Forumuz.Net sitesine hoş geldiniz.
1 den 9´e kadar. Toplam 9 Sayfa bulundu
  1. #1

    Standart ŞEYHİ ve HARNAME

    ŞEYHİ ve HARNAME

    Şeyhi ve Harname özeti
    Harname nedir ?
    Şeyhi'nin hayatı
    Harname neyden bahseder
    Harname neyi anlatır

    ŞEYHİ

    Türk edebiyatının Anadolu'da yetişmiş en büyük şairlerinden biri olan Şeyhi XV. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olup kendi devrinde ona şairlerin sultanı unvanı verilmiştir. I.Murat zamanında büyük ihtimalle 1373-1376 yılları arasında dünyaya gelmiştir. Doğum yeri Germiyan (Kütahya)'dır. Asıl adı Yusuf Sinanüddin olan şairin ailesi hakkında fazla bilgimiz yoktur. Şairin Germiyan'ın ileri gelen bir ailesine mensup olduğu bilinmektedir.
    Öğrenimine Kütahya'da başlayan Şeyhi Kendisinden yaşça büyük olanve çok iyi bir tahsil gören şair Ahmedi'den ve devrinin başka alimlerinden ders almıştır. Daha sonra bilgisini ilerletmek için İran'a gitmiş orada tıp tasavvuf edebiyat alanlarında tahsil görmüş ve göz hekimliğinde uzmanlaşmıştır. Şeyhi mahlasını Ankaralı Hacı Bayram-ı Veli'den almıştır. Hacı Bayram'ın Şeyhi'nin eğitimi üzerinde çok önemli bir yeri vardır.

    Şair memleketine döndükten sonra bir eczahane açarak eczacılık ve hekimlikle uğraşmış bu sahada Hekim Sinan olarak tanınmıştır. Şeyhi hekimlikle uğraşırken edebiyattan da uzak durmamış övgü şiirlerini (kaside) Germiyan Beyi II. Yakup Bey'e sunmuştur.

    Daha sonra SÜleyman Şah'ın saltanatı döneminde Germiyan'ın Osmanlılara düğün hediyesi olarak verilmesi üzerine Çelebi Mehmet ile II. Murat'ın hizmetine girmiştir.
    Şeyhi'nin Osmanlı Sarayı ile olan ilgisi şairliğinden çok önce hekimliğindeki şöhreti ve başarısından dolayıdır. 1425'te Çelebi Sultan Mehmed Karaman seferinde gözlerinden rahatsızlanınca Ankara'ya getirilen Şeyhi padişahın gözünü tedavi etmiş karşılığında kendisine birçok hediye ile birlikte Tokuzlu Köyü verilmiştir. Ayrıca çelebi Mehmed onu özel doktoru olarak görevlendirmiştir. II.Murat'ın padişahlığı döneminde de Psmanlı Sarayı ile olan ilişkileri devam etmiş ve meşhur Hüsrev ü Şirin mesnevisini Sultan II. Murat adına yazmıştır.
    Şeyhi ömrünün son yıllarını Kütahya'da geçirmiştir. Kaynaklar ölüm tarihini 1431 olarak göstermektedir. Erenler başı diye tanınan ve ziyaret edilen kabri Kütahya'ya 7 km. mesafedeki Dumlupınar Köyü'ndedir. Şeyhi'nin kabri Prof. Oktay ASLANAPA'nın çizdiği plana göre 1961 yılında Kütahya Valisi Ertuğrul SÜER tarafından yaptırılmıştır. Şeyhi'nin halen bakımsız olan türbesi Dumlupınar Üniversitesi Merkez Kampüsü'ne çok yakındır.
    Şeyhi'nin elde bulunan üç eseri Divan Harname ve Hüsrev ü Şirin'dir

    HARNAME HAKKINDA

    Şeyhi'nin günümüzde en çok tanınan ve beğenilen eseri Harname'dir. Mesnevi tarzında kaleme alınan 126 beytlik bu eser mizahı Türk edebiyatının en başarılı örnekleri arasında yer alır.

    Harname Nef'i gibi Türk edebiyatının en büyük hiciv ustasını bile hayrete düşürecek kadar orijinal ve eşsiz bir eserdir.

    Şeyhi bu eserinde sosyal eşitlik fikrini işleyerek insanlara yaptıkları iş kadar ücret talep etmelerini ve sahip oldukları değerlerin kıymetini bilmeleri tavsiyesinde bulunur.


