Forumuz.Net sitesine hoş geldiniz.
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu
  1. #1

    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Tecrübe Puanı
    Mesajlar
    10,521

    Sakin Hollywood’da Yahudi Hakimiyeti

    Hollywood’da Yahudi Hakimiyeti

    Hollywood’da Yahudi Cakası

    Yahudiler’in Filistin’e uyguladığı soykırımın çapı Nazi Almanyası’nın İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudiler’e uyguladığı soykırımın çapını çoktan geçti bile. Yahudiler Nazi soykırımından öyle yararlandılar ki İsrail dünyanın gözü önünde periyodik aralıklarla Filistin halkını kırarken dahi Nazi soykırımını konu edinen filmler Oscar ödülü alıyor sinema salonları Yahudi dramını işleyen filmlerin afişleriyle bezeniyor. Geçmişte gerçekleşen soykırım iddiası hâlâ prim ederken sıcağı sıcağına işlenen İsrail patentli toplu katliamlar dünya basınında fındık kabuğunu doldurmayacak haberlerle ele alınıyor. Avrupa ve Amerikan basınında 60 yıl önce İkinci Dünya savaşı sırasında ölen Yahudi bir ailenin dramını anlatan bir film bile Gazze Şeridi’nde gerçekleşen katliamlardan daha çok itibar görüyor. Sözün kısası ne olursa olsun her zaman Yahudi kazanıyor. Bugüne kadarsa ‘Elveda Filistin’ gibi zayıf birkaç yapım dışında Filistin dramını konu edinen hiçbir dişe dokunur yapıma imza atılmamış. Müslüman dünya bu hususta genellikle görsel kaynaklardan yararlanmak yerine yazılı metinlerden yararlanmayı tercih ediyor. Ancak şu unutulmamalıdır ki ‘Yahudinin Kanlı Çöreği’ gibi üçüncü sınıf arabesk türü ne olduğu belirsiz kitaplarla bir yerlere gelinemez. Sorulacak olsa inkar edecek olmamıza rağmen hepimiz birer Hollywood bağımlıyısız ve yazılı kaynaklardan çok görsel mesajlardan daha çok etkileniyoruz. Bu nedenle tıpkı İrlanda halkının mücadelesini anlatan ‘Cesur Yürek’ filmi gibi beyazperdede Filistin halkının efsanevi drenişini anlatan sinema selleri yaratılmadıkça Filistinliler zihinlerde sadece ana-haber bültenlerinde geçen kısa med-cezir’ler olarak kalacaktır.
    Yahudi Klübü: Hollywood
    Yahudiler’in ekonomi ve savaş teknolojisi kadar sinema sektörünü de elerinde tuttuklarını sağır sultan dahi duymuştur. Her ne kadar Amerikan halkı birçok konuda olduğu gibi bu konudan da bihaber olsa da olanaklarıyla dünyaya dev bir eğlence sektörü sunan Hollywood Yahudi patronlar tarafından yönetiliyor. Bu nedenle hiçbir Hollywood yapımında israil’i veya Yahudiler’i aşağılayan bir kareye rastlamanız mümkün değildir. Los Angeles Times Gazetesi’nde 19 Aralık 2008 tarihinde çıkan Joel Stein imzalı yazıda Yahudi kökenli yazar Hollywood hakkında ilginç itiraflarda bulunuyor. ‘Gerçekte ise bu Amerikalıların nasıl da her şeyden habersiz olduğunu gösteriyor çünkü Yahudiler Hollywood’u tamamen yönetmektedir.’diyen yazara göre artık Amerikalılar’ın bu gerçeği öğrenme zamanı geldi. Yazısında Yahudiler’in Hollywood’un neresinde durduğunu yanıtlayan yazar Hollywood’daki Yahudi hegemonyasınının ne çapta olduğunu kanıtlamak için isim vermekten dahi kaçınmıyor:’ Yapımcılar birkaç hafta önce Los Angeles Times’a Amerikalı Oyuncular Birliği’nden (Screen Actors Guild) sözleşmelerini talep eden bir tam sayfa ilan vermişlerdi ve bu açık ilan News Corp. Yöneticisi Peter Chernin (Yahudi) Paramount Pictures Başkanı Brad Grey (Yahudi) Walt Disney Co. İcra Başkanı Robert Iger (Yahudi) Sony Pictures Başkanı Michael Lynton (şaşırtıcı Alman Yahudisi) Warner Bros. Başkanı Barry Meyer (Yahudi) CBS Corp. İcra Başkanı Leslie Moonves (öyle bir Yahudi ki büyük amcası İsrail’in ilk başbakanıydı) MGM Başkanı Harry Sloan (Yahudi) ve NBC Universal İcra Başkanı Jeff Zucker (mega-Yahudi) tarafından imza edilmişti. ‘ Köşesinde Amerikalılar’ı ti’ya alan Joel Stein’in bu yazısı İsrail’in Gazze saldırısına başladığı günlere rastlaması tesadüf olmasa gerek. Ne de olsa Yahudiler Hollywood’u Hollywood’da dünya gençliğini yönetiyor. Bu nedenle Hitler’den nefret ederek büyüyen ama Benjamin Netanyahu Ariel Sharon veya İzak Rabin’i bir demokrasi kahramanı sanarak yetişen gençlerin sayısı hiç de azımsanamayacak boyutta. ‘Bir Yahudi olarak bundan gurur duyuyorum ve Amerikalılardan başarımızın farkında olmalarını istiyorum. Evet Hollywood’u biz yönetiyoruz ve biz olmasaydık siz halen the 700 Club ve Davey and Goliath arasında gidip geliyor olurdunuz. … Belki de hayatım bundan sonra New Jersey-New York/Bay Area-L.A arasında geçecek. Böyle semitizm taraftarı bir hayat benim gerçek dünyada neler olup bittiğini görmemi de engelleyecek. Ama Amerikalılar’ın bizim medyayı Hollywood’u Wall Street’i ya da hükümeti ele geçirip geçirmediğimizi düşünmelerini umursamıyorum benim umursadığım bizzat Amerikalıları nasıl yönettiğimizdir. ‘ diyen Joel Stein elbette Amerikalılar’ın saflığını gururlanarak vurgulamakta haksız değil.

