığına öne süren bir çalışma vardır. Ancak her gün bir kadeh alkol kullanımı şişmanlık ilk doğumun 30 yaşından geç yapılmış olması ve ülkemiz için 50 yaşından sonra yani geç menopoza girmek gibi risk faktörlerinin oluşturacağı meme kanseri oranından daha fazla değildir. Bu risk tedavinin kesilmesinden itibaren 5 yıl sonra ortadan kalkmaktadır.
    Menopoz çağındaki her 10.000 kadında yılda 30 meme kanseri görülmektedir. Dünyada panik yaratan çalışmanın sonuçlarında da yıllık meme kanseri sıklığı 10.000 kadında 38 bulunmuştur. Ayrıca HRT kullanan kadınlarda ortaya çıkan meme kanseri daha iyi huylu olduğu için meme kanserinden ölüm riski artmamaktadır. Bunun yanında HRT kolon (kalın barsak) kanseri sıklığını azaltmaktadır.
    Bugünkü bilgiler ışığında hormon replasman (yerine koyma) tedavisi (HRT) 4-5 yıl boyunca güvenli kullanılabileceği bu süreden sonraki kullanımlarda kişinin özelliklerine göre hasta-hekimin beraberce karar vermesinin uygun olacağı önerilmektedir.
    Yani menopoz tedavisi kişiye özeldir.




  6. #6
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    BOSNA-HERSEK
    Tecrübe Puanı
    0
    Mesajlar
    1,796

    Standart

    JİNEKOLOJİK KANSERLER ve ERKEN TANI

    Sadece jinekolojik kanserler için değil tüm kanserler için en önemli konu kanserin erken tanısıdır. Kanser vücutta kontrolsüz çoğalan hücrelerdir ve her kanser için farklı olmak üzere yayılma eğilimindedir. Kimi kanserler daha yavaş yayılır yani metastaz yapar buna karşın kimi kanserler de agresif davranışlıdır ve çok hızlı yayılırlar.
    Kanser halk arasında ve medyada sıkça kullanıldığı şekliyle “amansız hastalık” olarak bilinir. Kanser hakkında yeterince bilgisi olmayan ve adından ürken bir çokları da kanserin tedavi edilemez bir hastalık olduğunu düşünür. Bazı agresif yani hızlı ilerleyen kanserler için bu inanç kısmen doğru olmakla birlikte aslında;
    KANSER TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIKTIR. Ancak kanserin tedavi edilebilir olmasını sağlayan en önemli faktör KANSERİN ERKEN TANISIDIR.
    Vücuda yayılmış bir kanserin tedavi şansı çok düşük olmakla birlikte erken tanı konmuş yani henüz yayılma fırsatı bulmamış bir çok kanser için %90’lara varan oranlarda kesin tedavi şansı vardır.
    Bu nedenle diğer tüm kanserlerde olduğu gibi jinekolojik kanserler için de bilmemiz gereken en önemli konu kanserden ne zaman şüpheleneceğimiz ve jinekolojik kanserlerin tedavi edilebilir evrede yakalayabilmek için yani erken tanısı için neler yapılması gereğidir.
    Jinekolojik kanserlerin şanslı yönü dış ortama açık olması ve çoğunun erken bulgu vermesidir. Over (yumurtalık) kanseri hariç tüm jinekolojik kanserlerde biraz dikkat ile erken tanı şansı olabilir.
    Over (Yumurtalık) Kanserleri
    Genellikle geç bulgu verir erken tanısı için çok başarılı bir tarama testi de yoktur. Daha çok tesadüfen başka nedenlerle yapılan muayene ve ultrasonografi sırasında erken tanı konulur. Ultrasonografide yumurtalık kistlerinde solid (katı) kısımlar olması iki yumurtalıkta da olması 8-10 cm’den büyük olması gibi durumlar uyarıcı olmalıdır. Tümör belirteçlerinin yüksekliği de tanıda yardımcıdır.
    Rahim İç Zarı (Endometriyum) Kanseri
    Tarama testi yoktur ama erken bulgu açısından en şanslı kanserlerdendir. Genellikle kendini anormal kanamalar şeklinde gösterdiğinden her türlü anormal vajinal kanamada kürtajla biyopsi almak gerekir. Ayrıca ultrasonda rahim iç zarındaki kalınlaşmalarda da biyopsi alınmalıdır.
    Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri
    Serviks kanseri açısından en önemli şans basit bir testle (smear testi) erken tanısının mümkün olmasıdır. Hatta smear testi ile hücrelerde oluşan atipik değişiklikleri saptamak ve kanser gelişmeden tedbir almak mümkün olur. Gelişmiş ülkelerde düzenli smear testi programları ile toplumda serviks kanseri %90 azalmıştır. Vücuttaki başka bir kanser için bu kadar etkili bir tarama testi daha yoktur. Bu nedenle her kadının her sene mutlaka yaptırması önerilir.
    Detaylı bilgi için [Misafirler Kayıt Olmadan Linkleri Göremez | Kayıt Olmak için Tıklayın] bölümünü inceleyiniz
    Vajina Kanseri
    Seyrek görülen bir jinekolojik kanserdir. Kanama ve kitle gibi şikayetlere neden olabilir. Çoğunlukla tesadüfen tanı konur. Bazen de smear testinin anormal çıkması ve rahim ağzında lezyon bulunmaması ile şüphelenilip incelendiğinde saptanır.
    Vulva (Dış genitaller) Kanseri
    Bu da seyrek görülür. Erken tanı için tarama testi yoktur. Ancak kitle kaşıntı kızarıklık renk değişikliği ülserleşmiş yaralar gibi durumlarda doktora başvurmak ve biyopsi alınması tanıyı koydurur.