    Bazı kaynaklar Şeyhi'nin Heratlı şair EMir Hüseyin'in altı beytlik bir manzumesinden etkilenerek Harname'yi yazdığını söylerler.

    Yunan ve Hind edebiyatından başlayarak birçok milletin edebiyatında kahramanları hayvandan seçilmiş hikayeleri vardır. Bu hikayeler insanı eğlendirirken düşündüren içinde çok yararlı öğütler bulunan ibretli hikayelerdir. Harname'de de hayvanlara şahsiyet verilmiş hayvanlar insanlar gibi konuşup düşünen varlıklar olarak tasvir edilmişlerdir. Bu küçük manzum hikayede öküzlerin rahatına ve boynuzuna imrenen zavallı eşeğin sonunda kulaklarını kaybetmesi olayı anlatılır.

    Şeyhi eserinde hayvanlaraşahsiyet verip onları konuşturarak sosyal eşitlik konusunu işler. İnsanlar arasındaki sınıf farklarından doğan eşitsizlikleri zekice eleştirir. İnsanların yaptıkları işler doğrultusunda refaha layık olduklarını anlatır.

    Harname'nin yazılış sebebi kaynaklarda iki değişik şekilde anlatılır. Birincisene göre; Şeyhi Çelebi Mehmed!i tedavi ettikten sonra kendisine Tokuzlu Tokuzlu Köyü hediye olarak verilmiştir. Şeyhi bu köye gittiğinde köyün eski sahipleri yolunu keserler. Şairi köye almayı onu dövüp soyarlar. Şeyhi de bu olay üzerine hükümdara halini anlatmak için Harname'yi yazar. İkinci rivayete göre; Şeyhi'yi çok seven Sultan II. Murat onu vezir yapmak ister. Şeyhi'yi çekemeyenler devreye girerek hükümdardan Şeyhi'nin Nizami'nin Hamse'si gibi beş mesnevi (hamse) yazmasını şart koymasını isterler. Bunun üzerine Şeyhi Hüsrev ü Şirin'i yazar ve bu mesnevinin ilk bin beytini II. Murat'a sunar. Beyitleri çok beğenen hükümdar Şeyhi'ye hediyeler verir. Şair memleketi olan Kütahya'ya dönerken yolda hırsızlar tarafından soyulur. Canını zor kurtarır. Şeyhi bütün bunlar üzerine Harname'yi yazarak II. Murat'a gönderir.

    Şeyhi hakkında bilgi veren kaynaklar bu iki rivayetten birincisinin daha doğru olabileceğini söylemektedirler.


    Hemen Paylaş!


  2. #2

    Standart


    ﺷﻴﻪ

    HARNAME
    şeyhi


    1- Evvel ol bi-zeval-i hayy ü ‘alim (Öncesi o sonsuz herşeyi bilen)
    Ahir ol zü’l-celal-i ferd ü kadim (Sonrası o ulu ezelden gelen)

    2- Zahir ol Rabb-ı razık-ı vehhab (Görünen o bağışlayan rızk veren)
    Batın ol berr ü bari-i tevvab (Saklanan o hayır yapan affeden)

    3- Mübdi’-i ka’inat ü fa’iz-i cüd (Evreni yaratan cömert öyle ki)
    Ki vücudından oldı her mevcüd (Ne varsa ondan oldu dünyadaki)

    4- Yir ü gök ‘arş ü kürs levh ü kalem (Levh Kalem yer ve gökteki katlar)
    İns ü cin vahş ü tayr vücud ü adem (Varlık yokluk insan cin ve hayvanlar)

    5- Kabza-i kudretine la-şeydir (değil bir şey kudretinin avcunda)
    Kamu fani vü baki ol haydür (hepsi fani tek diri o mutlakta)

    6- Toldurup yir ü gögi ‘ibretden (Yeri göğü ibretlikle dolduran)
    Enbiya viribidi kudretden (Kudretiyle peygamberler gönderen)

    7- K’ideler doğru yollara irşad (Etsinler diye sevk doğru yollara)
    Bildüreler nedür salah ü fesad (Deyip ne iyi ne kötü onlara)

    8- Ahmed’i kıldı kamudan muhtar (Kıldı Muhammed’i hepsinden seçkin)
    Efdal-ür-rüsl ü ekrem-ül-ebrar (Fazileti tüm elçileri geçkin)