    Hollywood Çalışanlarını Siyonistleştiriyor
    Ne Avrupa kaynaklı filmlerde ne de Amerikan filmlerinde Filistinliler’in yaşadığı cehennem hayatını konu edinen bir kareye rastlamak mümkün değildir. Amerika’nın Vietnam ve Irak’da işlediği günahlar zaman zaman beyazperdeye taşınırken İsrail’in en ufak bir hatasını dahi bu filmlerde görmek mümkün değil. Ancak Hollywood filmlerinde geri kafalı kaba pasaklı eşkıya kılıklı kadın düşmanı müslüman tiplemeleri gırla. Hayat Güzeldir Piyanist Munich Schindler’in Listesi Anna Frank’ın Günlüğü gibi Nazi’lerin Yahudiler üzerindeki vahşetini anlatan sayısız yapımla Yahudiler şanlarına şan katmaya devam ediyor. Bu sanat şahaserlerinde Yahudiler masum ‘vur kafasına al ekmeğini elinden’ türünden zavallı insancık tiplemeleriyle sütten çıkmış ak kaşık kisvesine bürünürken Gazze’de evinde akşam veya öğlen sofrasında biraraya gelen ailelerin kaşıklarını kursağına dizen İsrail bombalarının yakıcı etkisi dünya basının gözünden kaçıyor. Geçtiğimiz yıllarda Hollandalı yönetmen Paul Verhugen’in Yahudi katliamını işleyen Zwarte Book adlı yapıtı da Hollanda’nın En İyi Yabancı Film dalında Oscar adayı olmuştu. Tüm film yapımcıları film şirketleri Yahudiler’in elinde olduğu için çoğu aktör veya aktrist’in de eli kolu bağlı durumda. Yahudileri eleştiren oyuncuların veya yönetmenlerin Hollywood’dan nasıl afaroz edildiğini geçtiğimiz yıllarda bizzat gördük. Bilindiği gibi Mel Gibson’un "İsa’nın Tutkusu" filminde Yahudileri aşağıladığı iddiasıyla filmde yer alan birçok bölüm çıkarılmıştı. Mel Gibson’un trafikte bir alkol kontrolü sırasında "Dünyadaki bütün savaşların nedeni Yahudilerdir" sözünden sonra Hollywood"daki bir çok işi iptal edilmiş ve ünlü oyuncu ülke çapında lince tabi tutulmuştu. 2004 yılında ölen Marlon Brando ise ünlü şovmen Lary King’in programında "Hollywood`un sahipleri Yahudi. Bu konuda insanlar hassas olmalı çünkü Yahudiler herkesi sömürüyor." sözlerini sarfetmesi üzerine Amerikan medyası tarafından tukaka edilmişti. Hollywood’daki Yahudi hegomanyasını anlatan bir başka çarpıcı örnek ise sinema tarihinin en çarpıcı yapımlarından birine imza atan Orson Welles’in öyküsü. 1940'da Orson Welles 25 yaşında genç bir aktör tiyatro yönetmeni ve senaryo yazarıyken arkadaşı Herman J. Mankiewicz ile bir partiye katılır. Partide o zamanların medya patronu William Randolph Hearst ile tanışır. Bu tanışma Welles’in ilham perilerini harekete geçirir. Amerika’nın ve dünyanın en zengin adamlarından biri olan medya devi William Randolph Hearst’in hayatını sinemaya aktarmaya karar veren Welles hummalı bir çalışmanın ardından yapımına son noktayı koyar. Tüm zamanların en büyük Amerikan filmlerinden biri sayılan Yurttaş Kane'nin -Citizen Kane filmini hayata geçiren Welles’in filmi daha piyasaya çıkmadan tartışmalara yol açar. Nihayet bu filmin kendisi hakkında olduğunu öğrenen William Randolph Hearst durumu öğrenince çok sinirlenir ve intikam almak için doğru Hollywood yapımcılarının kapısını çalar. Filmin gösterimine girmesi halinde sahip olduğu gazetelerde tüm Yahudi kökenli Hollywood çalışanlarının ismini tek tek yayınlayacağını söyleyen Hearst damgalamaktan korkan ve henüz Amerika’da palazlanmamış Yahudi patronların gözünü korkutur. Çünkü o sıralarda Yahudiler Nazi Almanyası’yla meşguldür ve Amerika’da yeterince güçlü konumda değildir. Ancak karşı atakta bulunan Welles Yahudi patronlara öyle etkili bir konuşma yapar ki filminin gösterime girmesini garantiler. Sonuçta tüm zamanların en sarsıcı filmi olarak adlandırılan Yurttaş Cane görücüye çıkarken medya devi William Randolph Hearst da hayatının sonuna kadar malikânesine çekilerek dünyadan elini eteğini çeker.