    GENİTAL KANSER ÖNCÜSÜ LEZYONLAR

    Kanserlerin bir kısmı ani gelişim göstermez. Henüz klinik olarak saptanabilir kanser boyutlarına gelmeden ya da kanser olarak değerlendirilmeye başlamadan önce mikroskobik yani hücresel düzeyde birtakım atipik değişiklikler olur. Bunlar zamanında müdahale edilmezse ileride kansere dönüşme olasılığı bulunan değişikliklerdir. Bu nedenle bu tür kanser öncesi lezyonların tespiti ve tedavisi önemlidir. Çünkü henüz kanserleşme olmadığından kesin tedavileri mümkün olur.
    Genital organlarda yumurtalık hariç tüm organların bu şekilde kanser öncesi (prekanseröz) lezyonları vardır. Endometriyal hiperplazi (rahim iç zarının kalınlaşması) ayrıca serviks vajen ve vulvanın intraepitelyal neoplazileri (epitel tabakasını aşmamış prekanseröz lezyonlar) genital organların kanser öncüsü lezyonlarıdır.
    Endometriyal Hiperplazi
    Endometriyum ya da rahim iç zarı her adet siklusu sırasında rejenere olan (yenilenen) ve adet kanaması ile birlikte atılan ve ayrıca gebelik oluştuğunda yerleştiği kısımdır. Estrojen etkisinde rejenere olan bu doku zaman zaman aşırı estrojen etkisiyle hücrelerde normalden fazla gelişme ve dokuda kalınlaşma izlenir. Bu kalınlaşma “endometriyal hiperplazi” olarak adlandırılır.
    Endometriyal hiperplazinin bilinen en önemli nedeni progesteron ile karşılanmamış estrojen hormonuna maruz kalmadır. Bu estrojenin vücutta aşırı üretilmesi şeklinde de olabilir dışarıdan verilmesi şeklinde de olabilir. Estrojen ve progesteron dengeli olarak verildiğinde ise bu risk olmaz hatta endometriyal hiperplazi riski azalır. Bu nedenle genç hastalarda tedavi amaçla doğum kontrol hapı da bazı olgularda verilebilir.
    Endometriyal hiperplazi çoğunlukla kendisini anormal rahim kanamaları ile gösterir. Bazen de tesadüfen yapılan ultrason muayeneleri sırasında kalınlaşma saptanabilir. Kesin tanı biyopsi ile konulur. Bu şekilde anormal ve düzensiz kanaması olanlarda ve ultrasonda rahim iç zarının normalde kalın bulunduğu olgularda biyopsi almak amacıyla rutin kürtaj yapılması önerilir.
    Endometriyal hiperplazi 2 ana grupta değerlendirilir. Hücrelerde atipik değişiklikler bulunanlar ve bulunmayanlar. Hücrelerde atipik değişiklikler bulunan endometriyal hiperplazi gerçek kanser öncüsü lezyondur. Genç ailesini tamamlamamış hastalarda öncelikle ilaçla tedavi denenebilirse de daha ileri yaşlardaki kadınlarda ve ilaçla tedaviye cevap alınamayan olgularda çoğu zaman cerrahi yani rahmin alınması gerekebilir. Atipik değişiklikler bulunmayan endometriyal hiperplazi ise genellikle ilaç tedavisine cevap verir. Ancak ileri yaşlarda tedaviye dirençli olgularda ve menopoz sonrası rastlandığında rahmin alınmasına gerek duyulur.
    Serviks (Rahim ağzı) İntraepitelyal Neoplazileri (CIN)
    Hücrelerdeki atipik değişiklikler sadece yüzeyel tabakada (epitel ismi verilen dış tabakada) ise derin tabakalara doğru ilerlememişse lezyon kanser davranışı göstermez. Ancak tedavi edilmedikleri taktirde kansere dönüşme olasılıkları vardır. Bu tür olgularda genellikle basit cerrahi operasyonlar veya anormal hücreleri yok edecek yakma dondurma ve lazer gibi tedaviler yeterli olurlar. Kanserde olduğu gibi geniş operasyon sonrasında ve öncesinde kemoterapi ya da radyoterapi gibi girişimlerin yapılmasına gerek yoktur.
    Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) ve serviks kanseri oluşumu hormonlarla değil daha çok cinsel aktivite ile ilgilidir. Erken yaşta cinsel ilişkisi olanlarda birden fazla partneri olanlarda fazla sayıda doğum yapanlarda sosyoekonomik düzeyi düşük olanlarda daha sıktır. Cinsel aktivite ile yakından ilişkili olması cinsel temasla bulaşan bir hastalığın etken olabileceğini düşündürmektedir. Gerçekten de birçok olguda genital bölgede siğillere yol açan bir virüs olan HPV (Human Papilloma Virüsü) bulunanlarda CIN ve serviks kanserinin daha sık olduğu gözlenmiştir. Bu nedenle HPV bulunanların yakın takip altında bulunmaları gerekir.
    CIN genellikle bulgu vermez. Çoğunlukla rutin smear tetkikleri sırasında saptanır. Bu durum rutin smear testi alınmasının önemini ortaya bir kez daha vurgulamaktadır.
    CIN olguları atipik hücrelerin yaygınlık derecesine göre CIN 1 CIN 2 ve
    CIN 3 olarak sınıflandırılır. CIN 1 ve CIN 2 olgularında yakma dondurma lokal çıkarma gibi basit yaklaşımlar yeterli olabilir. Hatta hiç birşey sadece gözlenen bir kısım olgu kendi kendine gerileyebilir. Bazen CIN ile birlikte başka jinekolojik rahatsızlıkların bulunması hastanın takip programına uymayacağından şüphelenilmesi ve ileri yaş gibi durumlarda CIN 1 ve 2 olgularında da ameliyat önerilebilir.
    CIN 3 olgularının kansere dönüşüm potansiyeli daha fazla olduğundan bunlarda daha agresif cerrahi yaklaşım (rahim ağzının koni şeklinde çıkarılması rahimin serviksle birlikte total alınması gibi) gerekebilir.
    Vajinal ve Vulvar İntraepitelyal Neoplaziler
    CIN olgularına göre çok daha nadirdir ve genellikle CIN olguları ile eş zamanlı olarak görülürler. Bu nedenle CIN saptanan olgularda vajen ve vulvanın incelemesi ya da tersine vajen veya vulvada lezyon saptanan olguların CIN açısından değerlendirilmesi gerekir.