    9- Şeref-i enbiya vü hayr-ı enam (Nebilere şeref kamuya hayır)
    Güher-i asfiya vü tac-ı kiram (Temizlere inci başlara taçdır)

    10- Toludur ‘arş ü ferş nurından (Gökler ve yer onun nuruyla dolu)
    Ehl-i küfr anlamaz gururından (Anlamaz münkir engeller gururu)

    11- Anda ol kıldı ‘izz ile m‘irac (Çıkıca miraca o izzetiyle)
    Oldı na’leyni fark-ı aleme tac (Taç oldu nalınları alemlere)

    12- Buldugınca cihan sebat ü devam (Dönmeye devam ettikçe bu dünya)
    Ana vü aline salat ü selam (Onun üzerine selam ve dua)

    PADİŞAHIN DEVLETİNE DUA

    13- Gine ‘alem cemal-i hurremdür (Yine dünyanın yüzü gülmektedir)
    Din ü devlet esası muhkemdür (Din ve devletin esası sağlamdır)

    14- Nazarı aftab-ı giti-tab (Bakışlarıdır güneşi cihanın)
    Eyle olur çün ide feth-ül bab (Böyle olur kapısı açılanın)

    15- Yani ol husrev-i Sikender-der (O İskenderinki gibi kapısı)
    Şah-ı adil dil ü muzaffer-fer (adaletin ve zaferin ışığı)

    16- Maksad-ı dil murad-ı can-ı cihan (Gönlün maksadı cihanın muradı)
    Şeh-i Sultan Murad Han-ı zaman (Sultan Murad zamanın hükümdarı)

    17- Dem-i ruh-i vü ruh-ı ademdür (Ademin ruhudur ruhun nefesidir)
    ‘Alem-i can ü can-ı alemdür (Alemin canı canın alemidir)

    18- Kademi yir yüzini edeli pak (Paklayalı yeryüzünü ayağı)
    Fark-ı eflaki tozca görmez hâk (Toprak gökyüzünü görür bayağı)

    19- Devlet oldıysa halka fahr-i güzin (Devlet halk için seçkin bir övünçtür)
    Fahr idünür adını devlet ü din (Devlet ve din de onunla övünür)

    20- Kadrinün bedri şadr-ı devletde (Değerinin dolunayı ışıldar)
    Güneşe zerre diye rif’atde (Öyle ki güneşe bile zerre der)

    21- Nur umar aftab rayından (Güneş ışık umar onun aklından)
    Ay “şey lillahi” der sarayından (Ay sadaka dilenir sarayından)

    22- Oldu Ye’cuc-i fıtneden azad (Bela Yecucünden kurtuldu devlet)
    Halk içün tiğı sed çeker pülad (Kılıcı halk için çeker çelik set)

    23- Ayet-i münzel oldı şanında (Gökten inen ayet oldu şanına)
    Feth ü nusret anun zamanında (Fetih ve zaferleri zamanına )

    24- Eyle korkar ‘adü kılıcından (Öyle korkar ki düşman kılıcından)
    Ki tamar kanı her kıl ucundan (Kanı damlar her kılının ucundan)

    25- Ol atadan ki kıldı kısm ana Hak (Öyle ihsanlar verdi ki ona Hak)
    Çaşnidür bu saltanat mutlak (Saltanat ona bir çeşnidir ancak)

    26- Meclis-i ayşine ola baki (Onun meclislerinde ay ve güneş)
    Mihr ile meh nedim ile saki (Sunsun içki olsun sohbete eş)

    27- Düni ferruh güni sa’id olsun (Gecesi mutlansın günü kutlansın)
    Günde bir memleket mezid olsun (Toprağı günde bir ülke çoğalsın)

    28- ‘Ömri yir turdungınca ka’im ola (Ömrü yer durduğunca devam etsin)
    Bahtı gök döndügince da’im ola (Bahtı gök döndüğünce devam etsin)

    29- Devletinden kamu zemin ü zaman (Devletinden bütün zaman ve zemin)
    Toldı şadi vü buldı emn ü eman (buldular mutluluk oldular emin)

    30- Nergis urındı tac-ı zerrini (Nergis takındı altından tacını)
    Geydi susen libaçe-i Çini (Susam giyindi ipekli kaftanı)

    31-Lale destinde la’l sagardür (Elinde sessizlik kadeh lalenin)
    Goncanun kisesi tolu zerdür (Kesesi altın doldudur goncanın)