    ‘Oscar’ Da Yahudiler’in
    Oscar ödüllerine şöyle bir göz attığımızda Yahudileri yücelten ve Yahudi halkının çektiği sıkıntıları anlatan filmlerin her zaman için baş tacı edildiğini görürüz. Yahudi içerikli filmleri işleyen yönetmenler sanatsal anlamda bir şey ifade etsin veya etmesin Oscar Ödül törenlerinde hiçbir zaman eli boş dönmezler. Jüri üyeleri tarafından muhakkak filmlerinin beğenilecek bir tarafı bulunulmuştur. İtalyalı ünlü yönetmen Roberto Benigni’nin yönetmen ve oyunculuğunu üstlendiği ‘Hayat Güzeldir’ filmi 4 dalda Oscar’a aday olup üç dalda ödüle layık görüldü. Nazi kampına düşen baba ve oğlunun dramı konu edilen filmde baba karakterindeki oyuncu oğluna tüm yaşananları bir oyun gibi gösterip onu Nazi zulmünden uzak tutmaya çabalar. Sonunda oyuncu baba olağanüstü çabalarıyla oğluna hayatın güzel ve yaşamaya değer olduğu izlenimini uyandırır ancak kendisi de savaş bitmeden az önce ölür. Nazi Almanyası’nda bir kampta tutulan Yahudilere yapılan kötü muameleye dayanamayan Nazi bir subayın Yahudileri kamptan kaçırmasını konu edinen ‘Schindler`in Listesi’ Oscar’lı filmlerin en ünlülerinden biri. Aday olduğu 7 ödülden 5’ini alarak Oscar tarihine geçen filmin yönetmeni ise İsrail"e her yıl milyonlarca dolar yardım gönderen sinemanın dahi adamı Steven Spielberg. Son yılların piyasaya yapan en ünlü Yahudi filmlerinden biri de çoğu sinemaseverin defalarca seyrettiği ‘Piyanist’. Filmde sakin entellektüel ve kibar bir Yahudi piyanistin Nazi zulmünden kurtuluş savaşı ve hayatta kalma mücadelesi anlatılmakta. Film Oscar’a beş daldan aday olmasına rağmen ikisini kazandı.
    Geçmişteki Yahudi filmlerinin malum başarısı bilinirken tam da İsrail’in dünyanın gözü önünde Filistinliler’i uranyum parçaları bulunan silahlarla cayır cayır yaktığı bugünlerde bir Nazi filmi daha gösterime girdi. Alman subayı Claus Stauffenberg'in 20 Temmuz 1944'te Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler'e düzenlediği başarısız suikast girişiminin konu eden "Valkyrie Operasyonu" adlı film tüm dünyada gösterime girdi. Çekimlerinin bir bölümü Berlin'de gerçekleşen filmde Stauffenberg rolünü Hollywood'un tartışmalı ismi Tom Cruise üstleniyor. Olağan Şüpheliler X-Men serisi gibi filmlerin de yönetmenliğini üstlenen Bryan Singer'in yönetmenliğini yaptığı "Valkyrie Operasyonu"nun yapımcısı ise Amerikalı Christopher McQuarrie. Scientology tarikatı üyesi olduğu bilinen Tom Cruise'un filmin başrolünü üstlenmesi Avrupa ülkelerinde tartışmalara yol açmış bu nedenle de film çekim aşamasındayken eleştiri yağmuruna tutulmuştu. Çöldeki bir savaş alanında başlayan filmin ilk sahnelerinde Tom Cruise üstlerine cesur bir karşı çıkışta bulunuyor. Eskiden bütün Almanların Nazi olduğunu şimdi ise bu kararının değiştiğini göstermek istediği için bu filmi çekmeye karar verdiğini söyleyen Christopher McQuarrie yapımıyla Yahudi soykırımını bir kez daha dünyanın gündemine getiriyor. Tom Cruise filme kendini öyle kaptırmış ki kameralar karşısında ‘Eğer Von Stauffenberg planladığı suikastte başarılı olabilseydi tarih değişmiş olacaktı. Ve belki de belki de değil kesinlikle milyonlarca insanın hayatı kurtulacaktı" diyerek kendini teselli ederken sözlerine şöyle devam ediyor: ‘Çocukluğum Hitler'den nefret ederek geçti. Arkadaşlarımla oynadığımız silah oyunlarında ya da televizyonda izlediğimiz filmlerden esinlenerek "Kim Hitler olacak?" sorusunu sorardık birbirimize. Hiçbir zaman ben olmadım. Hep onu öldüren öldürmek isteyen kişi olmayı tercih ettim.’