    OVER (Yumurtalık) KANSERLERİ

    Geç bulgu verdikleri için genellikle kanserin ilerlemiş dönemlerinde yakalanır. Bu nedenle en şanssız ve ölüme en sık yol açan jinekolojik kanserlerin başında gelir. Tanı konulduktan sonra beş yıllık yaşam şansı %30-40 civarındadır. Kadındaki tüm kanserlerin %4’ünü oluşturur. Genital kanserlerin ise yaklaşık dörtte biridir. Ancak genital kanserlerden ölümlerin yarıya yakın sebebidir. Her yaşta görülür ancak daha çok ileri yaşlarda menopoz sonrasında görülür.
    Yumurtalıkta çeşitli hücre tipleri bulunur ve her hücre tipinden kaynaklanan kanserler görülebilir. En sık görülenler epitel hücrelerinden kaynaklananlardır. Diğer tipler daha seyrektir. Örneğin germ hücreleri yumurtalıkta bulunan eşey hücreleridir. Bunlardan kaynaklanan tümörler daha genç yaşlarda görülür. Genç yaşlardaki tümörlerin de çoğu germ hücreli tümörlerdir. Bazı tip over tümörleri daha iyi seyirli ve tedavi şansı yüksektir. Buna karşın bazı tipler daha kötü seyirlidir.
    Sebepleri ve Risk Faktörleri
    Yumurtalık kanserine neyin sebep olduğu tam olarak bilinmemektedir ancak bazı risk faktörleri yumurtalık kanseri riskinin görülme sıklığını artırabilir. Genetik faktörler çevresel faktörler ve hormonal faktörler yumurtalık kanseri gelişiminde suçlanmıştır. Ailesinde meme ya da over kanseri olanlarda over kanseri riski artar. Son yıllarda bazı genlerdeki değişikliklerin over kanseri riskinde artışa yol açtığı gösterilmiştir. Bu genleri taşıyan ailelerde risk artar. Yumurtlamayı artırıcı ilaçları kullananlarda risk artar. Buna karşın doğum kontrol hapı kullanımı riski azaltır. Hiç gebe kalmamışlarda risk artar buna karşın doğum yapanlarda risk azalır.
    Belirti ve Bulgular
    Daha önce de söylendiği gibi over kanserleri geç bulgu verirler. Şikayetler çoğu zaman nonspesifiktir. Örneğin karın ağrısı şişkinlik mide-barsak şikayetleri gibi çok çeşitli hastalıklarda hatta bazen normalde de görülen çok spesifik olmayan şikayetler bulunabilir. İlerlemiş olgularda karından ele gelen kitle aşağı doğru basınç hissi karında sıvı birikmesine (bu durum assit olarak adlandırılır) bağlı karın şişliği çevredeki organlara bası yapmasına bağlı idrar ve barsak şikayetleri görülebilir. Bazı yumurtalık kanserleri hormon salgılayabilir. Buna bağlı adet düzensizlikleri olabilir. Epitelyal olmayan bazı tümörlerde de erkeklik hormonu salgılanabildiğinden tüylenme erkek tipi saç dökülmesi görülebilir. Hastaların en sık başvuru nedeni assit oluşumuna bağlı karın şişliğidir. Çoğunlukla assit oluştuğunda ileri evrelerdedir.
    Tanı
    Over kanserinin erken tanısı için yapılabilecek en iyi şey yıllık rutin jinekolojik muayenelerin ve ultrasonların yapılmasıdır. Bu durum bile her zaman tanıyı koydurmaz ancak şüpheli durumlarda daha ileri araştırmalar yapılarak erken tanı koyma şansı artar. Şüpheli durumlar muayenede ele kitle gelmesi ya da ultrason ile overlerde kist ya da kitle görülmesidir. Overde kist görülmesi bunun her zaman kanser olduğu anlamına gelmez. Özellikle üreme çağındaki kadınlarda görülen kistlerin çoğu aslında tümöral olmayan basit kistlerdir. Bunların bir çoğu hiç bir şey yapılmasa bile kendi kendine kaybolacaktır. Önemli olan nokta ultrasonda ya da muayenede yumurtalıkta bir kist tespit edildiğinde bunun tümöral mi yoksa basit kist mi olduğunun ayırt edilmesidir. Bu konuda detaylı bilgi için [Misafirler Kayıt Olmadan Linkleri Göremez | Kayıt Olmak için Tıklayın]bölümüne bakınız>>>>
    Menopozdaki kadınlarda ve adet görme çağı öncesi genç kızlardaki her türlü kist ise tümör olarak değerlendirilmelidir.
    Tümöral olduğu şüphelenilen over kist ve kitlelerinin ileri araştırmalarında kanda tümör belirteçlerine bakılır. Bazı tümör belirteçleri (özellikle CA 125) bazı over tümörü tiplerinde yüksek bulunur. Ancak tümör belirteçlerinin yüksek bulunması her zaman kitlenin kanser olduğunu göstermeyeceği gibi tümör belirteçlerinin düşük olması da kanseri ekarte etmez. Tümör belirteçleri dışında doppler ultrasonografide kan akım değişikliklerini göstererek iyi huylu ve kötü huylu tümör ayırımında yardımcı olabilir. Ancak tüm bu yöntemler yardımcı yöntemlerdir. Hiç biri kesin tanı koydurmaz. Tümöral olduğu düşünülen (ister iyi huylu ister kötü huylu olsun) kist ve kitleler ile ayırım yapılamayan olgularda cerrahi yapmak ve ameliyat sırasında patolojik örnek biyopsi almak kesin tanıyı koydurur. Ancak kist varlığında tümör belirteçleri ve doppler incelemeleri normal ise ultrason ve muayene ile tümöral olduğunu düşündüren hiç bir bulgu yoksa ve kist 8 cm’den küçük ise bir süre takip edilebilir. Takip sırasında küçülme veya kaybolma olmuyorsa ameliyat yapılması gereklidir.
    Tedavi
    Over kanserinin tedavisi cerrahidir. Bazı kanser türlerinde ileri evrelerde ameliyat önerilmezken over kanserinde hangi evrede olursa olsun hastanın ameliyat edilmesi ve kitlenin mümkün olduğu kadar çıkarılması gereklidir. Cerrahi sırasında eğer yayılım yoksa kemoterapi gerekmeyebilir ancak yayılım olan olgularda kemoterapi bazen de radyoterapi uygulanmalıdır.
    Tedavi şekli tümör tipine göre değişse de genel olarak ana hatları ile bu şekildedir. Ancak nihai tedavi şeklini belirleyen ameliyat sırasında tümörün yayılma derecesi patolojik tipi saptanan tümörün davranış şekli (bazı tümörler daha hızlı bazıları daha yavaş ilerler) gibi çeşitli parametreler vardır.
    Cerrahi de sadece tek yumurtalık alınabileceği gibi rahim yumurtalıklar tamamen de alınabilir.

    RAHİM KANSERLERİ

    Rahimden kaynaklanan 2 tür kanser vardır: Endometriyum (rahim iç zarı kanseri) kanserleri ve sarkomlar (rahimdeki kas vb bağ dokularından).
    Sarkomlar çok nadir görülür. Rahimdeki kas tabakasından damarlardan salgı bezlerinden kaynaklanabildiği gibi rahimde bulunmayan kıkırdak gibi dokulara benzeyen sarkomlar da olabilir. Hızlı yayılırlar ve genellikle geç dönemde tanı konduğu için çok iyi tümörler olarak kabul edilmezler.
    Endometriyum kanserleri ise daha sık görülür ve hatta dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanserlerdir. Bu nedenle bu bölümde daha çok endometriyum kanseri anlatılacaktır.
    Endometriyum kanseri her yaşta olmak üzere daha çok 50 yaş civarında görülür. Endometriyum kanserinde erken tanıda kullanılacak spesifik bir erken tanı testi olmamasına karşın şanslı kanserler arasında sayılır. Çoğunlukla anormal rahim kanamaları şeklinde kendini gösterdiğinden bu olgular ihmal edilmez ve basit bir kürtaj işlemi ile biyopsi alınırsa tanı konulabilir. Nitekim endometriyum kanserlerinin %75’i erken evrede yakalanır ve bu nedenle de kesin tedavi ve yaşam şansı diğer jinekolojik kanserlere göre yüksektir.
    Risk Faktörleri
    Rahim kanseri oluşumunda progesteron hormonu ile dengelenmemiş estrojen ana faktördür. Risk faktörleri de bununla ilişkilidir. Yumurtlama bozukluklarında (anovulasyon) estrojen hormonu bulunmasına karşın progesteron hormonu üretilmez bu nedenle bu hastalarda endometriyum kanseri riski artar. Estrojen salgılayan yumurtalık tümörlerinde de risk artar. Ayrıca hiç doğum yapmamış olmak erken yaşta adet görmek ve geç menopoza girmek obesite yüksek tansiyon şeker hastalığı olanlarda ve atipili endometriyal hiperplazide risk artar. Nedeni bilinmemekle birlikte sigara riski azaltır. Estrojen temel risk faktörüdür ama yumurtalık kanserinde olduğu gibi estrojen progesteron ile dengelendiği sürece risk oluşturmaz hatta doğum kontrol hapları riski azaltır. Estrojen etkisi olmadan da endometriyum kanseri gelişebilir. Estrojen etkisine bağlı olarak gelişen endometriyum kanseri olguları daha iyi davranışlıdır ve tedavi şansı daha yüksektir.
    Belirti ve Bulgular

    En sık rastlanan şikayet anormal rahim kanamasıdır. Özellikle menopoz döneminde ortaya çıkan kanamalarda kanser riski %10 gibi yüksek bir oranda olduğundan bu hastalarda mutlaka kürtaj ile biyopsi alınmalıdır. İlerlemiş olgularda bası belirtileri (idrar şikayetleri vb) ve ağrı görülebilir. Bazen ultrasonda tesadüfi olarak rahim iç zarında kalınlaşma ve düzensizlik ile tanı konulabilir.
    Tanı
    Kesin tanı biyopsi ile konur. Bunun için ameliyat olmaksızın ofis koşullarında yapılabilen bir kürtaj işlemi yeterli olabilir. Kürtaj denilince genellikle çocuk aldırma anlaşılır. Ama aslında tıbbi literatürde küretaj “kazıma” anlamına gelir. Küretaj işlemi gebeliği sonlandırmak için yapılabildiği gibi patolojik örnek yani biyopsi almak amacıyla da yapılabilir. Hatta bazı durumlarda anormal kanamayı durdurmak için tedavi amaçlı da yapılabilir.
    Menopozdaki hastada yapılan vajinal ultrasonda rahim iç zar tabakasının kalınlığı 5 mm’den fazla ise endometriyum kanserinden şüphelenmek ve biyopsi almak gerekir.
    Tedavi
    Tedavisi rahim ve yumurtalıkların bir arada çıkarılmasıdır. Erken evrede bu şekilde yapılan cerrahi yeterli olmakla birlikte biraz daha ilerlemiş olgularda cerrahiye ek olarak radyoterapi yapılabilir. Kanserin daha fazla yayıldığı ileri olgularda ise cerrahiyle birlikte radyoterapi ve kemoterapi yapmak gerekir. Erken evrede yaşam şansı %90’lara ulaşır ancak ileri evrelerde bu %40’lara kadar düşer. Çoğu olgu erken evrede yakalandığı için tüm vakalar göz önünde tutulduğunda yaşam şansı %75 civarındadır.

    SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ

    Bir kanser için şanslı demek çok doğru olmasa da serviks kanseri aslında şanslı bir kanserdir. Çünkü organ direkt olarak dışa açılmasa da normal bir jinekolojik muayenede yapılan spekulum muayenesi ile direk gözlem yapmak ve serviksten direkt biyopsi almak mümkündür.
    Diğer bir şans kabul edilebilecek bir durum serviks kanserinde basit ve ucuz bir yöntemle kitlesel tarama yapılabilmesidir ki bu yöntem [Misafirler Kayıt Olmadan Linkleri Göremez | Kayıt Olmak için Tıklayın] testidir. Daha önce de vurgulandığı gibi smear testinin yaygın şekilde kullanıldığı ülkelerde bu kanserin görülme oranı %90 oranında azalmıştır.
    Nitekim serviks kanseri eskiden en sık görülen jinekolojik kanser olmasına rağmen gelişmiş ülkelerde uygulanan smear testi tarama programları sayesinde sıklığı giderek azalmaktadır. Ancak az gelişmiş ülkelerde hala en sık genital kanser olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle serviks kanserinin bir ülkede sık olmasının o ülkenin az gelişmiş olma kriterlerinden biri olduğunu düşünen araştırmacılar vardır.
    Serviks kanseri over ve endometriyum kanserlerine göre nispeten daha erken ama yine de ortalama 50 yaş civarında görülür ama her yaşta görülebilir.
    Risk Faktörleri
    Risk faktörleri serviksin kanser öncüsü lezyonları olan servikal intraepitelyal lezyonlarla aynıdır (Detaylı bilgi için [Misafirler Kayıt Olmadan Linkleri Göremez | Kayıt Olmak için Tıklayın]bölümüne bakınız). Risk cinsel aktivite ile yakında ilişkilidir. İlk ilişkinin erken yaşta olması erken yaşta doğum birden fazla partnerin olması ve hatta tek partner olsa da bu partnerin farklı partnerlerinin olması serviks kanseri riskini artırır. Ayrıca sigara ve doğum kontrol hapları da riski artırır. Ancak doğum kontrol hapları ile serviks kanseri arasındaki ilişkinin daha çok hap kullananların daha liberal bir cinsel yaşamları olması ile ilgili olduğu düşünülmektedir.
    Cinsel yaşam ile serviks kanserinin bu derece yakın ilişkili olması cinsel temasla bulaşan hastalıkların rolü olduğunu düşündürmektedir ki son 20 yılda bunun gerçekten de böyle olduğu gösterilmiştir. Genital siğil oluşturan bir virüs olan Human Papilloma Virus’un (HPV) serviks kanseri olgularının büyük bir kısmında rolü olduğu gösterilmiştir. HPV’nin 70’den fazla türü saptanmıştır ve bunların hepsi kanser yapmaz. Özellikle bazı tipleri (Tip 16 ve 18) kanser olgularında ön plan saptanmaktadır.
    Belirti ve Bulgular
    Serviks kanserinin en sık bulgusu ağrısız ve özellikle ilişki sonrasında olan kanamadır. Bu nedenle daha önce bir çok kez çeşitli yerlerde vurgulanmakla birlikte yeniden vurgulamakta fayda vardır
    Lütfen!!!!!.
    “Her türlü anormal (ve özellikle adet dışı olan) kanamada jinekologunuza başvurunuz!!!”
    Serviks kanserinin diğer belirtileri arasında kötü kokulu akıntı da bulunabilir. Bu nedenle basit bir şikayet gibi görülen bu yakınma da göz ardı edilmemelidir. Diğer belirtiler daha çok kanserin ileri evrelerinde görülür. Durdurulamayan vajinal kanamalar tümörün kitlesel etkisi ve yakın komşuluğu nedeniyle idrar yollarını tıkaması ve buna bağlı börek yetmezliği lenf dolaşımının bozulmasına bağlı bacaklarda lenfödem bu belirtilerdendir. Bu belirtiler ortaya çıktığında kanser genellikle tedavi şansını büyük oranda kaybetmiştir.
    Tanı
    Tanı jinekolojik muayene sırasında yapılan gözlemde rahim ağzında kitle ve ülserleşme gibi lezyonların görülmesi ve bu lezyonlardan alınan biyopsi ile konulur. Biyopsi ile tanı konulmuş olgularda kanserin yayılma derecesini saptamak için çeşitli tetkikler de yapılmalıdır.
    Tedavi
    Kanser lokal olarak yayılır ve bu bölge lenf nodları açısından zengin olduğundan erken evrelerde bile lenf nodlarını tutabilir. Lenf nodlarının tutulması kanserin metastaz yapma riskini artırır. Bu nedenle serviks kanseri erken tanı ve kanser gelişmeden kanser öncüsü lezyon halinde iken tanı mümkün iken kanser gelişmiş ise tedavi şansı nispeten az olan bir kanser türüdür. Çok erken kanser henüz sadece servikste mikroskobik düzeyde iken yakalanmışsa sadece rahimin alınması ve hatta seçilmiş olgularda serviksin koni şeklinde çıkarılması yeterlidir. Ancak çoğunlukla erken evre olsa bile rahimin çevre dokularla birlikte alındığı ve o bölgedeki lenf dokularının da çıkarıldığı radikal bir operasyon uygulanır. Daha ileri evrelerde ise cerrahi önerilmez. Bu olgularda radyoterapi uygulanır. Son yıllarda bu hastalarda kemoterapi ve radyoterapinin bir arada uygulandığı kemoradyasyon tedavisi yapılması önerilmektedir.
    Erken evrede yakalanmışsa tedavi şansı yüksektir (%85). Ancak klinik lezyon oluşması bile evreyi yükseltir ve bu hastalarda tedavi şansı azalır ve ileri evrelerde %10’lara kadar düşer.

    VAJİNA KANSERİ

    Genital organlarda en nadir görülen kanser türlerindendir. Genellikle serviks kanseri ve vulva kanseri olan hastalarda görülür. Belirtileri serviks kanserine benzer. Tedavi vajinanın çıkarılması veya vajina içine lokal radyoterapi verilmesi şeklindedir.