    32- Eyle emn idi yohsul u baya (Zengin fakir emindir şüphe etmez)
    K’eylemez kimse güç meğer yaya (Yayından başkasına güç göstermez)

    33- Toldı şol resme ‘alem içi ferah (Öyle ferahdır ki alem kalmadı)
    Ki ciger-hun degül meger ki kadeh (Kadehin ciğerinden başka kanlı)

    34- Çıkdı Çin ü Hıtaya avaze (Çin ile Hata’da duyuldu namı)
    K’açdı Rum içre ‘adli dervaze (Ülkesindeki adaletin şanı)

    35- Zevk içinde cihan veli Şeyhi (Dünya zevk sefa içindedir ama)
    Yatur uş mihnet ü belada dahı (Şeyhinin nimeti zahmet ve bela)

    36- Bahtı zengi üzi tek ağarmaz (Bahtı zenci yüzü gibi ağarmaz)
    İşi başmaklayın başa varmaz (İşleri ters gider hep düze çıkmaz)

    37- Rahat umdukça gördi zahmetler (Rahat ümid etti gördü zahmetler)
    Devlet isteyü buldı mihnetler (Zenginlik istedi buldu hep dertler)

    38- Fikr olurken bu haletün sıfatı (Düşünürken izahını halinin)
    Geldi bu kıssanun münasebeti (Geldi münasebeti bu kıssanın)

    MÜNASEBET-İ HİKAYET

    39- Bir eşek var idi za’if ü nizar (Zayıf ve cılız bir eşek var idi)
    Yük elinden katı şikeste vü zar (Yük taşımaktan daim ağlar idi)

    40- Gah odunda vü gah suda idi (Kah odun taşımakta kah sudaydı)
    Dün ü gün kahr ile kısuda idi (Gece gündüz keder ve kahırdaydı)

    41- Ol kadar çeker idi yükler ağır (Çektiği yüklerin ağırlığından)
    Ki teninde tü komamıştı yağır (Derisinde tüy kalmamış yaradan)

    42- Nice tü kalmamışdı et ü deri (Ne tüyü kalmıştı ne et ne deri)
    Yükler altında kana batdı deri (Yükler altında kana battı teri)

    43- Eydür idi gören bu suretlü (Gören der: “şaşılacak şey değil mi?)
    Tan degül mi yürür sünük çatlu (Çatılı kemiklerin yürüm




  3. #3

    Standart

    ŞEYHİ VE HARNAME

    Yük çekmekten şikayetçi zayıf ve hasta bir eşek var. Oduna ve suya gitmekten bıkmış. Gece-gündüz üzüntü ve dert içinde. Öyle ağır yükler çekiyor ki sırtında tüy kalmamış. Tüy şöyle dursun et ve deriden de eser yok.Dudakları sarkmış çenesi düşmüş. O kadar zayıf ki arkasına bir sinek konsa yoruluyor. Kulağında kargalar gözünde sinekler dernek kurmuş. Arkasından palanı alınsa kalanı it artığından farksız.

    Birgün sahibi ona acır sırtından palanını alarak otlağa salıverir. Eşek orada öküzleri görür. Öküzlerin kılını çeksen yağı damlayacak kadar semizdirler. Bir devlet tacı gibi gördüğü öküzlerin boynuzlarına hayran kalır. Üstelik yular ve palan dertleri de yok. Şaşar ve kendi hallerini tasavvur ederek düşünür. Yaratılışta eşit oldukları halde kendilerinin boynuzdan mahrum olmalarını manasız ve haksız bulur. Bu müşkülünü ancak eşeklerin piri tanınangün görmüş akıllı ve hakim eşeğin çözeceğini anlayarak ona başvurur. İhtiyar eşek kendisine şu cevabı verir : “Bu işin aslı basittir.Allah öküzü rızık sebebi olarak yarattı. Gece-gündüz arpa buğday işler bunların hasıl olmasında uğraşırlar. Başlarında devlet tacı olması bundandır. Halbuki bizim işimiz odun taşımaktır. Bunu göz önünde tutarsan bize boynuz şöyle dursun kuyruk ve kulağın da fazla olduğunu anlarsın.”