    Araplar Öcü Yahudiler Cici!
    Hollywood’daki Yahudi tekelini "Suçlu - (Guilty) Hollywood'un 9/11 sonrası Araplar hakkındaki hükmü" adlı eserinde ele alan Lübnan kökenli Amerikalı kitle iletişimi uzmanı Profesör Jack Şahin Holywood filmlerinde Arap ve Müslüman karakterlerin bilinçli şekilde nasıl kötü gösterildiğini bilimsel bir çalışmayla gözler önüne serdi. Reuters muhabirine Lübnan’da konuşan Şahin çalışmasında yaklaşık bin filmde Arap ve Müslümanlara nasıl yaklaşıldığını araştırdı. "Amerika Birleşik Devletleri'nde İslam ve Araplar hakkında her şeyi söyleyebilirsiniz ve bunun yüzünden bir sıkıntı çekmezsiniz. Diğer bir ifade ile biri 'Arabı vurmak serbesttir' diyebilir" diyen Şahin araştırmaya konu olan filmlerin 100'den fazlasının11 Eylül'den sonra çekildiğini ifade ediyor. Amerika doğumlu Lübnanlı yazar Arap ve Müslüman karakterlerin sinemada çok aşağılık tipler olarak tasvir edildiğini "The Kingdom" (2007) "The Four Feathers" (2002) ve Tv dizisi "24" gibi yapımların buna örnek gösterilebileceğini söylüyor. "True Lies" (1994) gibi aksiyon filmlerinde "Father of the Bride Part 2" (1995) gibi komedi filmlerinde ve "Aladdin" (1992) türünde Disney animasyonlarında Arap ve Müslüman kimliklerin bilinçli olarak aşağılık tipler olarak resmedildiğini söyleyen Şahin Reuters muhabiriyle yaptığı söyleşide "Görüntüler özellikle sabit kalıyor. Ancak daha tahrip edici ve kinci olduklarında değişiyor." diyor. Jack Şahin "Syriana" (2005) ve "Three Kings" (1999) filmlerinin yapım aşamasında danışman olarak çalışmış. Yazar "Guilty" (Suçlu) kitabında "Babel" (2006) ve "Rendition" (2007) filmlerini "daha kapsamlı olduğu ve Arap portrelerini adil işlediği" için överken Reuters muhabirine "ancak bunları çok az kişi izliyor ve dinliyor" şikâyetinde bulunmakta. Hollywood'un Arapları olumsuz tasvir etmesinin Amerikan yönetiminin ekmeğine yağ sürdüğünü öne süren Şahin söyleşide "Arap ve Müslümanlar yıllarca 'düşman' olarak resmedildiğinden Irak'a savaş açmamız kolay oldu. Bu sebeple Irak savaşını çok az kişi protesto etti." diyerek sinemanın kitleler üzerindeki etkisine parmak basıyor.