    VULVA KANSERİ

    Vulva dış genital organlara verilen isimdir. Vajina kanserinden biraz daha sık olmakla birlikte yine de nadir görülen bir genital kanserdir. Görülme yaşı 40-50 yaşlar ve 70 yaşlar olmak üzere 2 yaş grubunda pik yapar. Genç yaşta görülenler serviks kanserine benzer şekilde HPV (Human Papilloma Virusu) ile ilişkilidir. İleri yaşta görülenler HPV ile bağlantılı değildir. Bu olgularda daha çok çevresel irritanların rolü olduğu düşünülmektedir.
    Vulva kanserinin en önemli belirtilerinden biri kaşıntıdır. Tedaviye dirençli olan kaşıntı olgularında görünür bir lezyon olmasa da biyopsi almak gereklidir. Bunun dışında vulvada renk değişiklikleri ve kızarıklık ülser kitle gibi çeşitli cilt lezyonları görülebilir. Kesin tanı biyopsi ile konulduğundan vulvada görülen tüm şüpheli durumlarda biyopsi almak tanı koydurucudur.
    Olguların yarısında erken evrede tanı konabilir. Tedavi cerrahidir. Erken evre yakalandığında tedavi şansı %90’ları bulabilir. Tümörle birlikte çevre doku ve lenf bezleri çıkarılır. İleri evrelerde cerrahiye ek olarak radyoterapi uygulanabilir.




  7. #7
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    BOSNA-HERSEK
    Tecrübe Puanı
    0
    Mesajlar
    1,796

    Standart

    İnfertilite nedir?

    Hiç korunmadan düzenli cinsel ilişki olmasına karşın 1 yıl içerisinde gebelik elde edememe halidir. Çiftlerin %85’i bir yıl içerisinde gebelik elde ederler. İnfertiliteden %30-40 erkek %40-50 ise kadın sorumludur. Çiftlerin %25’inde hem erkek hem de kadın faktörü infertilitede rol oynar. Hastaların %10-15’inde ise tüm araştırmalara rağmen infertiliteyi izah edebilecek bir sebep bulunamaz.

    İnfertilite sebebi nasıl anlaşılır hangi tetkikler yapılır?

    İnfertilite (kısırlık) ne tek başına kadının ne de erkeğin sorunudur. Burada söz konusu olan çiftin gebelik elde edememe halidir. Bu sebeple infertilite ile ilgili tetkik ve tedavilerde eşlerin birlikte ele alınmaları gerekmektedir.
    Tetkiklere başlanırken ilk olarak en kolay ve en ucuz tetkik olan erkekte spermiogram (tohum sayımı) ile başlanır. Bunu takiben kadında yumurtlama tayini için bazı hormonal tetkikler veya seri ultrasonografiler yapılabilir. Kadında tüplerin açık olup olmadığının anlaşılabilmesi için özellikle infertilite süresi iki yılı aşan çiftlerde boyalı rahim filmi (HSG) çekilmesi ve laparoskopi yapılması gerekebilir.
    İnfertilite sebebi nedir? Nasıl tedavi edilir?

    İnfertilitede yaş tek başına önemli bir faktördür. Artan yaş ile düşük yapma riski artması da diğer bir faktördür. 30 yaşına kadara klinik olarak tanı konulan gebeliklerde düşük riski %10 iken 40 yaşında bu oran %35’e çıkar.
    Yaş arttıkça mesleki ve çevresel zararlılara maruziyet artar cinsel ve diğer hastalıklara bağlı tüplerin tıkanma riski artar. Gebelik yaşını 35’li yıllara erteleyen kadınların 1/3’ü infertilite sorunu ile karşılaşacaktır.
    Çiftte yapılan araştırmalarda erkeğe bağlı bir sorun bulunursa sıklıkla bir ürolog tarafından muayenesi ve tedavisi gerekebilir. Bazı durumlarda aşılama ilaç ameliyat gibi çeşitli tedavi yöntemleri denenebilir ancak erkeğe bağlı infertilitede sıklıkla en kesin çözüm “yardımcı üreme teknikleri” yani “tüp bebek” uygulamasındadır (mikroinjeksiyon).
    Kadında eğer yumurtlama bozukluğu tespit edilirse yüksek başarı oranlarıyla çeşitli yumurtlama tedavileri denenebilir. Eğer tüplerde tıkanıklık veya düzensizlik söz konusu ise bu durumda laparoskopi ya da açık cerrahi ile tedavi denenebilir. Tüplerde ileri derecede zedelenme olanlarda yine önerilecek en doğru tedavi yolu sıklıkla yardımcı üreme teknikleridir (tüp bebek).
    Bazı çiftlerde ne erkekte ne de kadında herhangi bir problem bulunmamasına rağmen gebelik elde edilemez. Bu duruma “sebebi izah edilemeyen kısırlık” adı verilir.
    Bu çiftlerde yumurtlama tedavisi ile birlikte aşılama tedavisi (erkeğin spermlerinin özel bir işlemden geçirilip hareketli ve canlı olanlarının ayıklanması) denenebilir. Bunda da başarı elde edilemezse tüp bebek uygulaması önerilir.




  8. #8

    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    BAşKeNT :)
    Yaş
    25
    Tecrübe Puanı
    3552
    Mesajlar
    3,323

    Standart

    rebekacımm çok güsel konulara değinmişsinnn çok teşekkürlerrr ellerine sağlık cicimm




  9. #9
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    BOSNA-HERSEK
    Tecrübe Puanı
    0
    Mesajlar
    1,796

    Standart

    1. AY
    Gebeliğin ilk ayları
    Gebeliğin ilk belirtileri:
    Gebelikle birlikte hormonlarınızdaki değişikliklerin sonucunda aşağidakilerin biri veya birkaçı görülebilir bunlar 12. haftadan sonra azalır.
    • adet gecikmesi
    • göğüslerde büyüme gerginlik hassasiyet
    • bulantı kusma
    • ağızda metalik tat
    • yiyeceklere ilginin değişmesi: ör. alkol veya kahveden tiksinme bazı besinlere aşırı istek
    • yorgunluk halsizlik
    • vajen akıntısında artış
    • sık idrara gitme
    • duygusallaşma

    2. AY
    Gebeliğin ilk ayları
    Doğum zamanının hesaplanması:</B>
    Son adetin ilk gününe 280 gün eklenerek bulunur.
    Gebelik süresi 40 hafta kabul edilse de 38 ile 42 haftalar arası normal sayılır.
    Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;
    • Sigara alkol ve doktora danışmadan alınan ilaçlar gebelik boyunca özellikle de bebeğin organlarının geliştiği ilk 3 ayda zararlıdır.
    • Kedi köpek dışkısı ve çiğ etle temas edilmemelidir. Bunlar bebeğe zararlı olabilecek toksoplazma denen paraziti taşıyabilir.

    3. AY
    Gebeliğe alışma;
    • Gebeliğin başlarında görülen bulantı kusmalar ve sık idrara çıkma bu dönemden itibaren azalır.
    • Bağırsak hareketleri yavaşladığından kabızlık görülebilir.
    • Aşırı kusmanız olmamışsa bu dönemde l -2 kg almanız beklenir. Bu tüm gebelikte alınan kilonun %10'una karşılık gelir.
    • Hormon değişikliklerinden dolayı bu dönemde aşırı duygusal olabilirsiniz.
    Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;
    • Kontroller için doktora başvurun
    • Taze yiyeceklerle ve dengeli beslenin
    • Kabızlığa karşı bol su için ve yeşil sebze gibi lifli yiyecekler yiyin
    • Göğüsleri destekleyecek uygun bir sutyen kullanın
    • Dişlerinizi kontrol ettirin.