    Zavallı eşek oradan dert içinde ayrılır. Fakat bu işin aslı kolaymış diye aslında memnun da olur . “ Artık ben de buğday işler yazımı ve kışımı orada geçiririm.Ne zamana kadar odun ile dayak yiyeceğim bundan sonra buğday işlemekle izzetler bulayım.” Şeklinde düşüncelerle dolaşırken yeşermiş bir ekin görür. Aşk ile yemeye başlar. Öyle saldırır ki az zamanda tarla kara toprak haline gelir. Doyduktan sonra yuvarlanır ve sevincinden terennüme başlar. Tiz perdeden bağırması durumdan ekin sahibinin haberdar olmasına sebep olur. Tarla sahibi gelip de tarlasını mahvolmuş görünce biçare eşeği döver. Bununla da hırsını alamaz; kuyruğunu ve kulağını keser.
    Eşek canı acı---rütük--- kaçarken yolda akıl danıştığı pir eşeğe rastlar. İhtiyar eşek halini sorar. Zavallı inleyerek der ki “ Boynuz umarak kulaktan oldum.”

    Şeyhi’nin Harname isimli risalesinin Türk Edebiyatında önemli bir yerinin olmasının ilk hiciv metni olarak kabul edilmesinin yanında Şeyhi’nin kuvvetli şairliği ile de ilişkisi vardır. Bir mesnevinin ihtiva etmesi lazım gelen tevhit naat padişah methiyesi telif sebebi esas hikaye dua gibi kısımların bu küçük eserde mevcut bulunması ve kısımların şaşılacak derecede bir nisbet ve tenasüb ile yazılmış olması Şeyhi’nin şairlik başarısının göstergesidir. Şeyhi’nin eserde vermiş olduğu tasvirler çok güçlüdür. Eşeğin zayıflığı ve öküzlerin otlaktaki görünüşleri çizilirken gözekulağa zihne hitap eden canlı ve hareketli sahneler oluşturulmuştur. Bu yönü ile eski edebiyatımızda eşi az bulunur realist bir örnektir.
    Şeyhi Harname’de tarihin başlangıcından beri insanların tartıştıkları kader kavramı ve bu kavramın insan hayatının seyrindeki yeri ve insanların bu kavrama bakışlarını kadere karşı gelme ve bunun sonuçlarını işlemiştir. Bu konu insanların farklı derecelerle (karakter bilgi güç sosyal statü servetvb. yönünden) yaratılmalarının önemli değil herkesin kendi yaratılmış olduğu ortamda herkesçe kabul edilmiş ortak değerlere göre davranmasından önemli olduğudur.
    İnsanların davranış ve hareketlerini kabul edilmiş değerlere göre değil de yaratılışın ve dolayısıyla kaderin getirdiği farklılıklara karşı çıkarak yapmaları halinde kaybedilenlerden olacakları anlatılmıştır.





  4. #4

    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    BAşKeNT :)
    Tecrübe Puanı
    Mesajlar
    3,312

    Standart

    edebiyatı çok severimmm tşkler




  5. #5
    Banlı

    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Yaşadığın Yer?
    Tecrübe Puanı
    Mesajlar
    6,005

    Standart

    üst üste mesaj atmayalım

    saol paylaşım için




  6. #6

    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    heryer
    Tecrübe Puanı
    Mesajlar
    5,669

    Standart

    Paylaşımının için teşekkürler




  7. #7

    Standart Cevap: ŞEYHİ ve HARNAME

    Kesin yine ödev verdiler




  8. #8

    Üyelik tarihi
    Aug 2013
    Tecrübe Puanı
    Mesajlar
    75

    Standart Cevap: ŞEYHİ ve HARNAME

    Güzel paylaşım olmuş hakkında bilgim vardı fakat bu kadar çok değildi detaylı bilgi iyi oldu teşekkürler paylaşım için




  9. #9

    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Bulunduğu yer
    Aydın
    Tecrübe Puanı
    Mesajlar
    4,220

    Standart Cevap: ŞEYHİ ve HARNAME

    Eşekname .




 

 
Künye Uyarı
Powered by vBulletin® Version 4.1.12
Copyright ©2000 - 2015, Jelsoft Enterprises Ltd.
Extra Tabs by vBulletin Hispano
Sanal Dünyanın Gerçek Ailesi
Copyright ©2007-2015 Forumuz.Net

Sosyal paylaşım platformu olan Forumuz.Net sitemizde, kullanıcılar, 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumuz.Net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İLETİŞİM panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumuz.Net yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.


sohbet