    Havva Setenay İlhan
    ==

    Yahudilerin Hollywood savaşı




    Neden bir Filistinli ailenin Yahudilerce katledilişini ya da Filistinli bir gencin elindeki taş parçasını Yahudi askere fırlatırken öldürülüşünü bir film olarak seyredemiyoruz? Çünkü Hollywood"da sanat sadece Yahudilere çalışıyor. İsrail"in dünyada yaptığı hatalar ve katliamlar asla görülmüyor.



    Duygusal bir müzik eşliğinde Yahudi bir ailenin ya da belirli bir Yahudi kitlesinin Nazilerin zulmüne maruz kaldığını Hollywood filmleri aracılığıyla seyretmişsinizdir. (Hayat Güzeldir Piyanist Munich Schindler`in Listesi vb.) Bu tarz filmler sizde "yazık bunlara" hissi uyandırabilecek kadar etkileyicidir. Bu filmlerin amacı da zaten insanlarda bu izlenimi oluşturabilmekti. Uluslararası arenada mazlum halk kitlesi kisvesine büründürülen Yahudilerin bu filmler sayesinde daha önce yaptığı ve şu sıralar da devam ettiği katliamı meşrulaştırmaktadır.

    Bir takım çevrelere göre bu filmler sadece sanat amacıyla çekilmekte ve gayet masumanedir. Amacın gerçekten sanat olduğunu varsaydığımızda neden bir Filistinli ailenin Yahudilerce katledilişini ya da Filistinli bir gencin elindeki taş parçasını Yahudi askere fırlatırken öldürülüşünü bir film olarak seyredemiyoruz. Çünkü Hollywood"da sanat sadece Yahudilere çalışıyor. Gerektiğinde Amerikan hükümetinin yanlış politikaları Vietnam ve Irak savaşlarında yapılan hatalar dahi filmlere konu olurken İsrail"in dünyada yaptığı hatalar ve katliamlar asla görülmüyor. Yahudileri yeren film yapmak bir yana onları kırıcı bir takım cümleler söyleseniz dahi Hollywood"dan dışlanabilirsiniz. Tıpkı Mel Gibson ve Marlon Brando örneğinde olduğu gibi. Mel Gibson"un "İsa"nın Tutkusu" filminde Yahudileri aşağıladığı düşüncesiyle filmde yer alan Yahuduleri"incitecek" birçok bölüm çıkarılmıştı. Yahudiler aynı Mel Gibson"un "Dünyadaki bütün savaşların nedeni Yahudilerdir" sözünden sonra Hollywood"da bir çok işi iptal ettirmişlerdi

    .

    2004 yılında ölenMarlon Bando ise "Hollywood`un sahipleri Yahudi. Bu konuda insanlar hassas olmalı çünkü Yahudiler herkesi sömürüyor." sözlerinden sonra Amerikan medyası tarafından dışlanmış "dahi" olan lakabı "çılgın ve çirkin"e dönmüştür.

    Hollywood Yahudiyi aşağılattırmaz

    Hollywood sadece Filistin"i es geçmiyor. Dikkat edildiği üzere Hollywood fimlerinde Müslüman bir karakter mevcutsa o filmde mutlaka terörizm vardır. Müslüman karakter terörist olsun ya da olmasın film terörizmle ilişkilidir. Müslüman bir karakterin oynadığı komedi filmine ya da bir drama filmine rastlayamazsınız. Fakat bu tür filmlerde Yahudi karakterlere bolca yer veren Hollywood o kadar titiz davranıyor ki o karakteri aşağılayıcı pozisyona asla sokmuyor. Hollywood"da Müslüman oyunculara kaliteli bir rol biçilemez. Genelde hava korsanı kaba ve kana susamış cani Arap tiplemelerinde görürüsünüz.