    4. AY
    Gebelik artık belli oluyor;
    • Kendinizi daha enerjik hissetmeye başlarsınız
    • Gebe olduğunuz dışardan belli olmaya başlar
    • Cildiniz koyulaşabilir
    • Göğüsleriniz büyür
    • Beliniz kalınlaşmaya başlar
    • Karnınız belirginleşmeye başlar
    • Karnınızın üstünde koyu bir çizgi görülebilir. Doğumdan kısa bir süre sonra bu çizgi kaybolur.
    Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;
    • Bu dönemde iştahınız artmaya başladığından sağlıklı beslenerek kilonuza dikkat etmelisiniz.
    • Bol ve rahat giysileri tercih etmelisiniz
    • Bir Tehlike; KANSIZLIK
    • Ülkemizde kansızlık halen çok yaygındır.
    • Gebelikte artan demir ihtiyacı uygun şekilde karşılanmazsa kansızlık önemli bir sorun halini alır.
    • Kansızlık anneye ve bebeğe zarar verebilir kansızlığı olan bir anne için düşük erken doğum düşük doğum ağırlıklı bebek ölü doğum riski daha yüksektir.
    • Bu dönemde kansızlığın gelişimini önlemek için demir desteğine başlanması uygundur.

    5. AY
    Gebelik ilerliyor;
    • Memelerden ilk süt gelebilir bu sadece silinmeli meme sıkılmamalıdır.
    • Cilt koyulaşması artabilir.
    • Sırt ağrısı kasıklarda gerilme vajen akıntısı dişeti kanaması gibi yakınmalara sık rastlanır.
    • Bebeğinizin hızlı büyüdüğü ve sizin de hızla kilo alacağınız bir döneme girdiğinizden sağlıklı beslenmeye çok dikkat etmelisiniz
    Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;
    • Kendinize özen göstermelisiniz
    • Rahat giysi ve ayakkabılar giymelisiniz
    • Bebek eşya ve giysileri düşünmeye başlamalısınız

    6. AY
    Gebeliğin en iyi zamanları;
    • Bu dönemde kendinizi daha iyi ve zinde hissedeceksiniz
    • Kilo artışı hızlanabilir
    Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;
    • Her fırsatta ayaklarınızı yukarı kaldırarak dinlenmelisiniz
    • Belinizi ve bacaklarınızı sıkan giysilerden kaçınmalısınız Sıcağa duyarlılığınız artacağından bol bol su içmelisiniz

    7. AY
    Gebelik ilerlemeye devam ediyor
    • Sindirim güçlüğü ve kramplar görülebilir
    • Karında çatlaklar oluşabilir
    • Uyku bozuklukları olabilir
    Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;
    • Doktor kontrollerini sıklaştırmalısınız
    • Gün içinde sık sık dinlenmeli gece erken yatmalısınız
    • Her fırsatta ayaklarınızı yukarı kaldırarak dinlenmelisiniz

    8. AY
    Bebek her an gelebilir
    • Kendinizi ağır ve hantal hissedebilirsiniz
    • Rahat uyuyamayabilirsiniz
    Neler Oluyor?
    • Büyüyen bebek iç organlarınıza baskı yaparak solunum güçlüğüne sıkidrara çıkmaya neden olabilir
    • Koşarken gülerken ya da öksürürken idrar kaçırabilirsiniz.
    • Olabildiğince dinlenmeli gün ortasında uzanıp yatmalısınız.
    • Kilo artışınız fazla ise karbonhidratları azaltmalısınız. Gebelikte alınan ortalama kilonun 10-12 kg arasında değişmesi idealdir.
    • Bebeğinize gereken temel malzemeleri şimdiden alabilirsiniz.

    9. AY
    Tatlı heyecan
    • Çalışıyorsanız doğum iznine çıkmış doğum hazırlıklarına başlamış olmalısınız
    • Bu dönemde anne olmanın vereceği sorumluluklar nedeniyle heyecanlı olabilirsiniz.
    Neler oluyor?
    • Bu dönemde bebeğin başının leğen kemiği boşluğuna girmesiyle mide yanması sindirim solunum güçlüğü yakınmaları azalır.
    • Bebeğin başı idrar torbasına baskı yaptığından idrara çıkma sıklığı artabilir.
    • Sizi yorabilecek işlerden kaçınmalısınız.

    10. AY
    Artık bebek geliyor
    • Doğum heyecanı başlar biran önce doğumun gerçekleşmesini isteyebilirsiniz.
    Neler Oluyor
    • Yalancı doğum ağrıları sizi yanıltabilir doğumun başladığını sanabilirsiniz. Bunlar düzenli ve sık değildir.
    • Bu dönemde bolca dinlenin
    • Doktor kontrollerini aksatmayın her an doğum gerçekleşebilir.
    Doğum
    Hazırlık ve beklemeyle geçen onca aylardan sonra artık bebeğinizi kucağınıza alabilirsiniz. Giderek onu daha iyi anlayacak hergün yeni bir şeye tanık olacaksınız.




  10. #10
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    BOSNA-HERSEK
    Tecrübe Puanı
    0
    Mesajlar
    1,796

    Standart

    KISIRLIK (İNFERTİLİTE) NEDİR ?
    Gebelikten korunmaksızın bir yıl süreyle düzenli bir cinsel yaşama rağmen gebe kalamama durumuna infertilite denir. Ortalama her altı aileden biri infertiliteden etkilenmektedir. Gebelik bir çok faktörün bir arada olması ile gerçekleşir. Sorunu olmayan çiftin aylık gebe kalabilme oranı % 20-25 olup bu oran bir yıl sonunda yaklaşık % 85'e ulaşmakta 2 yılın sonunda ise % 90'nı geçmektedir. Gebelik oluşumu için; yumurtalıktan atılan sağlıklı bir yumurtanın erkeğin sağlıklı döl hücresi olan sperm ile birleşmesi gereklidir. Normalde bu olay kadının yumurtalık kanalında (fallop kanalında) meydana gelir ve döllenme (fertilizasyon) adı verilir. Yumurta ve spermin karşılaşması ve döllenen yumurtanın rahime ulaşabilmesi için fallop kanallarının açık ve sağlıklı olması gerekir. Bu nedenle 1 yıl sonunda istenilmesine rağmen gebelik gerçekleşmezse doktora başvurmakta yarar vardır.
    KISIRLIK NEDENLERİ NELERDİR ?
    İnfertilite nedenleri bazen çok kolay saptanıp çözümlenebilirken bazen de sorunları çözmek oldukça zordur. Çocuk sahibi olamayan ailelerin 1/3'ünde erkekte sorun varken 1/3'ünde kadında sorun saptanmaktadır. Geri kalan 1/3'te ise her ikisinde de problemler mevcuttur. Ancak hemen söylemek gerekir ki yapılan basit testler ile infertil çiftlerin yaklaşık %15'inde kesin neden saptanamamaktadır (nedeni belli olmayan infertilite unexplained infertilite).
    Erkeğe ait en yaygın infertillite nedenleri semende sperm sayısında azlık ve hareketlerinde yavaşlık (oligoasthenozoospermi) veya sperm hücresinin görülememesidir (azoospermi). Bazen de sperm hücrelerinde şekil bozukluğu vardır (teratozoospermi) ya da yumurtaya ulaşmadan ölmektedirler. Nadiren de genetik sebepler ve kromozomal anormallikler infertil erkekte neden olarak karşımıza çıkar.
    Yumurtlama bozuklukları kadında görülen en sık infertilite nedenidir. Kadında infertiliteye neden olan diğer olaylar; yumurta kanallarının (fallop tüplerinin) tıkalı olması rahim (uterus) ve kanalların (fallop tüplerinin) doğumsal anormallikleri iyi huylu rahim urları (myomlar) uterus içi yapışıklıklar (uterin sineşiler) olarak sayılabilir.
    ERKEK KAYNAKLI İNFERTİLİTE (MALE FAKTÖR)
    Semenin (meni) kendisindeki anormalliklerden veya taşınmasındaki sorunlardan kaynaklanabileceği gibi cinsel temasla ilgili problemler de benzeri bir durum yaratabilir.
    Erkeğin ilk değerlendirmesi semen analizi olarak adlandırılan tetkikle yapılır. Semen analizinde standardizasyonu sağlayabilmek için erkekten tetkik öncesinde 3-5 günlük cinsel perhiz yapması istenir. Semen örneği herhangi bir kayganlaştırıcı madde kullanılmadan yapılan masturbasyonla verilir. Eğer örnek evde verilmişse en geç 1 saat içinde laboratuvara ulaştırılmalıdır. Bazı durumlarda semen örneği cinsel ilişki ile de verilebilir ancak bunun için spermleri öldürmeyen özel kondomlar androloji laboratuvarından temin edilmelidir. Semen örneği direkt olarak ve çeşitli işlemlerden sonra değerlendirilir. Sperm değerleri zaman içinde farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle; bir erkeğin semen analizi hakkında görüş bildirmek için en az 2-3 haftalık aralarla iki örneğin incelenmesi gereklidir. Dünya Sağlık Teşkilatı kriterlerine göre yapılan bir sperm değerlendirmesine normal denilebilmesi için sperm sayımının mililitrede 20 milyondan fazla hareketliliğinin %50'nin üstünde ve en az %70'inin şekil olarak normal olması gerekmektedir. Bu analizin daha detaylandırılmış ve merkezimizde de yapılan diğer bir şeklinde ise yapısal normallik özel boyama tekniği ile değerlendirilmekte % 14 ve üstü değerler normal olarak kabul edilmektedir (Kruger analizi).
    Semendeki anormallikler öncelikle yumurtalıklardan (testis) sperm üretilmesi aşamasındaki problemler nedeniyle oluşmaktadır. Bu üretim sorununa neden olan etken genellikle bilinememektedir. Genetik ve hormonal bazı faktörlerin yanısıra daha önce geçirilmiş enfeksiyonlar aşırı sigara ve alkol tüketimi veya yalnızca strese bağlı olarak da sperm üretim problemleri yaşanabilir. Bunun yanısıra bazı ilaçlar çeşitli kimyasal maddeler radyasyon ve radyoterapi sperm üretimi üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Testislerde sperm üretiminin normal olmasına karşın üretilen spermin taşınmasını sağlayan kanalların doğumsal olarak ya da sonradan geçirilen bazı hastalıklara bağlı olarak tıkalı olması yine gebeliği önleyen faktörlerdendir. Testislerin ortam ısısını arttırarak spermlerin üretimi ve hareketi üzerinde olumsuz etki yaptığına inanılan varikosel (testislerden kirli kanı taşıyan toplar damarların genişlemesi ve bölgede kirli kan göllenmesinin artması durumu) cerrahi olarak düzeltilebilecek bir sorundur. Ancak operasyona rağmen spermlerde fonksiyonel bir gelişme sağlanamayabilir veya görünümde bir düzelme olmakla birlikte dölleme kabiliyeti arttırılamayabilir.
    Nadiren de olsa semenin içinde sperme zarar verebilecek antikorlar bulunabilir. Bu durum genellikle ameliyat geçirilmiş travma (testise darbe kaza vb.) veya enfeksiyonlara bağlı olarak gelişebilir.
    Tüm bu faktörlere bağlı olarak semen içerisinde ya hiç sperm bulunmayabilir (azoospermi) ya da sperm sayısında azalma (oligozoospermi) hareketliliğinde azalma (astenozoospermi) veya şekil bozukluğu (teratozoospermi) ya da bu son üç durumun çeşitli şekillerde kombinasyonları görülebilir. Tedavi semen analizindeki bozukluğun nedenine ve derecesine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.
    Sıklıkla erkeklerin bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekebilir. İlaç tedavisi erkeğe bağlı problemlerde nadiren başarılı olmaktadır. Erkek inferilitesinin tedavisi; enfeksiyonlar için antibiotik kullanımını varikosel ya da kanal tıkanıklıkları için operasyon yapılmasını sperm kalitesini arttırmak için hormon kullanımını aşılama (intrauterin inseminasyon - IUI) ya da diğer yardımcı üreme tekniklerinin uygulanmasını gerektirebilir. Tüp bebeğin klasik yöntemlerle uygulanması bu hastalara bir miktar şans tanımışsa da esas erkeğe bağlı problemlerin çözümünde çığır açan gelişme merkezimizde de yapılan mikroenjeksiyon (ICSI) uygulaması olmuş ve böylelikle spermin dölleme kabiliyetine bakılmaksızın canlı spermi olan herkesin çocuk sahibi olabilme şansını yakalayabilmesini sağlamıştır.
    TUBAL NEDENLİ İNFERTİLİTE (TUBAL FAKTÖR)
    Gebelik için açık ve sağlıklı fallop kanalları gereklidir. Fallop tüplerinin çok hassas ve detaylı bir iç yapısı vardır. Bu yapıdaki bir bozulma yumurtanın taşınmasını ve dolayısıyla döllenme olayını engelleyebilir. Eğer yumurtalığa yakın olan uç etkilenmişse yumurtanın yakalanıp tüp içine alınması bozulabilir ancak en ağır durum tüpün tamamen tıkalı olduğu durumdur.
    Tüpteki tıkanıklık genital yolla tüpe ulaşan enfeksiyonlardan kaynaklanabileceği gibi karın içindeki diğer enfeksiyonlar nedeniylede meydana gelebilir (ör. appendisit). Bunun yanısıra dış gebelik sonucunda hasta tüplerinden biri veya her ikisi de yitirilmiş olabilir. Tubal infertilite tüm infertilite nedenleri arasında % 35'lik bir paya sahiptir. Bu konuya açıklık kazandırmak için rahim filmi (HSG) ve/veya laparoskopik incelemeler gereklidir. Özellikle 35 yaşına yaklaşan infertil kadınlarda laparoskopik inceleme geciktirilmemelidir. Genç kadınlarda doktor uygun görürse laparoskopiyi ileri aşamalara bırakabilir. Ancak tedavi ile 6-12 ayda gebelik elde edilememişse laparoskopi hemen her zaman önerilir.