    Bir FBI ajanının kafasını kesen bir terörist rolünü oynayan Irak asıllı Amerikan aktris Yasmine Hanani Hollywood"daki ayrımcılığı ve nasıl asimile olduklarını şöyle özetliyor. "Eğer ben oynamazsam benim dilimi ve kültürümü daha az bilen biri oynayacak. Bazıları da daha iyi imkânlara kavuşmak için kimliklerini gizliyor ama ben kimliğimle gurur duyuyorum. Ama bazen yalan söylemek durumunda kalıyorum. Bir oyuncu Hollywood"da asla Ortadoğulu kimliğiyle bilinmek istemez daha çok Avrupai bir isimle bilinmek ister"

    Oscar ödüllerinde de durum öyledir. Yahudileri yücelten filmler asla es geçilmez. Film sanatsal anlamda bir şey ifade etmese de mutlaka ödüllere boğulacaktır. Mesela "Hayat Güzel"dir filmi. İtalya"nın ünlü sinemacısı Roberto Benigni"nin yönetmen ve oyunculuğunu üstlendiği filmde Nazi kampına düşmüş baba ve oğlunun dramı ele alınıyor. Baba karakterindeki oyuncu oğluna tüm yaşananları bir oyun gibi gösterip onu Nazi zulmünden uzak tutmaya çabalıyordu. Film 4 dalda Oscar"a aday olup üç ödülü aldı.

    Schindler`in Listesi filminde de durum aynı. Nazi Almanya"sında bir kampta tutulan Yahudilere yapılan kötü muameleye dayanamayan Nazi bir subayın insafa gelip Yahudileri kamptan kaçırmasını konu alıyor. Filmin yönetmeni ise İsrail"e her yıl milyonlarca dolar yardım gönderen Steven Spielberg. Film aday olduğu 7 ödülden 5"ini alarak Oscar tarihine geçmişti.

    Kim kazanırsa kazansın ama Yahudi kazansın!

    Son dönemde piyasaya sürülen Piyanist filmi ise Yahudi bir piyanistin Nazi zulmünden kurtuluş savaşını ve hayatta kalma mücadelesini anlatıyordu. Bu filmde Oscar jürisi tarafından es geçilmedi ve beş adaylıktan ikisini alarak büyük sükse yaptı. Bu filmler sanatsal anlamda etkileyici yapımlar fakat asıl amaçları sanatsal bir film yapma kaygısı olmadığı ve savaşın başka bir yönünü burada şekillendirdiklerinden olsa gerek bu yapımlar bize hiç de masumane görünmüyor. Hollywood"un Yahudi ünlüleri başkanlık seçimlerinde de büyük rol oynuyor. Mesela Steven Spielberg Hillary Clinton"ın seçim kampanyası için 2.1 milyon dolar gibi büyük bir miktar yatırdı. Ünlü Dreamworks yapım firmasından Jeffrey Katzenberg ve David Geffen de Barack Obama adına 2.2 milyon dolar harcadı. Bu miktarlar ve değişik liderlere yardımda bulunan ünlülerin sayısı oldukça fazla. Yahudiler Hollywood"da o kadar iyi hakimiyet kurmuş ki her bir başkan adayına değişik ünlülerden orantılı bir şekilde yardım akıtılıyor. Bu da kim kazanırsa kazansın Hollywood"da Yahudilerin hüküm sürmesine zemin hazırlıyor.