    Laparoskopi sırasında kanallarda sorun (tıkanıklık yapışıklık veya hasar) saptanabilir. Hafif olanları mikrocerrahiden fayda görebilir. Aşırı derecede hasarlı kanalların varlığında ise gebelik şansı ancak tüp bebek (IVF) yöntemi ile sağlanabilir.
    YUMURTLAMA KAYNAKLI İNFERTİLİTE (OVULATUVAR FAKTÖR)
    Kadının adet düzeni yumurtlama hakında önemli ip uçları içerir. Düzensiz ya da anormal yumurtlama tüm infertil kadınların % 25'inde saptanır. Bazal vücut ısısı takibi yumurtlamanın olup olmadığının saptanması için basit ve ucuz bir yöntemdir. Yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonu rahim içini adetten 12 - 16 gün öncesinde döllenmiş yumurtanın tutunmasına hazır hale getirir.
    Bazal vücut ısısı için kadın her gün uyandıktan sonra yataktan kalkmadan ağızdan vücut ısısını ölçerek adet gününe göre kaydeder. Normalde yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonuna bağlı olarak adet döneminin ortasına rastlayan bir dönemde vücut ısısı yaklaşık 1 derece yükselir. Ancak yumurtlama olmazsa ısı değişimi olmaz. Bu takip soğuk algınlığı gibi vücut ısısını etkileyen birçok faktörden etkilenebileceğinden kesinlik taşımaz.
    Doktorunuz yumurtlamanın takibi için sizden yumurtlamayı uyaran ve salgılandıktan sonra idrarla atılan 'luteinize edici hormonu' (LH) saptayan özel idrar çubuklarını kullanmanızı isteyebilir.
    Beklenen adetten 1-3 gün önce rahim iç yüzünden alınan (endometrial) biyopsiler yumurtlamanın olup olmadığı konusunda yardımcıdır. Biyopsi işlemleri ile progesteron hormonunun yeterli salgılanıp salgılanmadığı da değerlendirilebilir. Ancak günümüzde yerini yumurtlamanın varlığını gösteren progesteron hormonu düzeyinin kanda ölçümü almıştır.
    Ultrasonografik takipler ve 28 günde bir adet gören kadınlarda 19 - 24. günler arasında yapılan kanda progesteron hormon düzeylerinin ölçülmesi yumurtlamanın varlığını teyit etmeye yardımcı olur.
    Yumurtlama ilaçları ile kadınların yaklaşık % 80'ninde yumurtlama sağlanabilir. Başka bir neden yok ise ilk altı yumurtlama tedavisi döneminde çiftlerin yarısından fazlası gebe kalabilir.
    RAHİM AĞZI KAYNAKLI İNFERTİLİTE (SERVİKAL FAKTÖR)
    Rahim ağzının (serviks) içinde bulunduğu durum infertilliteye neden olabilir. Rahim ağzı salgısı sadece yumurtlama döneminde spermlerin serbestçe geçişine izin verir. Diğer tüm zamanlarda hormonal uyarılara bağlı değişiklikler nedeniyle rahim ağzı salgısının yapısı ve kıvamı spermin serbest geçişine müsait değildir. Bazı kadınlarda bu salgı içinde sperme karşı antikorlar bulunur ve bu kadınlarda sperm yumurtlama zamanında bile rahim ağzı kanalından geçerek rahime ulaşamayabilir. Antikorlar sperm hücresine karşı bağışıklık sisteminin geliştirdiği maddelerdir ve bu maddeler sperm hücre fonksiyonlarını bozarak etkili olmaktadırlar.
    Bu durumu belirlemek için doktorunuz sizden 'postkoital test' isteyebilir. Bu testte serviksteki sıvı (mukus) sperm ve birbirleri ile olan ilişkileri incelenir. Yumurtlama gününe en yakın zamanda ancak yumurtlama olmadan yapılır. Test için uygun günün tespiti doktorunuzun seçeceği herhangi bir yöntemle yapılır. Çift tetkikten yaklaşık 2 - 18 saat öncesinde krem prezervatif (kondom) ve benzeri hiçbir şey kullanmadan cinsel ilişkide bulunur. Doktora gelmeden istenirse kadın ayakta duş yapabilir ancak vajen hiçbir şekilde yıkanmamalıdır. Servikal mukus örneği jinekoljik muayene sırasında alınır ve anında mikroskop altında incelenir. Mukus renksiz temiz sulu ve uzama gösteren bir yapıda olmalıdır. Ağrısız ve yalnızca birkaç dakika alan bir yöntemdir. Mukus içinde hareketli sperm sayısı az ise problem sperm üretiminde vajinal ortamda mukus yapısında ya da immunolojik (bağışıklık) faktörlerde olabilir. Bu yönlerden incelemeler planlanır. Servikal problemler genelde antibiyotikler hormonlar ya da aşılama (IUI) ile tedavi edilir.
    RAHİM KAYNAKLI İNFERTİLİTE (UTERİN FAKTÖR)
    Rahim içinde bebeğin yerleşeceği alanın yapısını değiştiren anormallikler de sorunlardan biridir. Rahim filmi (HSG) rahim içini ve fallop kanallarını incelemek için kullanılan en temel yöntemdir. Adet bitiminden hemen sonraki dönemde yumurtlama olmadan uygulanmalıdır. Rahim ağzından verilen özel sıvı önce rahim içini doldurur ve sonra kanallara doğru ilerler. Bu sırada çekilen filmler ile normalden olan sapmalar saptanmaya çalışılır bu oran infertil kadınlar arasında % 5'tir.
    Histeroskopi ise rahim içinin optik cihazlarla incelenmesi işlemidir. Bu yöntem tek başına kullanılabileceği gibi HSG ile saptanan anormalliklerin cerrahi tedavisinde de kullanılır.
    KARIN ZARI KAYNAKLI İNFERTİLİTE (PERİTONEAL FAKTÖR)
    Periton karın içindeki organları ve karın duvarını incecik bir zar tarzında örten dokudur. Bu dokuda oluşan hasarlar (operasyon sonrası travma vb.) geçirilen iç organ enfeksiyonları ve endometriyozis yapışıklıklara (adezyonlara) neden olabilir. Yapışıklıklar da yumurtaların kanallara ulaşmasını ya da kanal içinden rahime doğru ilerlemesini engelleyebilir. Bu konunun değerlendirilmesi ve tedavisinde laparoskopik girişimler kullanılır.
    Üreme çağındaki kadınlarda oldukça sık karşılaşılan endometriyozis rahim içini döşeyen dokunun (endometriyum) başka bir bölgede (ör. yumurtalıklar karın içi vb.) bulunması halidir. Adet kanaması sırasında bu dokudan da kanama olduğundan şiddetli ağrı oluşabilir. Ayrıca bu kanamanın verdiği hasara bağlı olarak cinsel temas sırasında ve değişik zamanlarda kasık ağrısı gelişebilir. Bu hastalık yumurtalıklarda koyu kahverengi renkli ve çikolata kisti olarak bilinen kist oluşumlarına da yol açmaktadır. Bu kistler laparoskopik cerrahi ile çıkarılabildikleri gibi hasarlı dokuları ve endometriyozis odaklarını yakmak (koter lazer) mümkün olabilmektedir. Daha hafif durumlarda ilaç tedavisiyle de sonuç alınabilmektedir. Bu tedavi yöntemleriyle hastalığın gelişimi durdurulabilmekte veya geriletilebilmekte ise de gebelik oluşmayabilir. Bu durumda çocuk sahibi olabilme şansı tüp bebek yöntemi ile yakalanabilir.
    AÇIKLANAMAYAN İNFERTİLİTE (UNEXPLAINED İNFERTİLİTE) ve NADİR NEDENLER
    Bu çiftlerde problemi ortaya koymaya yönelik araştırmalar mevcut yöntemlerle problemi aydınlatamamış ve hatta nedeni atlamış olabilir dolayısıyla bu tanımlama yapılan tetkiklere göre göreceli bir terim olmakla birlikte pratikte kullanılan testlerin tamamen normal olduğu çiftler için kullanılmaktadır.
    İnfertil çiftlerin % 5-10'unda tüm testler normaldir. Çiftlerin % 5'inde ise yalnızca küçük (minör) problemler saptanır. Bu durumda üremeye yardımcı ilaçlar ve intrauterin inseminasyon (IUI) ampirik olarak kullanılır. Eğer 3-6 siklusta gebelik elde edilemez ise çift bu tedaviye devam etme şansına sahip olmakla birlikte tüp bebek tedavilerine geçiş önerilir.




 

 

Konu Etiketleri

Künye Uyarı
Powered by vBulletin® Version 4.1.12
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0
Extra Tabs by vBulletin Hispano
Sanal Dünyanın Gerçek Ailesi
Copyright ©2007-2014 Forumuz.Net

Sosyal paylaşım platformu olan Forumuz.Net sitemizde, kullanıcılar, 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumuz.Net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İLETİŞİM panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumuz.Net yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir. aduket, film, dizi, müzik, fragman, video, aduket.net

sohbet

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558