    Seyid Çolak


    Wall Street Tamam Da Hollywood'u Yahudiler Ve İsrail mi Yönetiyor




    Wall Street artık dağdaki çobanımızın bile malumu. Dünyayı mali kriz ateşinin tam göbeğine atıveren Amerika'nın New York-Manhattan bölgesindeki finans merkezi. Wall Street'in Londra'daki karşılığı "City" bölgesidir.
    Her iki bölgenin hâkimi Yahudi bankerlerdir. Bildiğiniz gibi Eylül 2008'de Lehman Brothers adlı 158 yıllık yatırım bankası arkasında 400 milyar dolardan fazla bir borç bırakarak battı. Bu batışla ilgili olarak Aralık 2008'de Alman basınında ilginç bir haber yer aldı.
    İddia o ki Lehman Brothers'ın başkanlığını yapan Yakop -Lehman Yahudi bir aileye aittir- bu görevinden önce İsrail Merkez Bankası başkanlığı yapmıştı. Bay Yakop karışık finans oyunları ile Lehman Brothers'ın 400 milyar dolarını İsrail'e transfer etmiş. Yani kaçırmış.
    Biz ciddiyeti ile nam salmış Alman basınının yalancısıyız. Ama bugün esas konumuz Hollywood ve Yahudiler.
    Barry Jacobs Amerikan Yahudi Komitesi'nin Stratejik Araştırmalar Müdürü. Digitürk'le evlerimize giren Discovery Channel'in kurucularından. Üniversite öğrenimini Michigan George Washington Üniversiteleri ile National War College'da (Milli Harp Akademisi) tamamladı. İngiltere'de London School of Economics'de lisansüstü eğitim gördü.
    Atina Selanik Güney Kıbrıs Venezüella İsrail Hindistan ve El Salvador'da görev yaptı. Venezuella ve El Salvador hükümetlerinden liyakat nişanı aldı. 1994'te Discovery Channel adlı Amerikan TV kanalı kurulduğunda ilk genel yönetmeni oldu.
    Aralık 2008'de oldukça ilginç bir tartışma patladı. Yahudi bir ailenin sahibi olduğu Los Angeles Times gazetesi köşe yazarı Joel Stein "TV ve film sektörü hala Yahudilerin hâkimiyeti altında" diye köşesinde yazınca Amerika'da kıyamet koptu.
    İsrail lobisinin en önemli kuruluşlarından olan ADL (Anti Defomation League- Yahudi Karşıtlığını Engelleme Cephesi) Joel Stein'in yazısıyla dalga geçerek yakın zamanda yaptırdığı bir anket sonuçlarını yayımladı. Bu araştırmaya göre Amerikalıların sadece evet sadece yüzde 22'si Hollywood'un Yahudilerin kontrolünde olduğunu söylüyordu. Benzer bir araştırma sonuçlarına göre 1964 yılında Amerikalıların yüzde 50'si Hollywood'un Yahudilerin kontrolünde olduğunu söylemişti.
    ADL'nin bu anket açıklamaları üzerine Joel Stein köşesinde (19 Aralık 2008) ikinci bir yazı daha yayımladı: "Anket sonuçları Amerikan halkının nasıl da olup bitenlerden bihaber olduğunu söylüyor" diye yazan Stein yakın zamanda bizzat yaşadığı bir tecrübesini şu satırlarla dile getiriyordu:
    "Hollywood'daki stüdyo başkanları birkaç hafta önce gazeteme tam sayfa ilan verdiler. İlan dizi TV programları ve filmlere senaryolar yazan Senaristler Derneği"ni (Screen Actors Guild) - Geçen yıl grev yaptıkları için bir müddet dizilerin çekimlerine ara verilmek mecburiyetinde kalınmıştı- sözleşmelerini imzalamaya çağırılıyordu. İlanın altında stüdyo başkanlarının imzaları vardı. Bu başkanlara bir bakalım: New Corp. Başkanı Peter Chernin Yahudi Paramount Başkanı Brad Grey Yahudi Walt Disney CEO'su Robert Iger Yahudi Sony Pictures CEO'su Michael Lynton Hollandalı bir Yahudi Warner Bros Başkanı Barry Meyer Yahudi CBS Corp. Ceo'su Leslie Moonves büyük amcası İsrail'in eski başbakanlarından olan bir Yahudi NBC Universal'ın CEO'su Jeff Zucker Yahudi ve MGM Başkanı Harry Sloan Yahudi.

    İşin doğrusunu söylemek gerekirse Hollywood'da Yahudi olmayan bir patrona rastlamak neredeyse imkânsız. O yüzden ADL'nin anket sonuçları bana sadece Amerikan halkının ne kadar aptal olduğunu gösteriyor. Ayrıca Hollywood'u Yahudiler yönetiyor demenin ne kötülüğü var? Bunu niçin kabul etmiyoruz?"
    Şimdi sürprize hazır mısınız sevgili okuyucular? Yukarıdaki satırları yazan ve tartışmayı başlatan Los Angeles gazetesinin köşe yazarı Joel Stein de bir Yahudi.
    Ancak ADL Başkanı Abe Foxman öyle bir hastalıklı halet-i ruhiye içinde ki Stein'ın yazdığı "Hollywood Yahudilerin kontrolünde" cümlesini bile anti-semitik cümle olarak telakki ediyor.
    ADL'nin anketine göre Amerikalıların yüzde 59'u Hollywood'un çoğuluk Amerikan halkının dini inançlarını ve morel değerlerini paylaşmadığını düşünüyor. Halkın yüzde 43'ü ise Hollywood ve eğlence endüstrisinin Amerikalıların dini değerlerini zayıflatmak için organize kampanyalar yaptığına inanıyor.
    Joel Stein'ın "How Jewish is Hollywood" başlıklı makalesinin son cümleleri şöyle: "But I don't care if Americans think we are running the news media Hollywood Wall Street or the government. I just care that we get to keep running them" ( jstein@latimescolomnists.com <mailto:jstein@latimescolomnists.com>) bu cümlelerin Türkçesi şöyle: Eğer Amerikan halkı medyayı Hollywood'u Wall Street yani finans ve bankacılığı ve hükümeti Yahudilerin kontrol ettiğini düşünüyorsa benim için fark etmez öyle düşünebilirler. Ben kesinlikle bunları Yahudilerin kontrol etmeye devam etmesine önem veririm."
    Açıkçası Joel Stein açıkça dürüstçe ve de meydan okuyarak Yahudilerin Hollywood ve diğerlerini kontrol ettiğini söylüyor. Biraz da 1971 doğumlu genç olmanın verdiği ataklıkla. Bana göre saygı duyulur.
    Stain'e karşılık ADL Başkanı Abe Foxman "Tamam bu söylediklerin doğru ama Amerikalıları ve dünyayı uyandırmayalım. Sessiz ve derinden giderek Siyonist idealleri gerçekleştirelim."
    Elbette böyle bir davranış saygıyı hak etmediği gibi Amerikalıların "yılan gibi" dediği tarzı içeriyor.
    Bir kısa bilgi notu daha ilave edelim. Joel Stein aynı zamanda bir TV sanatçısı ve senaryo yazarı. Kendisi WGA (Writers Guild of America) ve AFRA (American Federation of Television and Radio Artist) sendikası üyesi.
    Konu ile ilgili bir haber yorumda ünlü haftalık Amerikan dergisi Newsweek'te yer aldı:
    "BBC / HBO televizyon dizisi "Saddam'ın Evi"ni gören herhangi bir kimse elinde olmasa da başrol oyuncusunun eski Irak diktatörüne benzerliğini fark etmiştir. Başka bir şeyden etkilendim. İsrailli aksanı. Benim Kudüs'teki eski bakkalım gibi konuşuyor.
    Geçen 11 Eylül dönemi Hollywood'un Arap zamanı. O zaman niçin İsrailliler pek çok iyi şeye sahip oluyorlar? Yigal Naor'u ele alalım. Saddam dizisinden önce Tel Avivli aktör "Savaşa On Gün Var" filminde Ahmet Çelebi'yi "Rendition"da bir Arap sorgu hâkimini ve Münich"te Filistinli bir militanı oynadı. Seyirciler hatırlayacaklardır "Saddam"da onunla başrolü paylaşan oyuncu arkadaşı İsrailli Uri Gauriel "The Kingdom" filmindeki sorgulama sahnesinde Suudi terörist.
    Bu değişimin uzun bir tarihi var ve bazı İsrailliler Hollywod'un yardımcı oyuncu çemberinin müdavimleri. Sasson Gabai ki kendisinin yarışı Suriye Savunma Bakanı olarak "The Impossible Spy" filmi ile başlamıştır en azından on filmde Arap ya da Müslüman'ı canlandırdı.
    Hatta Chaim Topol bile "West End" sahnesindeki Tevye olarak meşhurdur itibarına rağmen bir Arap rolünü "Cast a Giant Shadow"da oynadı.
    Şüphesiz bazı Araplar Arapları oynuyor. Yetenekli Mısırlı oyuncu Amr Waked HBO dizisinde Saddam'ın kayınbiraderi ve ayrıca "Syriana"da rol aldı.
    Fakat Hollywood örnekleri yönetmenlerin çoğunlukla Batı tarzı roller için İsraillileri seçtiğini söylüyor. Hatta Arap oyuncuların daha inandırıcı davranışlarına zıt olarak. Ve Amerikan filmlerindeki Arap karakterleri çoğu kez terörist olduğundan bu karakterleri canlandırmak önemli Arap sanatçılara cazip gelmeyebilir. Benim eski bakkalım zamanını boşa harcamış olabilir. Bir yıldız olabilirdi." (Dan Ephron Newsweek 29 Aralık 2008)
    İki Yahudi yazarın kaleminden çıkan yazılardan şunu çıkarabiliriz: Hollywood sadece Yahudilerin değil İsrail'in MOSSAD'ın kontrolü altında.
    Lütfen seyrettiğimiz Hollywood dizileri ve filmlerini bu gerçeği bilerek değerlendirelim. Çünkü pek çoğu psikolojik savaş silahları.
    Ramazan K. Kurt


    Hemen Paylaş!


  2. #2
    aklıma geldikçe, aklımdan gitmedikçe...

    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Tecrübe Puanı
    Mesajlar
    10,981

    Standart

    tesekkürler bu paylasim icin
    cok aciklayici olmus




 

 
Künye Uyarı
Powered by vBulletin® Version 4.1.12
Copyright ©2000 - 2015, Jelsoft Enterprises Ltd.
Extra Tabs by vBulletin Hispano
Sanal Dünyanın Gerçek Ailesi
Copyright ©2007-2015 Forumuz.Net

Sosyal paylaşım platformu olan Forumuz.Net sitemizde, kullanıcılar, 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumuz.Net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İLETİŞİM panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumuz.Net yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.


sohbet